AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ

Y A Z A R L A R
23 Nisan uluslararası olmalıydı

Bugün çocukların günü. Işıl ışıl gözlü çocuklar, titreyen sesleri ile şiirler okuyacaklar.

Kimi minikler folklor kıyafetleriyle oyunlar oynayacak.

Veliler onları gururla seyredecek.

Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin ilk açılışının üzerinde tam 83 yıl geçti.

Uzun, ince ve zahmetli bir yolculuktan sonra bugünlere geldik.

Ekonomik ve sosyal alanda çoğu şeyi başardık. Başaramadıklarımız da oldu.

Hiç değilse bağımsızlığımızı koruduk. Demokrasimizi kesintilerle de olsa ayakta tuttuk.

Tüm bunların yanında isterdim ki, 23 Nisan gibi bir bayramı uluslararası düzeye taşımış olalım.

Dünyaya bir çocuk bayramı hediye edelim.

Nasıl ki, "Anneler Günü, Sevgililer Günü, Babalar Günü" varsa, 23 Nisan Çocuklar Günü de olsun ve her yıl öyle kutlansın.

O gün tüm dünyadaki anne ve babalar çocuklarını ne kadar çok sevdiklerini bir kez daha hatırlasınlar.

Onlara hediyeler alsınlar.

TRT 1979 yılından beri, 23 Nisan'da uluslararası çapta bir organizasyon yapıyor. Çeşitli ülkelerden davet ettiği ve ağırladığı çocuklarla bu şöleni paylaşıyor.

UNESCO, 1979 yılında aldığı kararla 23 Nisan'ın dünyada Çocuk Günü olarak kutlanmasına karar verdi.

Ama karar orada kaldı.

23 Nisan'nın bir başka ülkede Çocuk Günü olarak kutlanmasını sağlayamadık.

İşin bir de öbür yüzü var.

1920'lerin rakamlarına bakınca insan şaşırıyor.

Dev Osmanlı'dan alınan miras küçücük.

13 milyon nüfus...

Sayısı 5 bini bile bulmayan ilkokullarda okuyan 342 bin öğrenci.

Sadece 3 bin gencin okuduğu 9 fakülte ve yüksek okul.

Bugüne bakalım.

76 üniversitemizde 1,7 milyona yakın genç öğrenim görüyor.

İlköğretimde 12 milyonu aşkın öğrenci var.(1920'lerdeki tüm Türkiye'nin nüfusuna eşit.)

Halkımızın yüzde 75'i şehirlerde yaşıyor.

Yeterince kalkınamamış olabiliriz. Ancak, yetişmiş bir insan gücümüz var.

Eğitimli pırıl pırıl gençler ordusu geliyor.

Kara gözlükleri çıkarıp bir de bu gerçeği görelim.

23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı kutlu olsun.

Milliyet ne yapmak istiyor?

Mehmet Yılmaz hem iyi hem de ciddi bir gazetecidir.

Başında olduğu Milliyet de öyle bilinir.

Ancak bu gazetede son günlerde anlayamadığım bir tutum sergileniyor.

"Satanist haberler"den geçilmiyor.

Yok satanist genç bilmem kaçıncı kattan düşmüş de vucudunda hiç kırık yokmuş.

Yok kızının dövmesinden kan damlıyormuş.

Yok sataninst büyüler yapılıyormuş...

Bu haberler öylesine büyütülerek veriliyor ki, sanki iddialar gerçekmiş gibi anlaşılıyor.

Şimdi hemen savunmaya geçip, "Efendim bizim amacımız gençleri ve velileri uyarmak" diyeceklerdir.

İşin aslı şu ki bu tür haberlerin okuru var.

Yani reytingi yüksek. İş sırf reytinge kaldıysa, en iyisini Pascal Nouma yaptı.

Öyle değil mi Sayın Mehmet Yılmaz müdürüm.

Dünyanın en ince kitapları
(2003 baskıları)

  • Irak'ta huzur günleri

  • Afrika'da eskimo kültürü

  • Türkiye'nin enflasyonsuz yılları

  • Uganda uzay teknolojisi tarihi

  • Fenerbahçe'nin son 10 yıldaki başarıları

    SORU HATTI

    Osmanlı parası akçe ne kadar değerliydi?

    Soru: Osmanlı tarihini okurken sık sık karşımıza çıkan akçe, ne zaman kullanılmaya başlandı? Değeri ne kadardı? Hiç devalüe edildi mi?

    Cevap: Akçe Türkçe'de gümüş anlamına geliyor. Osmanlı'nın kurulduğu tarihten 19'uncu yüzyıla kadar kullanılan akçe, başlangıçta, 1.203 gram gümüşe eşitti.

    Dördüncü Mehmet döneminde yüzde 50 devalüe edildi. ( 1686).

    1581 tarihinde bir altın 70 akçe idi. 1600 tarihine gelindiğinde 120 akçe oldu. 1622 tarihinde bir altın 170 akçeye çıkmıştı. (O dönemlerde de devalüasyon yapıldığının göstergesi.)

    1697 tarihinden itibaren akçenin içine yüzde 10 oranında gümüş katıldı. Değeri iyice düşen bu para daha sonraki yıllarda Çürük Akçe olarak anılmaya başlandı.

    İkinci Mahmut zamanında akçeler o kadar küçüldü ki, artık kesilmesine son verildi ve para birimi olarak kuruşa geçildi.

    BİLGİ DAMLACIĞI

  • Ülkemizdeki okuryazarlık oranı yüzde 87'ye yükseldi.

  • Bu oran 10 yıl önce yüzde 78 dolayındaydı.

  • Erkek çocukların hemen hemen tamamı okula gidiyor.

  • Her 100 kızdan 8'i ise hâlâ okula gönderilmiyor.


  • 23 Nisan 2003
    Çarşamba
     
    ŞEMSİ YÜCEL


    Künye
    Temsilcilikler
    AboneFormu
    MesajFormu

    Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
    Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
    Bilişim
    | Dizi | Röportaj | Karikatür
    Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
    © ALL RIGHTS RESERVED