AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ

Y A Z A R L A R
"Milyon Birinci" bir kahramanla yüzleşecek olanlara...

Ona soruyorlar:
- Cevher Dudayev, Çeçenler'in kaç generali var?
Cevher gülüyor:

- Her Çeçen generaldir! İnanmazsanız gidin, bulduğunuz ilk Çeçen'e "Sen general misin?" diye sorun. O zaman anlarsınız. Evet her Çeçen generaldir; ben sadece milyon birincisiyim!

O gülmeye devam ediyor. Kalbinin derinliklerinden gelen sesini yeşil dağlar alıyor; alıyor ve mavi kanyonlar boyunca kankılandırıyorlar onun muazzam gülüşünü. Beyaz perili gökyüzü gülüyor onun tebessümüyle. Berrak, canlı sular alev alev akıyorlar gururla dimdik duran dağların eteklerinden, İçkerya'nın boyun eğmeyen sakinleri gibi. Ve bir an için dünya, hayretle donup kalıyor...

* * *

1000001'inci general Cevher Dudayev'in eşi Alla Dudayeva'nın kaleme aldığı anıları "Milyon birinci" adıyla kitaplaştı. Şûle'den çıkan kitap, Dudayev'i yakından tanımak isteyenler için belgesel niteliğinde önemli bir kaynak.

"Yalnızca yirminci yüzyılın değil, bütün zamanların en büyük özgürlük savaşçılarından birisi olan Cevher Dudayev, küçük bir halkın nasıl da büyüyebileceğini, büyük bir devletinse ne oranda küçültülebileceğini gösterdi insanlığa. Ancak uzaktan atılan güdümlü bir füzeyle tuzağa düşürülüp bedeni yere devrildiğinde, bedeninin devrildiği yerden kocaman bir ışık ağdı gökyüzüne. Bu, işgale karşı isyanın ışığıydı ve özgürlüğün göğündeki en parlak yıldızlardan birisi oldu.

Alla Dudayeva, hem yıllarını birlikte geçirdiği sevgili eşi Cevher'i, hem de özgürlüğün göğündeki o parlak yıldızı kaleme aldı 'Milyon Birinci'de: Bir kahramanla yüzleşecek olanlara..."

MUHALİF HOYRATI

Dağlar yeşil boyandı
Kim yattı kim uyandı
Kalbime ataş düştü
İçinde yâr da yandı
Su serptim ataş sönsün
Serptiğim su da yandı

Aman Azrail aman
Alma canım bir zaman
Gider o yâra haber
Yâr da yanar bir zaman
Aman aman
hiç bilmem hara gidim

Kerküklüyem men özüm
Kulak ver dinle sözüm
Canlar Kergüge kurban
Evvel başta men özüm

Bir vay, iki vay, üç vay
Aktı çeşmim doldu çay
Bir güne biz düşmüşık
Desağ vay demesak vay

DESTE

Amerika, savaş sırasında ve sonrasında kaçarak izini kaybettirmeye çalışan Irak'ın üst düzey yöneticilerine "Kupa 8", "Sinek 9" gibi isimler vererek aklınca bir deste oluşturdu.

Böylelikle işe koyu bir "magazin" boyutu katmış oldu. Bir bakıma oyuna dönüştürdü. Akıllıca bir taktik doğrusu. Savaşın psikolojik boyutuna çarpıcı bir örnek.

Yalnız, gözden kaçan ufak bir nokta var.

Her birini tek tek yakalayarak desteyi oluşturmaya çalışan ABD'nin gözden kaçırdığı nokta şu:

Bir deste elli iki kâğıttan ibarettir. Amerika'nın yaptığı liste elli beş kişiden oluşuyor.

Haydi birisini joker kabul edelim. Ya diğerleri ne olacak?

Velhasıl, bu desteyi oluşturanlar ya sayı saymayı bilmiyor, ya hiç dayak yememişler!

Belki de ikisi birden.


23 Nisan 2003
Çarşamba
 
MEHMET ŞEKER


Künye
Temsilcilikler
AboneFormu
MesajFormu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Dizi | Röportaj | Karikatür
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED