AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ

D İ Z İ
Irak pandoranın kutusunu açacak

Irak'ın Amerika için tek hedef olmadığını belirten uzmanlar, Irak'tan sonra sıranın bölgedeki diğer ülkelere gelebileceği uyarısında bulundular.

ABD'nin Irak'a yönelik askeri harekatı başarıyla sonuçlandırması halinde Ortadoğu'daki muhtemel gelişmeler konusunda çeşitli yorumlar yapılıyor. Irak'ın Amerika için tek hedef olmadığı, bölgede önemli değişikliklerin gündeme geleceği ifade ediliyor. Irak Savaşı Birinci Dünya Savaşı dönemindeki sömürge paylaşımına benzetilirken, bölge haritasının İngiltere ve Fransa tarafından cetvelle oluşturulduğu, bölgedeki istikrarsızlığın Osmanlı Devleti'nin tasfiye edilmesinden sonra ortaya çıkan boşluğun doldurulamamasından kaynaklandığı kaydediliyor. İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra Amerika'nın bölgeyi İngiltere'den devraldığı, ancak Ortadoğu'daki boşluğu dolduramadığı, soğuk savaş döneminin kapanmasından sonra dünyanın tek patronu gibi davrandığı belirtiliyor. Türkiye'nin Ortadoğu'daki tarihi haklarından Lozan Antlaşması ile vazgeçtiği ifade edilirken, bunun Türkiye'nin bölgenin sorunlarıyla ilgilenmemesi anlamına gelmediğine, Irak dahil pek çok ülke ile kültürel, tarihsel ve dinsel bağları olduğuna dikkat çekiliyor, bölge barışının ve istikrarın sağlanmasında önemli rol oynayacağı kaydediliyor. Atatürk'ün Balkan ve Sadabat Paktları ile Türkiye'nin etrafında güvenlik çemberi oluşturduğunu hatırlatan uzmanlar, Irak Savaşı'na bu perspektif ile bakılması gerektiğini vurguluyorlar.

Amerika'nın Irak operasyonunu yorumlayan MİT eski mensubu ve iktisat profesörü Mahir Kaynak, "Irak, Amerika için tek hedef değil. Bence askeri harekat uzun sürmeyecek, 1 ayı bulmayacak. Kuvvet dengeleri bellidir. Bölgede başka değişiklikler olacak" şeklinde konuştu. Amerika'nın Irak'ı etnik-dini yapıya göre şekillendirmek istediğine dikkat çeken Prof. Kaynak, "Bölgede ortak bir halk yok. Çatışma yayılabilir, Türkiye'yi etkiler, İran'a sıçrar. Bu nedenle ABD'nin dikkatli olması lazım. Benim bildiğim modern bir ülkede devlet-vatandaş ilişkisi vardır. Ama görüyoruz ki ABD bölgeyi ırk esasına uygun olarak şekillendirmeye çalışıyor. Bölge halkının bütünleşmesine engel olunmaya çalışılıyor. İç güçler bu planın parçası olarak kullanılıyorlar" dedi.

Kürtler'i ABD'nin kucağına ittik

"Türkiye bu süreçte Irak'ta etnik-dini yapıya dayanan bir yapıyı savunmamalıdır. Nedir Kürtler'in karşısına Türkmenler'i koymak? Kuzey Irak'taki herkes soydaşımızdır, hepsini koruruz denilmelidir. Bunu kabul etmezseniz meseleyi çözemezsiniz Etnik-dini yapı üzerine bir ulus kurulamaz. Türkiye Kuzey Irak'ta provokasyonlara karşı hassas olmalıdır. Biri bir kurşun atar, nereden geldiğini anlamazsınız, herşey kördüğüm olur" diyen Prof. Kaynak, "Oradaki Kürtler kültürel olarak Türkiye'ye yakındır. Türkiye dar geçitten geçiyor. Türkiye'deki Kürtler en ufak olumsuz tavır sergilemedi. Kuzey Irak'taki Kürtler'in bizimle birlikte yaşama tecrübeleri var. Kürtler Yahudiler'le birliktedir derseniz olmaz. Kürtler'in Yahudiler'le ne dini ne kültürü ne uyar, ne de ortak tarihi geçmişleri vardır. Türkiye, Kuzey Irak'ta Kürt-Türk ayrımı yapmamalıdır. Bin yıl birlikte yaşadığımız bir topluluğu nasıl kendimize düşman ettik, nasıl Amerika'nın, Yahudiler'in kucağına bıraktık, düşünmek lazım. Adam 5000 kilometreden gelip senin 'Kürt'ünü sana karşı kullanmaya çalışıyor" şeklinde konuştu.

