AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ

Y A Z A R L A R
Bu kadarı vefasızlık...

Pek az haber gelişerek oluşsa da gazeteciler haberin bir süreç olduğuna inanırlar. Yazılıp oluşmasında hiç dahlim bulunmadığı halde, "Andıççılar Zirvesi" haberi, benim için tam bir 'süreç haber' oldu.

Bir gazete patronunun, Ankara Sheraton Oteli'nde 28 Şubat'ın önemli birkaç gazetecisiyle buluştuğuyla ilgili Yeni Şafak haberini herhalde okudunuz. Haberde patronun adı geçmediği gibi, görüştüğü gazeteciler de açık kimlikleriyle yer almıyordu. Ancak, kısa süre içerisinde, 'Haberde kim kimdir' üzerinde herkes fikir beyan etmeye başladı. Daha gün bitmeden tüketildi haber...

Basın câmiası sanıldığı kadar geniş ve kalabalık değil; insanların yolları da sıklıkla kesişiyor bu câmiada... Diğer patronlara ulaşamadım, ama Dünden bugüne Tercüman gazetesinin sahibi Mehmet Ali Ilıcak, haber üzerine kendisiyle konuştuğumda, Fatih Çekirge ile ara sıra görüştüğünü söyledi. Saygı Öztürk ise yakında Tercüman'a gelmiş ve konuşmuşlar; "Biz kadroyu zenginleştirmek için yeni isimler peşindeyiz" dedi M. Ali Ilıcak... Anladığım kadarıyla, Saygı Öztürk ile bir anlaşma olmamış... Anlaştıkları, Fatih Çekirge'nin yönettiği Star gazetesinde Ankara temsilciliği yapan Murat Çelik imiş... "Murat Çelik bizde yazacak" dedi M. Ali Ilıcak...

Haberin çıkışıyla patlayan gürültüde o kadar çok şey konuşuldu ki, neredeyse "İnsan nisyan ile mâlul" (İnsan unutur) deyişinin yanlışlığına inanacaktım. 28 Şubat ile irtibatlı olmanın hiç de iyi ve hayırlı bir özellik olarak görülmediği fikrine bile kapılasım geldi. "Patronlar açısından 28 Şubat süreciyle özdeşleşmiş isimlerle çalışmak bundan sonra zor olacak" diye düşünebilirdim de...

Ancak gerçeğin bu görüntüden hayli farklı olduğunu biliyorum.

Bu tür söylentilerin çıkmasının sebebi, Uzan operasyonu başlar başlamaz Star gazetesinde yaşanan altüst oluşta cepheler oluşması... Bazı gazeteciler "Ben bu yönetimle çalışmam" dediler ve Can Ataklı'nın gelişinden sonra Star'dan koptular. Star'ın Ankara temsilcisi Murat Çelik ile yazar Sezai Şengün bunlardan... Bazıları ise yönetim değişmesine rağmen gazetede çalışmaya devam etti; sözün gelişi Saygı Öztürk bunlardan biriydi. Onun Can Ataklı'nın yönettiği bir gazetede nasıl kalacağını merak ediyordum; merakım kısa sürede giderildi: Önce yazıları kesildi Saygı Öztürk'ün, sonra da Star'dan ayrıldığı duyuldu.

Son söylentilerin ardında, Fatih Çekirge, Murat Çelik ve Sezai Şengün'ün, üçlü olarak, bir dergi projesi üzerinde çalışmalarının ne derece rolü var? Saygı Öztürk de, Star'dan koptuktan sonra, doğal olarak, üçüyle daha sık görüşmüştür. Bu üçlünün yakın zamanda farklı mekânlarda bir gazete patronuyla görüşmesinin sebep olduğu heyecanı anlamakta cidden zorlanıyorum. Hatta, "Başka patronlarla görüşmemişler mi?" sorusunu da zihnimden tamemen silmiş değilim.

Şu anda ortaya çıkan tablo şu: Fatih Çekirge'nin yönettiği Star gazetesinin Ankara temsilcisi Murat Çelik, bundan böyle, Dünden Bugüne Tercüman gazetesinde yazarlık yapacak... Star'ın aynı dönem yazarlarından Saygı Öztürk de M. Ali Ilıcak'la görüşmüş, ama onunla herhangi bir anlaşma söz konusu değil; muhtemelen Gözcü gazetesinde çalışacak o. Saygı Öztürk'ün Rahmi Turan'ın yönettiği Gözcü'de Ankara temsilcisi olması sürpriz sayılmaz da, neden Hürriyet'te değil? Fatih Çekirge ise, ekibinin geri kalanıyla, şimdilik dergi projesi üzerinde çalışmayı sürdürüyor...

Peki de, bu haber neden bu kadar ses getirdi? Galiba işin içine 28 Şubat süreci ile irtibatlı isimler girdiği için... Eğer, 28 Şubat'la ve 'andıç' ile irtibatlandırılabilecek gazeteciler Tercüman gazetesinin sahibiyle görüşmemiş olsaydılar, haberin bu denli gürültü koparması beklenemezdi. Nitekim, Star'dan ayrılmasından sonra Fatih Çekirge'nin ismi pek çok medya patronuyla çıktı, kimse oralı bile olmadı.

Tercüman gazetesinde 'andıçlanmış" yazarlar var. Hatırlayacaksınız, onların isimlerini de içeren 'andıç', Fatih Çekirge'nin Ankara temsilcisi olduğu dönemde Sabah'ta yayımlanmıştı. Nazlı Ilıcak 'andıç' konusunu deşifre eden, kamuoyunun bilgilenmesini sağlayan gazeteci; bu yüzden mahkemelik bile oldu. Bu bakımdan, '28 Şubat' ve 'andıç' sözcüklerini ihtiva eden bir haberin Ilıcak soyadını akla düşürmesi, basın câmiasında heyecana yol açabiliyor. M. Ali Ilıcak, gülerek, "İyi bâri" dedi, "Çevik Bir ve Erol Özkasnak ile de adım çıksaydı…"

Kopan gürültü arasında güme gittiği halde beni müthiş rahatsız eden bir yön var: Ne yani, 28 Şubat'ın faturası bütünüyle Fatih Çekirge, Saygı Öztürk ve Murat Çelik'e mi çıkartılacak? Onları, "Silâhsız kuvvetler göreve" manşetini atanlar ve her vesileyle "28 Şubat doğruydu" demekten kendilerini alamayanlardan ayıran ne var? Fatih Çekirge geçmişte 'Bandırma Vapuru' türü sistemi sorgulayan, ya da Fethullah Gülen'e sahip çıkan tv programları yapmamış mıydı? Biraz aşırıya kaçmıyor musunuz arkadaşlar?

28 Şubat kötü bir süreçti, kötücüldü; o süreç ile isimleri arasında ortaklık kurulan kişilere tepki duyulması doğal. Ancak, bütün bu tartışmada daha hazin bir yön var: 28 Şubat sürecine vaktiyle katkıda bulunanların 28 Şubat'a destek vermiş gazetecilere sahip çıkmamaları ve onları el kapısına muhtaç etmeleri...

Bu kadar vefasız da olunmaz ki...


16 Kasım 2003
Pazar
 
TAHA KIVANÇ


Künye
Temsilcilikler
Abone Formu
Mesaj Formu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Ramazan | Arşiv
Bilişim
| Dizi | Karikatür | Çocuk
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED