|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Kendine has enstrümanları, üretken kişiliği, bilgiyi paylaşma arzusu ve çapı sınır ötesine ulaşmış müzisyen kimliğiyle Okay Temiz, artık dünya çapında bir marka. Bugünlerde çocuklar üzerinde hazırladığı projesiyle gündemde olan sanatçıyla, ritmin hayatımızdaki önemini konu alan bir söyleşi yaptık. 17 Ağustos 1999 depreminden zarar gören çocuklarla tedavi amaçlı ritm çalışması yürütmüştünüz. Sizce müzik, çocukların ruhsal gelişmelerine ne ölçüde katkıda bulunuyor? Deprem çocuklarının çektikleri acı, panik, kızgınlık, isyan, hayal kırıklığı ve korku, tarif edilemez durumda idi. Benim bir ritmci olarak onlara verebileceğim şey, onları büyük gruplar halinde biraraya getirip, ritm aletleriyle grup bilincini öne çıkararak, hep birlikte en kolay neyi çalabiliyorlarsa o ritmi bulup beraber çalmalarını sağlamaktı. İlk aşama buydu.. İlerleyen dönemlerde, onlar da çalabildiklerinin farkına varıp, "ben de varım'' psikolojisi ile kendini kanıtlama, güven ve grup içinde kabul görme duygusu gelişti. En azından zamanlamayı ve zaman içinde bazı vurguların farkına varmayı öğrenmeleri, bir nevi zihinlerini az bir süre de olsa başka bir şeye yönlendirebilmeleri, yeni arkadaşlar edinerek yaptıkları çalışmalardan bahsetmeleri, onlar için yeni olması açısından, yasadıkları korkunç olaylardan bir nebze de olsa uzaklaşabilmelerini sağladı. Son yıllarda Türkiye'de pekçok ritm grubu faaliyete geçti. Siz bu ilgiyi nasıl karşılıyorsunuz? Bu ritmcilere hep söyledim "Artık kendi grubunuzu kurun" diye. Her ülkede bir sürü ritm grupları var ve ritm seminerleri, konserleri, festivalleri düzenleniyor. Fakat hâlâ ritmciler şarkıcıların arkasında çalıp duruyorlar. Bu da onları kolay para kazanmaya itiyorsa da, kendi tarzlarını, kendilerinin ne yapabileceklerini ve kaliteyi yakalamalarını geciktirdi. Ritm dünyaları çok sınırlı fakat teknikleri çok iyi olan kişiler var. Halbuki yurtdışında ritm grupları çok ciddi. Bu işi önce kendileri için yapıyorlar. Ben yine de bu grupların çoğalmasını olumlu karşılıyorum. Fakat ritm alanında profesyonelleşmek zaman alacak. Hayallerinizden birinin 'ritm okulu' kurmak olduğunu biliyoruz. Müzikseverler birikimlerinizden vurmalı çalgılar alanında söz sahibi olabilecek olan bir okul çatısı altında yararlanabilecekler mi? Türkiye zor bir ülke. Okul açmayla benim pek ilgimin olmaması icap eder. Ama gel gör ki bu ülkede herşeyi kendin yapman lazım. Hele ritm okulunun açılması detaylı, masrafli bir iş. Ben daha çok ögretmek ve çalmak istiyorum. Bugüne dek hiçbir müzik okulu gelip de bir teklifte bulunmadı. Ama davet edildiğim Selanik'te, Atina'da, Finlandiya'da, İsveç'te, İsviçre'de müzik hocalarına ritm ve doğaçlama dersleri verdim. Bu, bizim eğitim sistemimizin nerede olduğunu gösteriyor. Başta Türk darbukacıları olmak üzere, Afrikalı, Hintli, Güney Amerikalı, Japon ve dünyanın her yerinden gelecek en usta ritmcilerin hocalık yapmasını sağlamak tabiî ki benim asıl hayalim.
Ritm 'anne'dir, melodi 'baba'
Modern insana yalnızlığı teşvik eden bir müzik tüketimi dayatması var mı sizce? Toplu çalınan ritmlerin toplumların sosyalleşmesinde çok etkileyici bir yönü vardır. Pratik açıdan baktığımızda etrafımızda yapılan iyi ve kötü müziklerin biraz daha farkıına varabilmek, kalitelerini ayırabilmek ve bu sayede daha sağlıklı müzikler dinlemek açısından bu tür grupların faydalı olduğunu düşünüyorum. Aslında kötü bir ritmle icra edilen bir müzik daha başında kötüdür. Yani ritm işin temelidir. Hindistan'da ritme "anne", melodiye "baba" diyorlar. HAVVA SETENAY İLHAN / ROTTERDAM
|
|
|
|
|
|
|
|