İngilizler AB'yi iknaya çalışıyor

ABD'nin Ortadoğu politikası hakkında Avrupa, Çin ve Rusya'nın pozisyonlarını değerlendiren Prof. Kaynak, "Çin'i bu bölgedeki gelişmelerin dışında tutmak lazım. Çin'in ABD'ye sorun çıkaracağını sanmıyorum. İngiltere, Avrupa'ya yaklaşmaya çalışıyor. Tony Blair, 'gelin ekonomik sorunları birlikte çözelim' diyor. Esas sorun ekonomiktir. Ekonomide 1927'de olduğu bir bir kriz dalgası bekliyor. ABD bunu aşmak istiyor. Eğer aralarında anlaşma sağlanırsa Türkiye'ye fazla ihtiyaç kalmayacaktır. Türkiye açısından olumsuz olur, Türkiye'nin önemini ortadan kaldıracak bir gelişme olur" dedi.

Dr. Nihat Ali Özcan Ortadoğu'nun ABD'nin çıkarları açısından önemli yer tuttuğunu belirterek, "Birincisi Ortadoğu'nun jeopolitik konumundan kaynaklanan bir durum, ikincisi Batı dünyasının en büyük gücü ABD'nin uluslararası sistemdeki ekonomik entegrasyon ve karşılıklı bağımlılık gereği enerji güvenliğini sağlaması açısından çok önemli. Ayrıca iç politik nedenlerden dolayı İsrail'in güvenliği ABD tarafından önemseniyor" dedi. Irak Savaşı'nın ABD'nin Ortadoğu'da oluşturmaya çalıştığı yeni düzenin başlangıcı olarak görülmesi gerektiğini de belirten Özcan, ABD'nin zayiat vermeden operasyonu bitirmesi halinde eş zamanlı olarak BM'yi de devreye sokmaya çalışacağını düşünüyor.

ABD Irak'tan çıkmayacak

ABD'nin Bağdat'a girdikten sonra bölgede kalacağını ve Filistin sorununa el atacağını kaydeden Özcan, "Arafat'ın pozisyonunu güçlendirmek için bazı gelişmeler oldu. Başbakanlık kurumu oluşturuldu. ABD, Suriye ile İsrail arasında bir anlaşma sağlanması için devreye girecektir. Sıcak bir anlaşma değil, ama soğuk bir barış anlaşması olabilir. İsrail'in güvenliğini açısından önemlidir bu. Böylece Lübnan'daki örgütleri kontrol altına alabilecektir. Hizbullah'a yönelecek, İran'ın Lübnan'daki nüfuzunu ortadan kaldırmaya çalışacaktır. ABD'nin sonraki hedefi Suudi Arabistan. Ancak burada değişik bir politika izleyecek. Eğitim, kültür, internet gibi çok yönlü gelişmelere kapı aralayacak. Vehhabi yapıyı bu şekilde çözmeye çalışacak diye düşünüyorum" dedi. Özcan, "Kuzey Irak'ta kısa ve orta vadede bir Kürt devleti kurulacağına ihtimal vermiyorum. Ama Kürtler'in kazanımları artacak" dedi. Türkiye'nin bu süreçte AB ve ABD'nin çift yönlü baskısıyla karşılaşabileceğine dikkat çeken Özcan, "AB, azınlık meselelerini gündeme getirecektir. Türkiye'nin bu süreçten yara almadan çıkması karar alıcıların performansına bağlıdır" diye konuştu.

Kısa sürede istikrar zor

Türkiye'nin Washington eski Büyükelçisi Nüzhet Kandemir, ABD'nin amacının Irak'tan sonra bölgede yeniden bir yapılanmayı sağlayacak adımlar atmak olduğunu belirterek, "Irak'ın etnik ve dini yapısı dikkate alındığında kısa sürede bir istkrarın sağlanabileceğini ileri sürmek gerçekçi değildir. Bu ülke rejiminde zaman içinde çeşitli rejim değişiklikleri beklemek gerçekçiliğin bir gereğidir" dedi. Irak'ın kuzeyinde iki başlı Kürt oluşumunun bağımsız bir devlete dönüştürülmesi yolunda, Batılı ülkelerin de teşvik ve desteği ile bir abartılı gayretin mevcut olduğunun görüldüğünü kaydeden emekli büyükelçi Kandemir, "ABD ve İngiltere'nin Irak'ta giriştikleri savaşta, uzun süredir eğitip yetiştirdikleri Kürt unsurlardan yararlanmak isteyecekleri ve bunun karşılığında da onların bağımsızlık beklentilerini hoşgörüyle karşılayacaklarını söylemek mümkündür" şeklinde konuştu.

