AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ

K Ü L T Ü R
'Ne kadınlar' sahneleniyor

Şiirleri sahnelenen Attila İlhan, 'Ne Kadınlar Sevdim' adlı oyunun, şiirlerindeki gerilimli atmosferi yansıttığını, fakat bu gerilimin geri planında olan siyasi baskıyı göremediğini söylüyor.

  • HALE KAPLAN ÖZ
    Attila İlhan'ın şiirlerinden Enver Aysever'in projelendirip, sahneye koyduğu "Ne Kadınlar Sevdim" adlı oyun İstanbul'da birkaç farklı salonda sahnelenmeye devam ediyor. Oyunda, Köksal Engür ve Songül Öden rol alıyor. Attila İlhan'ın herkesçe sevilen ve ağırlıklı olarak aşk, yalnızlık, büyük kentler ve yolculuk temalarından oluşan şiirlerinin kullanıldığı, baştan sona sinemasal bir kurgu ve farklı bir tiyatro dili oluşturularak kurugulanan oyun, otuz beş yıl aradan sonra şairi tiyatro salonuna getirmesiyle de dikkat çekiyor. Attila İlhan'ın gerilimli bir dramatizme sahip aşk temalı şiirlerinden oluşan "Ne Kadınlar Sevdim" adlı oyun bu akşam Muammer Karaca'da sahneleniyor. Oyun Aralık ayı içerisinde de Devlet Tiyatroları Taksim Sahnesi'nde perde açacak. İlhan'ı tiyatroya, hem de şiirleriyle geri getiren oyun, İstanbullu sanatseverin oldukça yoğun ilgisiyle karşılaşıyor.

    Tiyatroyu sevmiyorum ama nefretim de yok

    Çok uzun bir süredir tiyatroya gitmediğini bildiğimiz Attila İlhan tiyatroya uzaklığının sebebini kendi neslinin formasyonunun sinema olmasıyla açıklıyor. İlhan'a göre insan önce sinemayı tanır, onun tadına varırsa ve bu zamana kadar tiyatroyu görmemiş veya çok az görmüş olursa tiyatroda diğerlerinin duyduğu heyecanı duymaz. Çünkü sinemaya oranla tiyatro daha az gerçekçidir. Sinemada hiçbir zaman kapıları kapanan bir sarayın duvarlarının sallanmadığı ama tiyatronun dekorunun sallandığı örneğini yineleyen İlhan bu durumun bütün illüzyonu bozduğunu söylüyor. İlhan'ın tiyatroya uzaklığının bir diğer sebebi de aktör arkadaşlarını sahnede gördüğünde inandırıcı bulmaması. Attila İlhan, bu ve benzer nedenlerle tiyatroyu cazip bulmadığını söylüyor ama "Nefretim yok" diye eklemeyi de unutmuyor.

    Oynamayın demedim ama sahnelenmedi

    Daha önce Murat Gülsoy tarafından da sahneye uyarlanan Attila İlhan şiirleri dönemin siyasi baskıları nedeniyle sahnelenememiş. "Murat Gülsoy'un hazırladığı piyes içinde de on-on beş şahıs vardı ki; benim şiirlerimde zaten şahıslar vardır. O karakterleri yaşatmışlardı ve daha büyük bir piyesti. Oynamayın dememiştim ama sahnelenmedi. O zamanlarda sanıyorum ki biraz solculuk-molculuk meseleleri oldu. Artık çok şükür böyle şeyler yok artık Türkiye'de." Tiyatroyu sevmeyen İlhan, şiirlerinin oyun haline getirilerek sahnelenmesine nasıl izin verdiğini şöyle anlatıyor. "Bu arkadaşımız yapmış bana başvurdu. Ben önce ciddiye almadım. Tiyatronun bizzat içinde olduğu için okusun diye kızkardeşime verdim. O bana "Zannettiğin kadar kötü değil. Bu pekala olur" dedi. Bunun üzerine sahnelenmesine karar verdik."

    Hava yapmaya çalışmışlar

    Beğendiniz mi peki oyunu izlediğinizde?

    Bir hava yapmaya çalışmışlar. Benim şiirlerimde bir gerilim havası vardır. Bir dramatik hava vardır. Kadınlarla ilgili kısımlarda da bir imkansız aşk atmosferi vardır. Bunu yapmaya gayret etmişler daha modern hava vererek. Ama bence temsilin en önemli yanı bir şiir dinletisi gibi düşünülmemesiydi. Yani orada bir piyes gerçekleştirmeye çalışmışlar ve mısralarda diyalog kurmuşlar. Benim şiirim de buna müsait zaten. O zaman bir atmosfer oluyor ve o atmosferin içinde bir entrika yürüyor, insanlar var ve beşeri bir dram yaşanıyor. Bu dram hissediliyor. Piyesi ben kızkardeşimle beraber seyrettim. Bana piyese kapıldığını söyledi. Demek ki sürükleyen bir tarafı da var.

    Karakterler piyese iyi oturtulmuş muydu, sizin imgeleminizdeki kadın, sahnede var mıydı?

