|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
'Yargı bağımsız kararlar almalı' TBMM Anayasa Hukuku 1. Sempozyumu'nda konuşan AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Doç. Dr. Murat Mercan, Türkiye'de yargının zaman zaman kamu vicdanıyla çelişen kararlar aldığını söyledi.
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı, TBMM Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi Türk Grubu Başkanı Doç. Dr. Murat Mercan, Türkiye'de yargının zaman zaman kamu vicdanıyla çelişen kararlar aldığını söyledi. TBMM'nin açılışın 83. yıldönümü dolayısıyla Meclis eski Senato Salonunda düzenlenen "TBMM Anayasa Hukuku 1. Uluslararası Sempozyumu"nun 8. Oturumu'nun tartışma bölümünde konuşan Mercan, Türkiye'de yargının zaman zaman kamu vicdanı ile çelişen kararlar aldığını söyledi. Mercan, "Yargı kararlarının bu kadar tartışıldığı bir başka ülke görmedim. Yargının bağımsızlığı kadar tarafsızlığı da önemlidir. Yargının çeşitli nedenlerle siyasallaşmaması gerekir" görüşünü dile getirdi. 'Yargı bağımsız diyemeyiz' Oturumun değerlendirme bölümünde söz alan Avrupa Parlamentosu Üyesi Anne Elisabet Jensen ise, esasında anayasa ve yasalarda ne yazdığının değil ne yapıldığının önemli olduğunu ifade ederek, "Referandumları, değişiklikleri AB için değil kendiniz için yapın" diye konuştu. Yargıtay 14. Hukuk Dairesi Başkanı Mehmet Hande Surlu da, Türkiye'de yargının bağımsız olduğunu söylemenin mümkün olmadığını ifade etti. Surlu, Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'nda Adalet Bakanı ile müsteşarının yer almaması gerektiğini kaydetti. "Yaşama dokunulmazlığı şart" Surlu, Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Yavuz Atar da Türkiye'de Anayasa Mahkemesi üyelerinin belirlenmesi yönteminin, Avrupa ülkelerinin ortak uygulamasından uzak ve demokratik olmayan bir nitelik taşıdığını söyledi. TBMM Kanunlar ve Kararlar Müdür Yardımcısı Dr. Şeref İba ise dokunulmazlıklar konusuna değinirken, "Çağdaş, ileri demokrasilerde olduğu gibi yasama dokunulmazlığının kapsamı daraltılmalı. Bu çerçevede, bütün cürümlerde dokunulmazlık kendiliğinden kalkmalıdır. Ayrıca hazırlık soruşturmaları kapsam dışına çıkarılmalıdır" dedi. 'YAŞ kararları yargı denetiminde olmalı' Sempozyumun son günündeki ilk oturumun tartışma bölümünde konuşan AK Parti Karaman Milletvekili Mevlüt Akgün ise, YAŞ kararları ile ilgili görüşlerini açıklarken de "Şura'nın verdiği kararlar yargı denetimi kapsamında olmalıdır. Bugünkü yapının hak arama özgürlüğünü de ihlal ettiğini düşünüyorum" dedi. Oturumu yöneten Danıştay Başkanı Nuri Alan ise, TBMM'nin geçen dönem yaptığı ilk Anayasa değişikliği paketinden sonra "yargı" konusunda ikinci bir Anayasa değişikliği hazırlığı yapıldığını, ancak bunun hayata geçirilemediğini anımsattı. Alan, "Anayasa'da yargı ile ilgili yer alan hükümlerin değiştirilmesi iki paket halinde rahatlıkla gerçekleştirilebilir" dedi Toplumun isteklerine uygun anayasa yapılmalı Sempozyumun kapanış konuşmasını yapan Meclis Başkanı Bülent Arınç, Anayasa'da yapılan değişikliklerin tam olmadığını, yapılanların da tam uygulanmadığını ifade etti. Anayasa'nın bazı maddelerinin değiştirilemeyeceğinin hüküm altına alındığını vurgulayan Arınç, bunun dışında kalan 175 madde için bu hükmün sözkonusu olmadığını belirtti. Teknoloji çağında dünyanın köy kadar küçüldüğünü kaydeden Arınç, böyle bir dönemde ortaya yeni hukuklar çıktığını, statik bir şekilde anayasaları muhafaza etmenin mümkün olmadığını belirtti. Arınç, "Toplumun istek ve arzuları anayasalara yansıtılmalıdır" diye konuştu. 'BU ANAYASA TOPLUMA DAR' Adalet Bakanı Cemil Çiçek, TBMM'de devam eden "1 Uluslararası Anayasa Hukuku Sempozyumu"nda, "Cumhurbaşkanı'nın görev ve yetkileri"nin tartışıldığı oturumu yönetti. Oturumun açılışında cumhurbaşkanının yetkilerine değinen Çiçek, cumhurbaşkanının sorumsuzluğu ile ilgili 105. maddenin ve milletvekili dokunulmazlığı ile ilgili 83. maddenin, Uluslararası Ceza Divanı açısından yeniden gözden geçirilmesi gerektiğini belirtti. Çiçek, 1982 Anayası'nda cumhurbaşkanına, olağanüstü yetkilerin tanındığını hatırlatarak, "Parlamenter sistemlerde Cumhurbaşkanlarının sadece temsil görevleri vardır. Parlamenter sistemde Cumhurbaşkanı, bu kadar çok yetkiye sahip olmamalıdır" dedi. Bunun, parlamenter sistemin özüne uygun düşmediğine inandığını kaydeden Çiçek, Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'in de daha önce bu görüşte olduğuna dikkat çekti. Çiçek, "Cumhurbaşkanımız, seçilmeden önce Cumhurbaşkanı'nın görev ve yetkilerinin fazla olduğunu, sınırlandırılması gerektiğini sık sık dile getiriyorlardı, şimdi aynı görüşteler mi bilmiyorum. Ama, Türkiye'nin bugün artık saptırılmış bir parlamenter demokrasiyle değil, saptırılmamış parlamenter demokrasiye ihtiyacı vardır. Doğru olanın da bu olduğuna inanıyorum" diye konuştu. "Bu anayasa topluma dar geliyor"
Çiçek, 1982 Anayasası'nın tamamının olağanüstü dönem ve şartlarda hazırlandığının altını çizerek, AB'ye katılma durumanda bulunan Türkiye'nin, anayasasını değiştirmek zorunda kalacağını kaydetti. Çiçek, şunları söyledi: "1982 Anayasası sonraki yıllarda bir çok kez değiştirilmiş ise de, bu değişiklikler Anayasaya hakim olan ve toplumun farklı kesimlerince yoğun bir eleştiri alan temel yaklaşımı değiştirememiş, çağdaş değerleri tam olarak yansıtamamıştır."
|
|
|
|
|
|
|