|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
MEHMET CEMAL ÇİFTÇİGÜZELİ
Gitmez miyim, uçarak gittim elbette Fatih'e.
Gençliğimin geçtiği Fatih'teki "İslami Edebiyat Vakfı"nın mütevazı salonu ağzına kadar doluydu. Ayrıca programa Ekrem Doğanay hoca ile Nazir Akalın da alınmıştı, genç şairimiz, yazarımız. Rahmetlilerin üyesi olduğu meslek kuruluşları bile bigane ölüm gerçeğine. Taziyeyi bile zahmet sayıyorlar ailelerine. MTTB eski Başkanı rahmetli Burhanettin Kayhan kendini yetiştirebilen, imkanı az, gönlü zengin bir aydınımızdı. Gençlik lideri iken tuzaklara düşmedi, bazı güç odaklarının ajite etmelerine göz yummadı. (1969) Hep dik durdu. Doğrularının arkasında görüşlerini savundu. Yamuklaşmadı menfaati için. Olumlu, aksiyoner, düşünebilen, arayış içinde olabilen bir gençliğin yetişmesinde katkıda bulundu. Haksızlıklara göğüs gerdi, taassuba karşı çıktı. Erzurum Atatürk Üniversitesi'nde doktarasını yaptı, ancak askerlik dönüşü geri almadılar. O da intikamını bugün onlarca gencimizin akademik çalışmasına kucağını açarak imkanlarını, muhitini seferber ederek aldı. Bugün çoğu profesörün kanatlarıyla uçmasında Burhanettin Kayhan'ın katkısı vardır. Çile, ızdırap, sıkıntıya katlanma, cesaret ve şecaat sahibiydi. İnancını yaşadı. İtikadının hazzına vardı hayatında. Güvenilirdi. Öyleki Yayınevi'ni kurduğunda bu doğruları orada da sürdürdü, kaynak eserler yayınladı. İlk eserini yayınlarken çok ısrarcı olmuştum. Gençliğe strateji öğretiyordu. Özeti ise iman, ahlak ve arayıştı. Emperyalizme karşı çıkmayı öğütlüyordu. Paylaşmayı salık veriyordu. Ardından da üretim ve çözüm öneriyordu. Ülkemizin ve insanlarımızın sosyal ve psikolojik yanı onu en fazla ilgilendiren bir husustu. Özellikle de dünya devletlerini tek merkezden idare etmek temayülüne karşı uyarıda bulunuyordu. Sanki yarınımızı görmüş gibi. Hakk'ı tebliğ etmek hayatının özüydü Burhanettin'in. Mazi, hâl ve istikbâl ile sürekli git gelleri olurdu. Yarına umutla bakıyordu, bazı imkanlara kavuşan dostlarının çözülmelerini göre göre. Ekollerin politikalaşma sürecini üzülerek izliyordu. Türkiye'nin daha önde olması gerektiğini savunuyor, geldiği noktayı hak etmediğini düşünüyordu. Hantallığa, kolaycılığa karşı mücadele öneriyordu. İşte bu yüzden de gerçek dostları dışında, yalnız bir aydındı. Toplantıda nöbeti devraldığı eski Kültür Bakanımız ve MTTB'nin 48. Dönem Başkanı İsmail Kahraman da vardı. Bu kapıyı aralayan Rasim Cinişli rahatsızdı gelememiş. Oğlu Ali Kayhan da konuklara hizmet verdi. Enver Baytan, Naim Karaman, Erdinç Beylem, Yüksel Yalçınkaya, Prof. Osman Öztürk, Hüseyin Gözgü toplantıda hazır bulunan dostlarından bazılarıydı. Hasan Fehmi Ulus, Ekrem Doğanay hocayı anlattı. Özcan Ünlü de Nazir Akalın'ı. Vefat ettiğinde işsizmiş Akalın. İki ayrı yüksek lisanslı bu aydınımız "medrese-i yusufiye"ye de konuk oldu, aklandı sonunda. Aydının çilesi bu çerçeve. Oysa ülkenin yüzakı gençler. Trafik kazasında ölüme uçtu. Zaten dizelerinde de diyordu ki "Hüzün içinde yürüyen dört insan omuzunun/Anlamaz bir çokları sonsuz Güzelliğinden" "Ölümü her canlı elbette tatacak." İçinde "Türkiye Sevdası" olanlar da. Ama kalıcıdırlar. Aynı Nazir Akalın gibi "Gözlerine sürme diye çekilmiştir Türkiye'm/Bir semender masalı başlar baktığım yerden" Her üç insanımıza da rahmet dilerim. Mirasları olan görüşleri, talebeleri ve dizeleriyle çalışmaları onları hep hatırlatacak. Ah, bizler onları hayattayken de bilge ve bilgi özelliklerini gündeme taşıyabilseydik, ne olurdu?
|
|
|
|
|
|
|