|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Necdet Mahfi Ayral, Feridun Karakaya, Suna Pekuysal, Ayla Algan, Funda Postacı ve Erhan Yazıcıoğlu sahne tozu içinde yaşadıkları birbirinden güzel anıları 27 Mart anısına anlattılar.
HALE KAPLAN ÖZ
Figüranlıktan başrole Necdet Mahfi Ayral: "Muhsin Ertuğrul, Avrupa'da piyesler seyreder, daha sonra onları İstanbul'da tercüme ettirip oynatırdı. 1934'te, Paris'te Yarasa operetini seyretmiş ve bu opereti İstanbul'da oynatmaya karar vermiş. Başrol için de beni düşünmüş. Ardından oyun sahnelenmeye başladı. Uzun bir süre bana hiçbir şey söylemedi Muhsin. Daha sonra arkadaşlarından duydum, beni çok beğendiğini fakat şımarırım diye hayranlığını gizlediğini söylemiş. Ben o zaman bir figürandım, Muhsin bana başrolü oynattı ve ondan sonra tanınmaya başladım." Altı yaşında sahnede Funda Postacı: "1959-1960 yıllarıydı, henüz altı yaşındaydım. Çocuk Tiyatrosu Bölüm Başkanı rahmetli Ferih Egemen, beni bir okul piyesinde görmüş, yetenekli olduğumu düşünmüş. Bizi tiyatroya davet etti. Gittiğimizde oyunu kulisten izledim. Finaldeki kapanış dansınında birden bire ne olduğunu anlamadım, Ferih Bey beni sahneye itti. Ben hiç bilmediğim final dansını, sahnedeki diğer oyuncuları bir geriden gelerek yaptım ve oyunun kadrosundaymışım gibi selam verdim. Birkaç gün sonra Ferih Bey, bir tekstle bize geldi. Anneme başrol oyuncusunun rahatsızlandığını, benim onun yerine oynayabileceğimi söyledi. Okuma yazma bilmiyordum, birkaç gün içinde tüm teksti anne ve babamdan dinleyerek ezberledim. Tiyatro yaşamım böyle başladı. Çok bilinçsiz başladığım tiyatroyu, bir aşık derecesinde çok severek otuz yıldır sürdürüyorum. Telegraflaştınız mı? Ayla Algan: "Benim tiyatroda bütün anılarım ustam olan Muhsin Ertuğrul ile özdeşleşiyor. Rumeli Hisarında Hamlet'i çalışıyoruz açıkhavada, Ben Ophelia'yı canlandırıyorum, Muhsin Ertuğrul yukarıdan izliyor. Ben değişik birşeyler yapmak istiyordum. Mesela Ophelia beyaz giyiyorsa, ben babamın ölümünden sonra siyah giymek istiyordum. Ben o dönem intiharımı da sahnede oynadım. Seyircilerin içinden yukarıya koşuyordum çıldırmış gibi. Sonra aşağıya iniyor ve intihar ediyordum. O esnasında herkes ayağa kalkıyordu ve büyük alkış geliyordu, ben oradan çıkıp gidiyordum. Oyunun oynadığı müddetçe "Telegraflaştınız mı? Onu niye yapıyorsun? Ophelia bunu yapmaz, şunu yapmaz..." derdi bana. Son gün açılıştan sonra geldi sırtımı sıvazladı."Dünyada ilk Opheliasın ki, sahneyi terk ederken alkış alasın." dedi. Böylece barıştık." Hepimizi kandırdın Erhan Yazıcıoğlu: "Gençlik dönemlerimde, Tuzak isimli bir oyun oynardım. Bu oyunda, karısını öldüren bir adamı canlandırıyordum. Piyesin sonuna kadar polisler beni sıkıştırıyordu ama asla katil olduğumu belli etmiyor ve bir o kadar da masum görünüyordum. Aydın'da bir bahçe sinemasında bu oyunu oynarken, ön sıralardan yaşlı bir hanım sahneye doğru geldi. Ben de sahnede eğilmiş, "Ben karımı öldürmedim, ben masumum." diye ağlıyordum. Sahneye uzandı, yanağımı okşadı. "Anlamıyor musunuz? Biz de gördük, katil o değil." dedi. Ben o gün amatörlükle hiç gülmedim, belki bugün sinirlerim bozulabilir gülebilirdim. Piyesin sonunda katil olduğum ortaya çıkınca da yine aynı kadın kalktı "Tüh! Hepimizi kandırdın. Yazıklar olsun rezil herif!" diyerek bana fırça attı."
Şimendifer gibi imza Doksan dört yaşındaki en yaşlı tiyatro sanatçımız Necdet Mahfi Ayral ise imzasının içinde saklı yükü anlatıyor: Benim çok uzun bir imzam varıdır. 1968 'de Jübilemi yaparken davetiye bastırdım, davetiyemin içinde de imzam vardı. Dönemin Maliye Bakanı Cihat Bilgehan'a takdim ettiğimde "Bakın imzama, şimedifere benziyor" dedi. Kendisinin cevabı çok güzeldi: "Öyle olmasaydı bu işi çekmezdi..."
Cyrano'da bir yeniçeri
Feridun Karakaya Cyrano'da bir yeniçeriyi gülerek anlattı: Cyrano'nun savaş sahnesini oynuyoruz. Yeni başlamış bir arkadaş "Kendimi gösteremiyorum diye yakınıyordu." Dedim ki ona: "Al şuradan kılıcı eline, şu mızrağı da al, şimdi içeri geçeceğiz ya, sen Allah Allah Allah diyerek kendini ortaya at." Arkadaş benim dediklerim yaptı, kendini yeniçeri gibi ortaya attı, orkestra çukuruna düştü. Dünyaca ünlü bir oyuhda yeniçerinin ne işi var? Ve sahnede "Sen yaptın, senin yüzünden oldu." diye söylenmeye başladı. Sonuçta kendini göstermiş oldu.
|
|
|
|
|
|
|
|