AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ

Y A Z A R L A R
İslam yanılır mı?

"Beklentiler" başlıklı seri yazımıza devam edeceğiz. Geçen hafta Hürriyet'te çıkan Ege Cansen imzalı yazı üzerine okuyucularımdan aldığım mektuplar araya bu yazıyı sokmamı gerekli kıldı.

Sayın Cansen yazısına "İslam nerede yanılıyor" başlığını koymuş. "İslam" ile "yanılma" kelimelerini yanyana getirip İslam'a yanılmayı yüklemesi Müslümanlar'ı rahatsız ediyor; ancak yazarın hemen yazısının başında verdiği tarif onun pozitivist olduğunu, İslam vahyine inanmadığını ortaya koyuyor ve bu bakımdan rahatsız olmamak gerekiyor. Cansen'e göre "Bütün dinler, netice itibariyle birer ideolojidir. İdeoloji, insan yapması fikirleri, tanrısal kanunlar, yani doğal bilim haline dönüştürme disiplinidir." Yani din, Allah tarafından vahyedilmemiştir; insan yapısı fikirler, yine insanlar tarafından tanrısal kanunlar/doğal bilim haline dönüştürülmüştür. Müslümanlar'ın inancına göre ise dinin aslı, esası, temel kuralları, müctehidler tarafından üretilecek (keşfedilecek) kurallara esas teşkil edecek açıklamalar Allah tarafından vahyedilmiştir. Allah elbette her şeyi bilir ve yanılmaz; O'nun vahyettiği, vahiy yoluyla bildirdiği bilgiler ve kurallar da doğrudur, yanlış olamaz. Cansen, Allah'ın vahyettiği ve bilimin de yanlışladığı, yanlış bulduğu bir tek örnek bile vermiş değildir; verdiği örnekler -aşağıda açıklanacağı gibi- ya vahyedilmiş değildir veya yanlış olduğunda bilim dünyası birleşmiş değildir.

Dinde (İslam'da) bir vahyedilmiş bilgi ve kurallar vardır bir de bunlara dayanarak âlimlerin (müctehidlerin, müfessirlerin) ürettikleri bilgiler, yorumlar vardır. İslam'a göre yanlış olması mümkün olmayan kısım birincisidir (yani vahyedilendir), ictihadlar, tefsirler (yorumlar) ise yanlış olabilir; yanlış olduğu ilim yoluyla ispat edilen bir yorum, bir ictihad İslam'ın bir kuralı olmaktan çıkar.

Cansen, "Dinlerin ortaya çıkış sebebi, insanın toplumsal bir canlı olmasıdır" diyor. Bu önermenin bilimle bir ilgisi yok, yazarın bir kurgusundan ibaret. Daha doğru bir kurgu, bir temellendirme şöyle olabilirdi: "Dinlerin vahyedilmesinin sebebi, insanın yaratılmış olmasıdır". Çünkü insandan daha aşağı mertebelerdeki canlıların dine, ahlaka, estetiğe ihtiyaçlarının olmadığı bilinmektedir; bunlara ihtiyacı olan, bunlarsız yapamayan (insan olamayan) canlı, fert ve cemiyet olarak insandır; evet, yalnızca cemiyet olarak değil, fert olarak da insandır. Eğer bir insanın tek başına yaşaması mümkün olsaydı onun da dine ihtiyacı, dinle ilgili inanç ve düşünceleri olacaktı. Bu gerçeği bilmenin yolu iman ve ibadetle dini yaşamaktır; dini tecrübesi olmayanların, bireyin -cemiyet olma zarureti dışında- dine olan ihtiyacını ve dinle birebir ilişkisini anlaması, kavraması, yaşaması mümkün değildir.

Cansen, "Fertle, cemiyet arasındaki ömür süresi farkından doğan bu temel çelişkiyi (fertle cemiyet arasındaki çatışmayı) çözmek dinlere düşmüştür. Meselenin matematik çözümü, birey ile toplumun (parça ile bütün) ömür sürelerinin sonsuz yani "eşit" olduğunu kabul etmektir. Bunun için, bu dünyada öldükten sonra (ahirette) hesap gününe kadar yaşamaya devam edeceğine inanmak imanın şartıdır" diyor. İnanmasa bile bir İslam ülkesinde yaşayan, üstelik okumuş yazmış bir kimsenin, temel bir İslam inanç kuralını bile bilmemesi düşündürücüdür. Cansen'in burada iki önemli hatası vardır: 1. İslam inancına göre fert ile toplumun ömür süreleri sonsuz yani eşit değildir. Ferdin dünya hayatı sınırlı olduğu gibi ona nisbetle uzun olan toplumun dünya hayatı da sınırlıdır; kıyamet kopacak ve ferdin akıbeti ne olacaksa toplumun akıbeti de o olacaktır. 2. İslam inancına göre "dünyada öldükten sonra ahirette hesap gününe kadar yaşamaya inanmak" şeklinde bir inanç yoktur; imanın şartı olan inanç şöyledir: İnsanlar dünyada ölünce bedenleri çürür, ama ruhları ölmez, Berzah adı verilen bir âlemde (başka bir varlık boyutunda) hayatları devam eder, dünyadaki inanç ve amellerine (yapıp ettiklerine göre) bu âlemde mükâfat veya ceza görürler. Sonra kıyamet kopar, hesap günü gelir, hesap sonunda cennete veya cehenneme giderek buralarda hayatlarına devam ederler.

Yerim kalmadı, bir yazı daha yazmam gerekecek.


25 Nisan 2003
Cuma
 
HAYRETTİN KARAMAN


Künye
Temsilcilikler
ReklamTarifesi
AboneFormu
MesajFormu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Dizi | Röportaj | Karikatür
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED