|
AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ |
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
İnsanların farklı görüşlerde olmasını yadırgayanlar az sayıda olmasa gerek. Aslında aralarında görüş ayrılığının bulunması, onların, tam da diriliğine, canlılığına, sağlıklı oluşlarına ve sağlıklı düşünme yolunda bulunduklarına delalet etmelidir. Ama durumu yadırgayanlar insanların tümünün aynı çarktan çıkmışçasına aynı görüş etrafında "yek vücut" olması gerektiğini öngörüyor. Oysa aynı temel ilkeleri paylaşan bir dinin salikleri bile farklı konularda farklı görüşe sahip bulunabilir. Nitekim öyledir de. İslâm tarihinde farklı görüşler çevresinde toplanmış insanlar her zaman var olagelmiştir. Durum böyleyken, günümüzde, insanların tek bir görüş çevresinde "birleşmeleri gereği" üstünde duranlar oluyor. Aslında olmaması gereken ve sağlıksızlık işareti olan husus, tam da budur! Aslında görüşlerin isabetli olup olmaması o kadar önem taşımaz. İsabetli olmasa bile, şayet bir fikir silsilesi kendi içinde bir "görüş" (içtihat) değeri taşıyorsa ona ödül vaat edilmiştir. O görüşte isabet varsa ödül iki kattır. Böylece Müslümanlar'ın görüş geliştirmeleri övülmüş ve özendirilmiş olmaktadır. Bunda yadırganacak ve gocunacak bir husus yok. Böyle olmakla birlikte, günümüzde, bana yadırgatıcı gelen ve beni gocunduran bir husus var. O da, bazılarının İslâmdışı dünya karşısında takındığı boyun eğici, özür dileyici tavır ve onlara benzeme çabasıdır. Bu, geçen yüzyılın ortalarından itibaren kendini tahlil etmede, kendi yerini belirlemede acze düşen ve bu sürecin sonunda yanlış kararlarla Batı uygarlığını taklit etmeye çalışan bir tür Müslüman'ın benimsediği tutumdur. Kendi yerini belirlemede acze düştüğü için aşağılık duygusuna kapılan bu Müslüman tipi, önünde Batı uygarlığını taklit etmekten başka açık bir yol görememiştir. O, kendini ne tam Müslüman olarak tanımlayabilmiş, ne de tam kâfir saymıştır. Ne İslâm'a mahsus kurumların künhüne vakıftır, ne Batı uygarlığının kurumlarına… İkisinden de mahrum olduğundan hiç birine sahip değildir; dolayısıyla hiçbirini yetkiyle tasarruf edememiştir/edemiyor. İşte, özür dileyici bu tavır sahiplerinin günümüzdeki uzantıları tevarüs ettikleri aynı tavrı sürdürüyor. Burada, bir tek örnekle yetinelim. Tutalım ki, ortalarda "feminizm" denilen bir akım varsa, onlara göre feminizm, İslâm'a yabancı değildir ve "asıl feminizm" İslâm'da vardır(!). Çünkü İslâm, başka her türlü dinden ve dünya görüşünden daha çok kadına değer vermektedir. Bu küme içinde mütalâa edilebilecek Müslümanlar için İslâm'ın kadına verdiği değerle, feminizm adına geliştirilen sapkınlık arasındaki farka dikkatimizi yöneltmemizin anlamı yoktur; anlamlı olan husus mevcut söylem içinde yer almış olan feminizmin İslâm'da da yeri olduğunu savunmaktır! Aynı şekilde, Batı uygarlığının, daha dar anlamda kapitalizmin kadını çalışmak zorunda bırakması, onun ucuza elde edilen işgücünün istismarı sadedinde çalışmaya zorlaması, bunun da arkasından sanki kadına iyilik yapıyormuş pozuna girerek yaptığı işin adına "kadının çalışma özgürlüğü" diyerek "yüceltilmiş" bir kandırmayla insanları avutması, sözünü ettiğimiz Müslüman tipi için önem taşımaz. Onun için önemli olan İslâm'ın da kadına çalışma "ruhsatı" vermiş olmasıdır. 19. yüzyıldan başlayıp günümüzde de varlığını sürdüren bu boyun eğici tavır, çoğu kimseyi yanıltıyor. Bu tavrın ortaya koyduğu anlayışın yanlışlığını ileri sürenlere de, gene Batı'dan aşırılmış kelimelerle radikal veya fundamantalist ve benzeri sıfatlar yakıştırılıyor. Özür dileyici tavır sahiplerinin ileri sürdükleri mütalâalar görüş (içtihat) niteliği taşımıyor. Onların amacı, İslâm'ı İslâm dışı anlayışlarla uzlaştırmaya, dolayısıyla fesada matuf bir çabanın ürünüdür. Bu tür çabalar İslâm dairesinin dışına düşer, böyle olduğu için İslâmî bağlamda görüş değeri taşımaz. İslâm'ın teşvik ettiği ve ödüllendirdiği zihin çabası bu değildir. Onun öngördüğü zihin çabası İslâm dairesinin içinde kalan, kendini İslâm'ın kavramlarıyla ve onun kurumlarıyla tanımlayan çalışma biçimidir. Batı kültürüne ait kurum ve kavramlara İslâmî terimlerle yaklaşmaya veya İslâm kültürüne ait kurum ve kavramları Batı kültürüne ait telâkki tarzıyla yorumlama girişimine kasıtlı bir çabadır diyemiyorsak, cehalet eseridir demek gerekecektir.
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Ramazan | Arşiv Bilişim | Dizi | Karikatür | Çocuk |
© ALL RIGHTS RESERVED |