    Onları benim tasarımımda yaşadığım veya onların bir kısmı gerçektir de. O insanları aynen gerçekleştirmelerini zaten düşünmemek lazım. Çünkü sanatlardan iki tanesinde yorum kişiye mahsustur. Müzikte ve şiirde bu böyledir. Benim tasarımımdaki kadınla rejisörün kafasındaki kadının aynı olması mümkün değil. Oradaki tüm seyirciler için Aysel başka biridir. Roman ve diğer sanat türlerinde tasvirat çok fazla verildiği için tipi mümkün mertebe orada anlatılana yakın düşünürsünüz. Ama şiirle müzik öyle değil. Öyle bir hava veriliyor ki, sen o havadan bir insan tipi çıkartıyorsun. Senin çıkardığın insan sana göre oluyor aslında. Bu nedenle "Benim istediğim gibi oldu mu?" diye değerlendirmeyi düşünmedim ben.

    İki endişe, bir eleştiri

    Attila İlhan'ın Ne Kadınlar Sevdim'in sahnelenmesine iki endişeyle izin verdiğini söylüyor. "Biri, şiirimin atmosferini gerçekleşti-rememeleriydi. Çünkü sıradan bir hayat atmosferi değildi, gerilimli bir hayat atmosferidir benim şiirlerimdeki. Onu becermişler. Mizansen biraz sıkılaştırılmalıydı bence ki, o da oynadıkça olacaktır. Bir diğer kaygım şiirleri, mısra mısra değişik yerlerde kullanıyor olmalarındandı. Ama oyunda vahim bir saçmalık görmedim. Seyrederken bir akış oluyor." İlhan sahne aksiyonunu beğendiği oyunun tek eksik tarafını ise aşk temasının arka planında buluyor. "Oyunda eksik gördüğüm tek taraf gerilimli atmosferin ardındaki siyasi baskının hissedilmiyor olması. Aşk teması bende de öndedir ama o aşktaki o imkansızlığın gerideki sebeplerinin psikolojik değil, sosyolojik ve politik olduğu hissedilmeliydi."

    BÖYLE BİR SEVMEK

    Ne kadınlar sevdim zaten yoktular
    Yağmur giyerlerdi sonbaharla bir
    Azıcık okşasam sanki çocuktular
    Bıraksam korkudan gözleri sislenir
    Ne kadınlar sevdim zaten yoktular
    Böyle bir sevmek görülmemiştir
    Hayır sanmayın ki beni unuttular
    Hala ara sıra mektupları gelir
    Gerçek değildiler birer umuttular
    Eski bir şarkı belki bir şiir
    Ne kadınlar sevdim zaten yoktular
    Böyle bir sevmek görülmemiştir

    Yalnızlıklarımda elimden tuttular
    Uzak fısıltıları içimi ürpertir
    Sanki gökyüzünde bir buluttular
    Nereye kayboldular şimdi kim bilir
    Ne kadınlar sevdim zaten yoktular
    Böyle bir sevmek görülmemiştir .
    ATTİLA İLHAN

  •  
    İyi melek, kötü karga!
    İbrahim Çiftçioğlu son sergisinde iyi-kötünün arka bahçesinde geziniyor
    'Sinemanın hep yanında olacağım'
    Türk sinemasının 89. yıl kutlamaları Kültür ve Turizm Bakanı Erkan Mumcu'nun verdiği kokteylde son buldu. Gecede bir araya gelen sinema camiası, Türk sinemasının güzel gelişmelere gebe olduğu fikrinde birleşirken Bakan Mumcu, "Sinemamızın 90. yılına başarılarla gireceğiz. Ne yaparsak birlikte yapacağız. Ben hep sinemanın yanında olacağım" dedi. Vedat Türkali'nin bu yıl ilk kez hazırlanan Sinema Bildirisi'ni okuduğu gecede sinemaya verdikleri emekten ötürü İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ali Müfit Gürtuna, Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Bekir Kumbul, Beyoğlu Belediye Başkanı Kadir Topbaş, Vedat Türkali ve Türk sinemasının ilk yönetmeni Fuat Uzkınay'ın kızı Mualla Uzkınay'a birer plaket sunuldu.
  • ÖMER ÇAKKAL


    FUAR GÜNDEMİ
    Sultanahmet Dînî Yayınlar Fuarı'nda
  • Mustafa İslamoğlu saat.13.30'da Denge Yayınları

  • Nurullah Genç saat: 14.00'te Birey Yayıncılık

  • Kemal Ural, Nuriye Akman ve Ali Ural saat:14.00'te Şule Yayınları

  • Nevzat Tarhan saat:13.00'te Timaş Yayınları standında imza gününde.
    İstanbul Eyüp Fuarı'nda

  • Vehbi Karakaş saat:13.00'te Timaş Yayınları standında okurlarıyla buluşacak.
    Ankara Kocatepe Dînî Yayınlar Fuarı'nda

  • Taşkın Tuna Saat:14.00'te Şule Yayınları

  • Sadık Yalsızuçanlar saat:13.00'te Timaş Yayınları standında kitaplarını imzalayacak.

  • 16 Kasım 2003
    Pazar
     
    Künye
    Temsilcilikler
    Abone Formu
    Mesaj Formu
    Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
    Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Ramazan | Arşiv
    Bilişim
    | Dizi | Karikatür | Çocuk

    Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
    © ALL RIGHTS RESERVED