|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Bir de "Medyada refleksler kayboldu, fikri takip eden yok" diye yakınılır. Oysa gördük: ABD'nin Irak'a savaşını destekleyen, Türkiye'nin Washington'un yanında yer alması için olağanüstü çaba sarf eden iki 'gazeteci', taa Washington'a yollarını düşürdüler ve ne zamandır peşinde oldukları sözleri önemli bir isme nihayet söylettiler. CNN-Türk'teki programlarını kaçırdıysanız, dünkü gazetelerde mülâkatın metnini okudunuz. "Evet, biz bir hata yaptık; Irak'taki olaylara daha duyarlı davranmalıydık. Bilmedik. Ama artık biliyoruz. Nerede ne kadar yardımcı olabiliyorsak o kadar yardımcı olmalıyız Amerikalılara..." Pentagon'daki şahinlerin lideri Paul Wolfowitz, Türkiye'nin bu sözlerle ABD'den özür dilemesini bekliyor... Çok bekler. Pişmanlık beyanı için ciddi bir sıkıntı var çünkü: Irak konusunda ABD'ye neredeyse her alanda yardımcı oldu Ak Parti hükümeti; tek pürüz noktası 'ikinci tezkere' ise millî iradenin temsilcisi TBMM'nin ABD'ye sürpriziydi. Bu durumda, Wolfowitz ve adamları, 'özür' eylemini TBMM'den mi bekliyorlar? Olayların gelişmesi Washington'un dünya önünde özür dilemesi gerektiğini düşündürüyor oysa. Irak'a karşı savaşını başlatırken gerekçe olarak ileri sürdüklerinin bütünü 'doğru çıkmamış' bir kadronun dünyaya asgari borcu özür olabilir çünkü. Saddam'ın barış için 'tehdit' teşkil ettiğine inandırararak açılmadı mı savaş; Irak'ın elinde kitle imha silâhları bulunduğuna dair raporlar yayınlanmadı, BM bu amaçla meşgul edilmedi mi? Hani nerede kitle imha silâhları? İki aydır işgal altına düşen Irak'ta eski yönetimin bütün belgeleri işgalci güçlerin elinde; hani nerede Saddam yönetimi ile el-Kaide örgütü arasında varolduğu iddia edilen irtibatın kanıtları? TBMM'de ikinci tezkere için "Hayır" oyu kullanan milletvekilleri, Amerikan askerlerinin Türkiye topraklarında konuşlanmasına karşı çıktılar. Endişeleri, Amerikan askerlerinin bir kere yerleştiklerinde ayrılmama ihtimaliydi. Altında Paul Wolfowitz'in de imzası bulunan belgelerden hareketle, 'savaş lobisi'nin 'emperyal düş' gördüğü kanaatindeydiler. Washington'un, Afganistan'da yandaş bir yönetim oluşturarak Orta Asya enerji hatlarının musluğunu ele geçirdiği gibi, Irak'la da Ortadoğu petrolünde söz sahibi olmayı amaçladığı görüşü milletvekillerinin zihinlerinde yer etmişti. Savaştan önce konuşulan bu senaryoları destekler biçimde gelişmedi mi sonraki olaylar? Irak'ın bütün devlet daireleri yağmalanırken, Amerikalılar, çapulcuları, petrol bakanlığının yanına yaklaştırmadı. "Baas rejimini yıkıp Irak'a demokrasi getirme" iddialı savaşı kazanan ABD, yeni düzeni, Saddam'ın Baas Partisi kadrosuyla kurma gayretinde şimdi. 'Emperyal düş', daha Irak'ta bastığı yeri sağlamlaştıramayan ABD'nin, şahinler ağzıyla, Suriye'yi de tehdide başlamasıyla kendini ele veriyor zaten... Bir başka kuşkulu nokta da şu: ABD'nin Cumhuriyet Muhafızları komutanlarını satın aldığı için kısa ve zahmetsiz süren savaşta Türkiye'nin yardımına ihtiyacı olmadığı da ortaya çıktı; bu gerçek ortada dururken, 'savaş lobisi', Amerikan askerlerini topraklarında konuşlandırmadığı için Türkiye'nin özür dilemesini neden talep ediyor? Yoksa, esas amaç, o zamanlar kuşkulanıldığı gibi, Türkiye topraklarında kalıcı ikamet arzusu muydu? Başlarda sorulması garip kaçan bu tür sorular, sağolsun, Washington'daki 'savaş lobisi' tarafından karanlıkta yürütülen faaliyetler sebebiyle hemen herkesin kafası karmakarışık hale geldiği için, artık pek çok kimse tarafından alenen sorulabiliyor. Saddam Hüseyin ve yakınlarının, Irak Merkez Bankası'ndan bir milyar dolarla birlikte buharlaşabildikleri bir ortamı Wolfowitz gibilere borçluyuz. Şahinler, TBMM'nden özür talep edecek yerde, meşru hiçbir gerekçeye sahip olmayan bir savaşı petrol aşkı ve emperyal düşleri yüzünden başlatarak ölümlerine sebep olduğu Amerikan gençleri ile Iraklı mazlumlar için bütün dünyadan özür dilemeli.
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Dizi | Röportaj | Karikatür |
© ALL RIGHTS RESERVED |