Yeni Safak Online...
T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

Y A Z A R L A R
Felaket senaryosu, Dicle-Fırat savaşı ve Amerika'nın Güneydoğu ısrarı

Amerika, İngiltere ve İsrail, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nden Irak'a saldırıya gerekçe oluşturabilecek hiçbir karar çıkmayacağını bildikleri halde Irak'a saldırı için neden bu kadar ısrar ediyor? Bu üç ülke, bütün dünyanın şiddetle karşı olmasına rağmen neden geri adım atmıyor, hiçbir çözüme yanaşmıyor?

ABD cephesine karşı, Almanya, Fransa, Rusya ve Çin nasıl oldu da bu kadar kararlı bir dayanışma ve direniş gösteriyorlar? Almanya ve Fransa Afrika'dan Ortadoğu'ya, Latin Amerika'dan Asya'ya kadar dünyayı ABD'nin planlarına karşı neden harekete geçmeye çağırıyor? Atlantik İttifakı'nı paramparça eden, Avrupa Birliği'ni zayıflatan, NATO'nun itibarını yerle bir eden bu küresel bölünme, Saddam Hüseyin yönetimini ayakta tutmak için mi? Ya da, Amerika ve müttefiklerinin Irak'ın petrollerini ele geçirmesinden duyulan kaygı mı sadece?

Bizler, Saddam Hüseyin'in ne kadar zalim olduğuna, Irak'ın füzelerinin menzilinin ne kadar olduğuna, Irak'ta demokrasi olup olmadığına, Amerika ile işbirliği yapmamız halinde kaç dolar alacağımıza veya Irak bunalımının "teröre karşı savaş" içinde nasıl değerlendirilebileceğine dair "önümüze sürülen" gerekçeleri tartışmaya, zihinlerimizi esir alan propaganda mekanizması içinde bocalamaya devam edelim. Türkiye'nin ABD'nin safından yer almaktan başka hiçbir şansı olmadığına dair kamuoyunu aldatmayı sürdürelim. Küresel savaşın aktörleri Irak'la başlayacak ve Türkiye dahil bütün Ortadoğu'yu içine alacak "felaket senaryosu"nu adım adım uygulamaya başladı.

"Silahsızlanma" ve "rejim değişikliği" söylemleri arasında Irak üzerinden bütün Ortadoğu'yu kapsayacak vahşi bir kaynak savaşı başlıyor. 11 Eylül sonrası başlatılan küresel istila ve yağma savaşı içinde sadece enerji kaynakları hedeflenmiyor. Dünyanın bütün zenginlikleri ve ticaret yolları işgal ediliyor. ABD ve müttefiklerinin Irak'a saldırısının gerekçesinin petrol olduğunu bilmeyen yok. Ancak bir konu daha var ki, Türkiye'de kimse buna dikkat çekmiyor: Su...

Dicle-Fırat savaşına hazır olun

Biraz gözlerini açan herkes, Irak'ın petrol kaynaklarını ve Kuzey Irak'taki uranyum kaynaklarını ele geçirmenin yanında, Dicle ve Fırat'ın sularını denetim alma düşüncesinin saldırganlığın arkasındaki en güçlü motivasyon olduğunu anlayacaklardır. İsrail kaynaklarının, "Irak'ın kuzeyi ve güneyindeki petrol kaynakları ile Dicle ve Fırat havzasına yerleşecek Amerikan ordusunun Ortadoğu'nun gelecek on yılında devrim niteliğinde değişiklikler yapacağı"na dair iddiaları, Almanya Dışişleri Bakanı Joshicka Fischer'in, "Frat ve Dicle havzasına yerleşecek bir Amerikan ordusunun bölgede neler yapacağına dair kuşkular"ı, Irak'tan sonra Suriye'ye yönelik projelerin hayata geçirilecek olması bölgesel senaryoların aslında ne kadar kapsamlı olduğunu, bunlara karşı Türkiye kamuoyunun nelerle meşgul edildiğini gözler önüne seriyor.

Amerika, İngiltere ve İsrail, "petrol kadar Dicle ve Fırat'ın suyu"nu da istiyor. Öyle ki, savaş sonrası "Dicle ve Fırat'ın suyunun boru hatları ile İsrail'e akıtılacağı", Ortadoğu'nun su ihtiyacının bu kaynaklardan sağlanacağı, İsrail'in Lübnan ve Suriye ile yaşadığı problemlerin sebeplerinden biri olan su sorununun da böylece çözüleceği belirtiliyor. Dicle ve Fırat nehirlerinin geçtiği bölgelerin de petrol kaynakları ve boru hattı güzergahları gibi kontrol altına alınacağı, Suriye'ye yönelik kuşatmanın arkasında bu sebebin yattığı, ABD ve müttefiklerinin Ortadoğu'nun petrolünün yanı sıra, su kaynakları üzerinde tam denetim istediği belirtiliyor.

Bu ülkelerin petrolün yanı sıra bölgede bir de "su sektörü" oluşturacak. İsrail su ihtiyacını giderirken Amerika ve İngiltere bölgede su yatırımları yapacak ve satacak. Tony Blair, Kuzey Irak'ta barajlar inşa etmeyi planlıyor. Irak'tan sonra Suriye ve İran da silahsızlandırılıp İsrail için tehdit oluşturmalarının önüne geçilecek ve Doğu Akdeniz'den Basra Körfezi'ne kadar İsrail'den başka hiçbir güç kalmayacak. Bölgenin bütün direnç noktaları kırılacak. O zaman bu senaryo rahatça uygulanacak. Yani bütün bölge köleleştirilecek.

Bölgenin suya olan bağımlılığı, kaynaklarının kıtlığı ve en önemli su kaynağının bu iki nehir olduğu göz önüne alınırsa, suyun ne derece stratejik bir yatırım olduğu da anlaşılır.

ABD askeri neden Türkiye'ye geliyor?

Şimdi Amerika'nın Güneydoğu'ya neden asker yığmak istediği anlaşılmıyor mu?

Dicle ve Fırat'ın Türkiye topraklarından çıkıp Basra Körfezi'ne döküldüğünü ve yabancı orduların bu nehirlerin havzaları ile enerji bölgelerine yerleşeceği gerçeğini hatırlarsak "büyük oyun"u ve ortaya çıkaracağı tehlikeyi anlarız. O zaman Ortadoğu'nun haritasının nasıl değişeceğini öngörebiliriz.

Türkiye'nin Amerika'nın Irak'a saldırısına destek vermesi veya topraklarını ABD askerine açması öyle birkaç milyar dolarlık kredi meselesi değil. Kuzey Irak'ta bir Kürt Devleti kurulmasıyla da sınırlı değil. Meclis tezkeresine red veya evet oyu verenler bu "felaket senaryosu"nu görmeli. Amerika'nın Güneydoğu üzerindeki ısrarı sürecek. Buraya gelecek ABD askerleri yıllarca geri gitmeyecek. Açılan üsler kapatılamayacak. ABD, Irak'a güneyden ve Ürdün üzerinden saldırabilir. Buna gücü yeter. Neden bunu yapmıyor? Bu, Dicle ve Fırat senaryosunun Türkiye ayağına hazırlıktan başka bir şey değil. Böyle bir senaryoya destek verenler, bütün bölgeyi esir alacak bir projenin önünü açmış olacak. Tarih onları hiçbir zaman affetmeyecek.


8 Mart 2003
Cumartesi
 
İBRAHİM KARAGÜL


Künye
Temsilcilikler
ReklamTarifesi
AboneFormu
MesajFormu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Ramazan | Arşiv
Bilişim
| Aktüel | Dizi | Röportaj | Karikatür
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED