AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ

Y A Z A R L A R
Bulut Sardı Penceremi

Türkler'in Asya'dan Avrupa'ya büyük yürüyüşündeki görkemli günlerini Yirmibirinci yüzyıla taşıyabilmeleri için, Türkiye'nin "para sesi'nden daha çok "şair sesi"ne ihtiyacı var. Çünkü onlar insanın içinde fırtınalar koparmanın ve bulutlara yağmur yüklemenin öncüleridir. Misyon kazandıran sözün ustalarından biri de Alaeddin Özdenören'dir. O ömrünü şiire adadı. Şiir ve düşünceyle geçmiş elli yılın sahibidir.

Sezai Karakoç "Sanat tutumum, genel dünya görüşümün bir bölümünden başka bir şey değildir. Onu bir sesin, yeni bir ses sırtına yüklemekten ibarettir" derken, sanatın toplumların geleceğindeki işlev ve önemini vurgular. Tarihin büyük imtihanlarından geçmiş, zengin bir dünya görüşüne dayanmayan toplumların, dünyayı hem yorumlayan hem de dönüştüren sanatları olmaz.

Haksızlık, yoksulluk ve soygunların olmadığı dünyanın şiiri, kutsal geleneğin ilk insanla başlayan zengin birikimine dayanmak zorundadır. Zamanı bütün boyutlarıyla kucaklamayan toplumlar, megatrendleri yakalamakta büyük güçlük çeker. A. Özden Ören ilk defa 1967 yılının üç ayı bir arada yayınlanan Diriliş dergisindeki "Kalbim Sağ Yanımda" şiiriyle zorlama ideolojilerin büyüsüne kapılmadan, güneşi göğüslemenin yolunu açmıştır.

O herzaman "Kalbim sağ yanımda çarpıyor" dedi, hiçbir zaman günün dayatmacı akımlarının rüzgarına kapılmadı. "Açık deniz sofrasında /Sonsuz dağlarını denizlerin/ aşarak üstlerinden birbir/ Bir ince yelkenlidir/ Altın çağı getirir" diye, bekledi. "Göğü emziren mızraklar genç omuzlarında/ Ve yukarıdan aşağı/ Göğüsleyerek güneşi/ Getirir ve bağlar korsan çağımıza/ Yerinden oynayan/ Kopan bir fırtına gibi/ Kalbim sağ yanımda" demekten hiç geri kalmazdı.

Geçen hafta ortasında Erdem Bayazıt, İsmet Ağan ve Alim Kahraman'la birlikte A. Özdenören'i Bursa Uludağ Üniversitesi'nin hastanesinde altıncı katta bulutların arasındaki odasında ziyaret ettik. Biz yanındayken Dr. Hasan Doğruyol'da geldi. Bizi görür görmez gözleri buğulandı, hemen eline kalem ve defteri alarak "merak etmeyin ağrım sızım yok" diye yazdı. Sesi gitmiş yazarak konuşuyor, "kalbim sağ yanımda" diyordu.

Hemen Kızılcahamam orman tesislerinde rahmetli Sait Zarifoğlu'nun bir hafta misafiri olduğumuz günleri andık. "Hicaz'dan Endülüs'e isimli kitabımı hazırlıyordum. Baştan sona okudu, kitabın adının "Bulut Sardı Penceremi" olmasını istedi. Aslında bu ismi kendi kitabı için düşünmüştü, bana seve seve verebileceğini söyledi. Düşünce ve sanatı ustaca harmanlayan Mehmet Niyazi Özdemir de A. Özdenören'in önerdiği ismi çok beğendi. Kitabın önsözünde anlattığım gibi, isim beğenilmesine beğenildi. Ancak bir gezi ve izlenim kitabı için çok şiirsel bulunmuştu.

O "Kalbim sağ yanımda" diyorsa da günlük sorunlarla içiçe yaşamazdı. Soğuk savaşın doruk noktasında olduğu yıllarda, bütün Mavera yazarları gibi o da Anadolu'nun geleceğinin Batı'nın "sağ" ve "sol" akımlarının dışında atıyordu.

A. Özdenören "Göğü tutan o billur ses/ Ulaştı geldi bana/ Kalbimin sağ yanına" diyerek aradığının bugün anlamlarını tamamen yitiren bilinen "sağ" ve "sol" olmadığını da başarıyla anlattı.


27 Nisan 2003
Pazar
 
NAZİF GÜRDOĞAN


Künye
Temsilcilikler
AboneFormu
MesajFormu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Dizi | Röportaj | Karikatür
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED