AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ

K Ü L T Ü R
Unutulmayanlardan unutulmayan anılar

Necdet Mahfi Ayral, Feridun Karakaya, Suna Pekuysal, Ayla Algan, Funda Postacı ve Erhan Yazıcıoğlu sahne tozu içinde yaşadıkları birbirinden güzel anıları 27 Mart anısına anlattılar.

  • HALE KAPLAN ÖZ
    Yaşantımıza ayna tutan, insana, insanı, insanla anlatan tek ve Üst Paleolitik Çağ'dan bugüne gelen eşsiz sanat; tiyatro. Bugün 27 Mart Dünya Tiyatro Günü, tüm sanatseverlerin bu sanata gönül verenlerin günü. Dünyanın içinde bulunduğu siyasi kaosa, ülkenin içinde bulunduğu ekonomik imkansızlara rağmen onlar güldürmeye ve bir yandan da düşündürmeye devam ediyorlar. Bugünde Türkiye'nin emektar tiyatro sanatkarlarını unutamadık ve onlara sanat yaşamları boyunca neleri unutamadıkları sorduk. Necdet Mahfi Ayral, Feridun Karakaya, Ayla Algan, Funda Postacı ve Erhan Yazıcıoğlu sahne tozu içinde yaşadıkları birbirinden güzel anıları 27 Mart anısına anlattılar. Diğerlerinden farklı olan Suna Pekuysal'ın en güzel anısı ise geçmişte yaşadıklarından değildi. "Benim tiyatro ile ilgili tabii ki pek çok anım var. Ama bence bunların arasında en güzeli bu akşam 9 Eylül Üniversitesi'nde bugünün anısına, bana verilecek ödül olacak."

    Figüranlıktan başrole

    Necdet Mahfi Ayral: "Muhsin Ertuğrul, Avrupa'da piyesler seyreder, daha sonra onları İstanbul'da tercüme ettirip oynatırdı. 1934'te, Paris'te Yarasa operetini seyretmiş ve bu opereti İstanbul'da oynatmaya karar vermiş. Başrol için de beni düşünmüş. Ardından oyun sahnelenmeye başladı. Uzun bir süre bana hiçbir şey söylemedi Muhsin. Daha sonra arkadaşlarından duydum, beni çok beğendiğini fakat şımarırım diye hayranlığını gizlediğini söylemiş. Ben o zaman bir figürandım, Muhsin bana başrolü oynattı ve ondan sonra tanınmaya başladım."

    Altı yaşında sahnede

    Funda Postacı: "1959-1960 yıllarıydı, henüz altı yaşındaydım. Çocuk Tiyatrosu Bölüm Başkanı rahmetli Ferih Egemen, beni bir okul piyesinde görmüş, yetenekli olduğumu düşünmüş. Bizi tiyatroya davet etti. Gittiğimizde oyunu kulisten izledim. Finaldeki kapanış dansınında birden bire ne olduğunu anlamadım, Ferih Bey beni sahneye itti. Ben hiç bilmediğim final dansını, sahnedeki diğer oyuncuları bir geriden gelerek yaptım ve oyunun kadrosundaymışım gibi selam verdim. Birkaç gün sonra Ferih Bey, bir tekstle bize geldi. Anneme başrol oyuncusunun rahatsızlandığını, benim onun yerine oynayabileceğimi söyledi. Okuma yazma bilmiyordum, birkaç gün içinde tüm teksti anne ve babamdan dinleyerek ezberledim. Tiyatro yaşamım böyle başladı. Çok bilinçsiz başladığım tiyatroyu, bir aşık derecesinde çok severek otuz yıldır sürdürüyorum.

    Telegraflaştınız mı?

    Ayla Algan: "Benim tiyatroda bütün anılarım ustam olan Muhsin Ertuğrul ile özdeşleşiyor. Rumeli Hisarında Hamlet'i çalışıyoruz açıkhavada, Ben Ophelia'yı canlandırıyorum, Muhsin Ertuğrul yukarıdan izliyor. Ben değişik birşeyler yapmak istiyordum. Mesela Ophelia beyaz giyiyorsa, ben babamın ölümünden sonra siyah giymek istiyordum. Ben o dönem intiharımı da sahnede oynadım. Seyircilerin içinden yukarıya koşuyordum çıldırmış gibi. Sonra aşağıya iniyor ve intihar ediyordum. O esnasında herkes ayağa kalkıyordu ve büyük alkış geliyordu, ben oradan çıkıp gidiyordum. Oyunun oynadığı müddetçe "Telegraflaştınız mı? Onu niye yapıyorsun? Ophelia bunu yapmaz, şunu yapmaz..." derdi bana. Son gün açılıştan sonra geldi sırtımı sıvazladı."Dünyada ilk Opheliasın ki, sahneyi terk ederken alkış alasın." dedi. Böylece barıştık."

    Hepimizi kandırdın

    Erhan Yazıcıoğlu: "Gençlik dönemlerimde, Tuzak isimli bir oyun oynardım. Bu oyunda, karısını öldüren bir adamı canlandırıyordum. Piyesin sonuna kadar polisler beni sıkıştırıyordu ama asla katil olduğumu belli etmiyor ve bir o kadar da masum görünüyordum. Aydın'da bir bahçe sinemasında bu oyunu oynarken, ön sıralardan yaşlı bir hanım sahneye doğru geldi. Ben de sahnede eğilmiş, "Ben karımı öldürmedim, ben masumum." diye ağlıyordum. Sahneye uzandı, yanağımı okşadı. "Anlamıyor musunuz? Biz de gördük, katil o değil." dedi. Ben o gün amatörlükle hiç gülmedim, belki bugün sinirlerim bozulabilir gülebilirdim. Piyesin sonunda katil olduğum ortaya çıkınca da yine aynı kadın kalktı "Tüh! Hepimizi kandırdın. Yazıklar olsun rezil herif!" diyerek bana fırça attı."

    Şimendifer gibi imza

    Doksan dört yaşındaki en yaşlı tiyatro sanatçımız Necdet Mahfi Ayral ise imzasının içinde saklı yükü anlatıyor: Benim çok uzun bir imzam varıdır. 1968 'de Jübilemi yaparken davetiye bastırdım, davetiyemin içinde de imzam vardı. Dönemin Maliye Bakanı Cihat Bilgehan'a takdim ettiğimde "Bakın imzama, şimedifere benziyor" dedi. Kendisinin cevabı çok güzeldi: "Öyle olmasaydı bu işi çekmezdi..."

    Cyrano'da bir yeniçeri

    Feridun Karakaya Cyrano'da bir yeniçeriyi gülerek anlattı: Cyrano'nun savaş sahnesini oynuyoruz. Yeni başlamış bir arkadaş "Kendimi gösteremiyorum diye yakınıyordu." Dedim ki ona: "Al şuradan kılıcı eline, şu mızrağı da al, şimdi içeri geçeceğiz ya, sen Allah Allah Allah diyerek kendini ortaya at." Arkadaş benim dediklerim yaptı, kendini yeniçeri gibi ortaya attı, orkestra çukuruna düştü. Dünyaca ünlü bir oyuhda yeniçerinin ne işi var? Ve sahnede "Sen yaptın, senin yüzünden oldu." diye söylenmeye başladı. Sonuçta kendini göstermiş oldu.

  •  
    XXI. Yüzyılda İslam Dünyası
    İslami İlimler Araştırma Vakfı (İSAV, 0212 5235457 www.isav.org) uluslar arası önemli bir sempozyuma daha ev sahipliği yapıyor.
    Bingöllü öğrencilere kitap yardımı
    Bingöl'ün Genç İlçesi'nde bulunan Milli Eğitim Vakfı İlköğretim Okulu öğrencilerinden bir mektup aldık. Okul kütüphanesinde pek az miktarda kitap bulunuyor olmasından yakınan minikler, derslerinde yardımcı kaynak olarak kullanabilecekleri, yaptıkları araştırmalarda faydalanabilecekleri ve bunun dışında eğitimlerinin bu yöndeki eksiklerini tamamlayabilecek her türlü kitabı bekliyorlar. MEV İlköğretim Okulu Genç/Bingöl adresine göndereceğiniz her kitap bu genç beyinlere yapabileceğiniz en güzel yardım olacaktır.
    Muhsin Kut'un 'Gezi Notları'
    Ünlü ressam Muhsin Kut'un "Gezi Notları" adını verdiği resim sergisi Hobi Sanat Galerisi'nde sanatseverlerle buluşuyor.İtalya, Avusturya, Almanya, Fransa, Belçika, Hollanda, Macaristan ve Türkiye resimlerini "Gezi Notları" başlığı altında, 22 Mart-12 Nisan tarihleri arasında sergileyecek olan Muhsin Kut, 20. kez Hobi Sanat Galerisi'nin konuğu olacak. Sanatçının "Gezi Notları" sergisini oluşturan son gezisinin video kayıtları ise, sergi süresince galeride izlenebilecek. Tel:0212 225 23 37
    27 Mart 2003
    Perşembe
     
    Künye
    Temsilcilikler
    ReklamTarifesi
    AboneFormu
    MesajFormu
    Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
    Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
    Bilişim
    | Dizi | Röportaj | Karikatür

    Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
    © ALL RIGHTS RESERVED