Türkiye zayıf konuma düşebilir

Irak savaşı ABD ve İngiltere'nin beklentileri doğrultusunda sonuca vardığı takdirde Filistin meselesinde ABD'nin ağırlığını İsrail'den yana koyması ve sorunun İsrail tezleri doğrultusunda çözüme kavuşturulmasının beklenebileceğini belirten Kandemir, "Hal böyle olunca ortaya çıkacak denklemden diğer bölge ülkeleri de ister istemez etkilenecektir. Bu sürecin Türkiye'yi doğrudan etkilemesi düşünülemez. Ancak Türkiye, bölge sorunlarında, bu bölgenin büyük ve sözü geçen bir ülkesi konumundan çıkıp daha zayıf bir konuma düşebilir" dedi. "ABD'nin bölgede Türkiye'ye daima ihtiyacı olacaktır. Türkiye'nin işbirliği ABD'nin elini güçlendirici bir faktör teşkil edecektir. Bu itibarla, ABD'nin de Türkiye ile mevcut olduğu bilinen stratejik ortaklık ilişkilerine özen göstermesi ve Türkiye'nin görüş ve menfaatlerini kollaması kaçınılmazdır" diyen Büyükelçi Kandemir, "Irak sonrasında ABD'nin girişeceği düzenlemeler hiç kuşkusuz başta Rusya olmak üzere AB ve Çin tarafından eleştirel bir tarzda izlenecek ve bu ülkeler ile ABD arasındaki çelişkiler derinleşebilecektir" şeklinde konuştu.

Kaynak: ABD, Irak'ta yenilmeden çekilmez

Rusya'nın Irak konusunda Amerika ile bir çatışmaya girmeyeceğini savunan Prof. Dr. Mahir Kaynak, Türkiye'nin de bu ülkelerle ilişkilerini sürdürmesi gerektiğini söyledi. Kaynak, "Türkiye'nin de bu ülkelerle çatışmaması, ilişkilerini sürdürmesi gerekir. ABD'nin kısa sürede Irak'tan çekileceğini sanmıyorum, uzun süreli kalacaktır. ABD için geri çekilme gerilemedir. Bunu kabul etmesi mümkün değil, yenilinceye kadar çıkmayacaktır. Birleşmiş Milletler, 2. Dünya Savaşı'nın kazanan taraflarının oluşturduğu dengenin sonucudur. Bu denge bugün ortadan kalktı. Bu nedenle BM anlamsızdır. Yeni bir uluslararası yapı sözkonusu olabilir, yeni bir yapılanma mümkündür" dedi.

'AB ile ABD arasında paylaşım sorunu çıkar'

Rusya'nın Irak konusunda ABD ile anlaşmış durumda olduğunu savunan Dr. Nihat Ali Özcan, "Çin her ne kadar küresel bir güç olsa da şimdilik ABD açısından ciddi bir sorun değil. Çin'in iç sorunları var, 350-400 milyon insan refah içinde geri kalan 1 milyarlık nüfus kötü durumda. ABD ve AB, Çin'i insan hakları ve demokrasi konusunda sıkıştırıyor. Bu durumda ABD ile gerginlik Çin'in işine gelmez" diyor. ABD ile AB arasındaki çelişkinin devam edebileceğini belirten Özcan, "Almanya ve Fransa'nın bölgeye yönelik tarihi çıkar algılamaları var. Savaştan sonra paylaşım sorunu çıkabilir. Şu an için ABD, İngiltere ile bölgeyi dizayn etmeye çalışıyor. Trendlere baktığımızda bölgede ABD'yi engelleyecek bir güç yok" dedi.

YARIN: Türkiye'nin önemi azalacak mı?

27 Mart 2003
Perşembe
 
Künye
Temsilcilikler
ReklamTarifesi
AboneFormu
MesajFormu

Abdullah Muradoğlu


Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Dizi | Röportaj | Karikatür

Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED