AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ

Y A Z A R L A R
'Şok ve dehşet' krizi

CHP'nin yol açtığı 'kriz' 23 Nisan vesilesiyle patlasa ve 'başörtüsü' üzerinde odaklaşsa bile, gerçek sebep çok derinlerde; buna hiç kuşku yok. Krizi elbette CHP tetikledi; ancak resepsiyondaki manzara, olayın bir 'devlet krizi' biçiminde algılanmaya müsait yönleri bulunduğuna da işaret ediyor... Bir bakıma 'geç', bir bakıma da 'erken' gelen bir kriz bu...

Krizin 'geç' geldiği kanaati, bugünleri hazırlayan ilk kıvılcımın tarihiyle irtibatlı: 3 Kasım... İç ve dış dengeler açısından, 3 Kasım seçiminin oluşturacağı beklenen iktidar, altı aydır ülkeyi yöneten Ak Parti hükümeti değildi. Sandıktan üç (hatta dört) partili bir Meclis tablosu elde edileceği, diğerleri hükümeti kurarken Ak Parti'nin muhalefette bırakılacağı hesaplanıyordu. Halkın tercihinin iki partili Meclis ve Ak Parti iktidarı olduğu anlaşılınca yaşanan 'şok ve dehşet', o sırada da pekâlâ patlayabilecek krizi erteledi...

Şu sıralarda yaşanan kriz, bir başka yönüyle ise 'erken' ortaya çıkmış sayılabilir. Bu yüzden sonuç alma ihtimali epey zayıf. Son örneği 28 Şubat olan önceki 'devlet krizleri', krizi çıkartanlar açısından, en uygun zamanda sahneye konulmuştu. Krizler öncesinde toplumun 'korku' ve 'gelecekten umutsuzluk' hislerine kapılması bir gelenek bizde. 23 Nisan krizi bir bayramda ve toplumun gelecekten umudunun en yüksek, iktidardan korkusunun ise en düşük olduğu bir ortamda patladı. Krizi planlayıp yönetenlerin, bu açıdan, 'erken' davrandıkları söylenebilir...

Neden geciktiler? Ya da, neden bu kadar erken davrandılar?

Türkiye'de krizler, geçmiş örneklerden biliyoruz, seçimlerin hemen ardından meydana gelmiyor. Tersine, sonucu ne kadar sürpriz unsuru taşırsa taşısın, seçim, krizden çıkış olarak algılanıyor. 1960, 1971, hatta 1980 müdahaleleri sonrasında yapılan ilk seçimler de müdahalecilerin bekledikleri biçimde sonuçlanmamıştı; bir an tereddüt geçirseler bile kadere razı oldular. 1961, 1973 ve 1983 seçimleri gibi 'sürpriz' bir sonuç çıkardı 3 Kasım; katlanmaktan başka yapabilecekleri bir şey yoktu...

Neden 'geç' kalındığını anlamak kolay olsa da, krizin neden 'erken' doğuma mâruz bırakıldığını kavramak epey zor. Akla gelen ilk ihtimal, konjonktürün iktidarın işine yaradığı tespitidir. Savaşta bütünüyle 'anti-Amerikan' bir tavır takınsa ekonomide zora düşeceği, 'Amerikan-yanlısı' davransa halk desteğini yitireceği hesaplanmış olmalı AKP'nin... Savaş beklendiği gibi gelişmedi; bunun sonucu olarak da ekonomide olumlu sinyaller arttığı gibi iktidarın halk desteği de eksilmedi. Piyasaların verdiği olumlu sinyaller, krizden medet umanlara, "Elimizi çabuk tutalım" dedirtmiş olabilir...

İster geç ister erken patlamış olsun, 'kriz', Ak Parti iktidarının yumuşak karnının 'lâiklik' konusu olduğunu bir kez daha gözlere soktu. Seçim kampanyasında başörtülü kadın fotoğrafı kullanan, bir ilâhiyat profesörünü aday gösteren, Bosna'ya giderken hediye olarak 'başörtüsü' götüren Deniz Baykal bile, kriz çıkartmak için 'teokratik düzen' iddiasını ve TBMM başkanı eşinin 'başörtüsünü' kullanabildi.

Yanlış zamanlaması yüzünden istenen sonucu doğurmayacağını sandığımız kriz, Ak Parti'ye, bundan sonra nasıl davranması gerektiğine dair bir kılavuz, bir yol haritası sağlıyor. Yol haritasının ilk durağında, yaygın işsizliği sona erdirecek, ekonomiyi ferahlatacak tedbirler bulunuyor olabilir; ancak, toplumu heyecan ve gerilimden uzak tutacak, sosyal barışı yerleştirecek tedbirleri de artık geciktiremez Ak Parti. Lâiklik alanındakiler dahil sistemin yanlış uygulamalarına son vermeyi getirecek çareler üretmek zorunda; bunu da Avrupa Birliği (AB) perspektifi içerisinde gerçekleştirebilir...

Dış politikada yalpaladığı iddia ediliyor ya; Ak Parti, üyeliği önündeki engelleri ortadan kaldırıp Türkiye'yi AB'ye soktuğu gün, ülkemiz de 23 Nisan'da yaşanan krizleri bir daha karşılaşmamak üzere geride bırakacaktır...

Unutmayalım: Krizsiz bir ülke olmak da mümkün...


25 Nisan 2003
Cuma
 
FEHMİ KORU


Künye
Temsilcilikler
AboneFormu
MesajFormu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Dizi | Röportaj | Karikatür
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED