AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ

K Ü L T Ü R
'Lüküs'lerin Rıza'sı tulûatın has ustası

Tiyatroya 40 yıl, Lüküs Hayat'a 19 yıl veren Zihni Göktay için tiyatro olmazsa olmaz.

  • HALE KAPLAN ÖZ
    O, 19 yıllık Lüküs Hayat'ın kırmızı yanaklı, burma bıyıklı, sevimli Rıza'sı. Kırk yılını verdiği sahne yaşamında, sanatının doruğuna ulaşmış ve hâlâ aynı heyecanla sanatını icra eden usta oyuncu Zihni Göktay. Tiyatro oyunculuğunun yanında birçok dizide ve sinema filminde gördüğümüz ve zihinlerimizde hep o babacan, sevimli hali ile kalan Zihni Göktay, canlandırdığı karakterlerden çok daha sempatik, yaydığı enerji ile muhatabını rahatlatıp gülücüklere boğan gerçek bir gönül insanı. O, tam anlamıyla doğuştan yetenekli bir komedyen, sahnede yaptığı kendine ait motifleri, kıvrak zekası, güncel esprileriyle, arkadaş olduğu izleyeni çıkardığı akıl yolculuğunda performansı ve binbir ders dolu mesajlarıyla büyüleyen bir üstad. Oportünist Rıza Bey'i bile en sevimli halleriyle anlatan kişiye, kendini sorduk bu kez; seyircisini, tiyatrosunu, hayat algısını ve kırk yıllık başarı hikayesini.

    Herkes lüküs hayat istiyor

    19 yıldır süren, Türk izleyicisinin asla vazgeçmediği biricik opereti Lüküs Hayat... İnsanımızın bu operete olan sevgisi bu hayata olan özleminden kaynaklanıyor Göktay'a göre. "Bu millet, hep köşeyi dönmek, kısa yoldan zengin olmak ve refah içinde yaşamak ister, elbet hakkıdır ama çok laf yalansız, çok para haramsız olmaz. Ama gerçek şu ki; halkımız Kanarya Adaları'nda tatil yapmak istiyor. İşte Lüküs Hayat bunun için bitmiyor. Zannediyorlar ki, biz sahnede nasıl lüküs hayat yaşanır diye rehberlik ediyoruz. Hayır, burda biz bir sefaleti gösteriyoruz aslında, görüp hissedebilene. Lüküs Hayat, bir komedi, bir müzikal, bir operet fakat bunun altında çok büyük dersler var, alabilene."

    Ben hiç lüküs olmadım

    Lüküslüğü yalnızca sahnede yaşıyor Zihni Göktay, onun hayatı kavrayışı orada sergilenenden çok farklı. "Ben kırk yıldır sahne üzerinde terleyerek çalışıyorum, hiç lüküs yaşantım yok, çok sade bir hayatım var. Hayatımda ne bir gece kulübüne, bir bara, bir mahzene, ne bohem hayata girdim. Lüküs hayat özlemi içinde değilim, Sümerbank'tan pantolonumu giyerim, hiç marka giymedim."

    Biz onu nasıl tiyatro ile bağdaştırıp seviyorsak, o da aynı sevgiyle bağlı sahneye ve seyirciye. Çünkü o, yaptığı işin lezzetine varıyor. Bu keyifi almazsa eğer, o elektiriği de izleyiciye veremeyeceğini söylüyor. Sorduğumuzda "Hiçbir gün pişman olmadım, tiyatrocu olduğum için" diyor, ama bu meslekten olmasaydım avukat, turizmci ya da öğretmen olurdum belki" diye ekliyor.

    Tuluat icram hüda-i nabit

    Göktay'ı seyirciye yaklaştıran özelliklerinden biri de, sahnede tekst dışına çıkıp güncel espriler yapması. Sanatçı bunun hüda-i nabit olduğunu, böyle bir özelliğe sahip olduğu için de çok şükrettiğini söylüyor. "Ben kendi motifimin altına imzamı atarım. Bu tecrübenin verdiği rahatlıkla da ilgili. Beni seyircim böyle kabul ettiği için, onların hoşgörüsüne sığınıyorum. 'Zihni Göktay'dır yapar, yaparsa da iyisini yapar' diyorlar. İsmail Dümbüllü'ye bir gün densiz bir seyirci hıyar atmış. Dümbüllü de dönüp, "Beyefendi, kartvizitini gönderdi. Çok teşekkür ederim" diyor. Tuluat budur.

    Uçak pilotu gibiyim

    Peki bu kadar uzun süredir bu işi aynı keyifle nasıl sürdürüyor Zihni Bey? "Oyun aynı ama seyirci değişiyor, hergün yeni yüzler görüyorum. Ben onlara o gün sıfırdan başlıyormuş gibi gösteri yapıyorum. Uçak pilotu gibi hissediyorum kendimi, her gün onlar yerden ayaklarını kesip bana iki buçuk saatliğine beyinlerini kiraya veriyor, üstelik de belli bir bedel ödeyerek. Benim görevim, onlara akıllarında bir seyahat yaşatmak."

    Sirk değil gelen tiyatro

    Kırk yıllık tiyatro yaşamı birbirinden güzel anılarla süsleniyor Zihni Göktay'ın. Bunlardan birini sizler için anlattı: "Bundan iki yıl önce Pembe Konağın Gelinleri'yle Adana'ya gittik. Bir hanım beni görüp tanıdı, 'Sizi Adana'da görmek ne güzel Zihni Bey, sirkle mi geldiniz?' dedi. Birden şaşırdım, acaba beni Darvin'in teorisine göre maymuna mı benzetti diye düşündüm. İşin aslı sonradan ortaya çıktı. Adana'ya bizim oyunun afişlerini asmamışlar, biletleri elden satmışlar. Ama heryerde Avrupa 2000 Sirki afişleri var. Hanımefendi çok üzüldü, özür diledi, ama hata onun değil, organizatörlerindi."

    Aksesuarları kendininmiş

    Herkes bilir Lüküs Hayat'ın muzip Rıza'sını ve onun bıçkın delikanlı kostümünü. Ya boynundaki muska ve yeleğinin ucuna iliştirilmiş nazarlık, onlar da mı Rıza Bey'in aksesuarı? "Oyunda terlemeden eve gidersem eve haram lokma götürmüş gibi oluyorum. Bu tür şeylere çok önem veririm. Bu cevşen ve nazarlık benimdir ve daima üzerimdedir. Cevşeni Feridun Karakaya verdi 'Bunu üzerinde tut, seni korur' dedi. Yeleğimin kenarındaki de, doğduğum zamandan kalan, içinde hacı dedemin duasının yazılı olduğu nazarlıktır. Onları sürekli üzerimde taşırım."

  •  
    Kafkas Beyi'nin öğretileri veya
    üç miras

  • MEHMET CEMAL ÇİFTÇİGÜZELİ


    Hey! Bugün 23 Nisan, neşe doluyor insan!
    23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı kutlamaları kapsamında İstanbul Devlet Tiyatrosu, İstanbul Şehir Tiyatroları ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi çocukların neşesine neşe katıyor. Çocuklar için düzenlenen palyaço, sihirbaz ve konserlerin yanısıra İDT, 27 Nisan'a kadar küçük bir ücret karışılığında dört, Şehir Tiyatroları ise ücretsiz olarak altı çocuk oyunu sahneliyor.
    Afife Tiyatro Ödülleri verildi
    Sahneye çıkan ilk Müslüman Türk kadını Afife Jale adına Yapı Kredi Sigorta A.Ş. tarafından bu yıl 7'ncisi düzenlenen Afife Tiyatro Ödülleri sahiplerini buldu. Lütfi Kırdar Kongre ve Sergi Sarayı'nda düzenlenen gecede İDT'nin Ayaktakımı Arasında adlı oyunu, yılın en başarılı prodüksiyonu, aynı oyunla Mustafa Avkıran yılın en başarılı yönetmeni seçildi. Sonsuz Döngü'deki rolüyle Mehmet Ali Kaptanlar en başarılı erkek, Ölümüne Suçlu'daki rolüyle Ayda Aksel en başarılı kadın oyuncu ödülünü aldılar. Gecede İsmail Hakkı Sunat, Gülen Çehreli, Altan Erkekli, Hikmet Körmükçü, Rasim Öztekin, ve Sevinç Erbulak da ödül aldı. Muhsin Ertuğrul Özel Ödülü Gülriz Sururi ve Engin Cezzar'a, Nisa Serezli Aşkıner Özel Ödülü Handan Uran Ertuğrul'a, Cevat Fehmi Başkut Özel Ödülü Kubilay Tunçer'e, Tiyatroda Yeni Kuşak Özel Ödülü de bu yıl kurulan Semaver Kumpanya Tiyatro Topluluğu oyuncularına verildi.
  • 23 Nisan 2003
    Çarşamba
     
    Künye
    Temsilcilikler
    ReklamTarifesi
    AboneFormu
    MesajFormu
    Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
    Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
    Bilişim
    | Dizi | Röportaj | Karikatür

    Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
    © ALL RIGHTS RESERVED