|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
ZEKERİYA GÜLÜN
Siz Kafkasya ve Azerbaycan'ın dünya barışı için kilit öneme sahip olduğunu vurguluyorsunuz. Sizce, Türkiye'de ilgili kurum ve kişiler bunun farkında mı? Turgut Özal bunun farkında idi. Azerbaycan ve diğer Türk Cumhuriyetleri ile Türkiye'nin bağlarını güçlendirmek istediği için pekçok engelle karşılaştı. Maalesef Özal'dan sonraki yıllarda, ülkemizde siyasi istikrar zaafiyeti yaşandığı için, Kafkasya ve Orta Asya'ya gerekli ilgiyi gösteremedik. Türkiye, Orta Asya ve Kafkasya'da öncü rol üstlense idi, bölge, şimdi bizim açımızdan çok daha farklı bir konumda olurdu. Bölgenin dünya barışı için ifade ettiği anlamın farkında olan kurumlar ve sivil toplum örgütleri de yok değil. Bu kurumların gayretleridir ki, bu gün Türkiye'yi, Kafkasya ve Orta Asya'da önemli bir aktör konumuna getirmiştir. Türkiye bölgede etkinliğini devam ettirebilseydi; hem Azerbaycan'daki Dağlık Karabağ meselesi, hem de kuzeydeki Çeçenistan meselesi barışçıl yollarla çözülmüş olurdu. AK Parti lideri Sayın Tayyip Erdoğan'ın Türk Cumhuriyetleri ve Rusya'ya düzenlediği gezi ve verilen mesajlar bölge için son yıllardaki en önemli hadiselerden biri oldu. Bu olumlu girişimler, yeni hükümetin, bölgenin öneminin bilincinde olduğunu gösteriyor.
'20 Ocak tarihte kara bir lekedir'
20 Ocak 1990 tarihi ne ifade ediyor? SSCB döneminde, reformların gündemde olduğu yıllarda Azerbaycan halkı, Rus askerlerinin bölgeden ayrılmasını istedi. Ebulfeyz Elçibey'in organize ettiği büyük çaplı gösteriler düzenlendi. Azerbaycan halkı, Rus askerlerinin kendilerine karşı bir katliama girişeceğine ihtimal vermiyordu. Azerbaycan entelektüelleri uzun yıllar Ruslar'la beraber yaşayan Azerbaycan halkının birbirine kenetlendiğine inanıyorlardı. Fakat SSCB yöneticileri, Azerbaycan'daki olayların tüm Türk dünyasına yayılmasından korktular ve diğer halklara da bir ders vermek düşüncesiyle, 20 Ocak 1990'da SSCB orduları Alfa birlikleri Azerbaycan'a girerek katliam yaptı. Çok kan aktı, çok insan kaybı yaşandı. 'Vahşet' sözcüğü bile yapılanları anlatmakta yetersiz kalır. Tankların ezdiği cesetleri toplamak günler sürdü. Azeri kardeşlerimiz çok ağır bir bedel ödedi. Bu bedel, sadece bağımsızlıklarının bedeli değildi. Aynı zamanda, dünyanın daha yaşanabilir hale gelmesinin de bedeliydi. 20 Ocak sonrasında, Azerbaycan ve Kafkasya'da yeni bir düzen kuruldu. Fakat ne acıdır ki, Azerbaycan halkını, dünya devletleri Ermeni işgalinde yalnız bıraktı. Bu aynı zamanda Kafkas halklarının yeniden bir diriliş hareketi de olmuştur. Yeni hükümetten neler bekliyorsunuz? Sayın AK Parti liderinin yaptığı geziler son derece önemlidir. Bu geziler Türk dünyasına büyük ümit vermiştir. Türkiye hükümeti bölge ile ilgili kuruluşlarını (mesela TİKA gb. gibi) yeniden yapılandırarak harekete geçirmeli ve Başbakanlık'ta bir koordinasyon merkezi kurularak, uzman kişiler görevlendirilmelidir. Bu konuda Azerbaycan ve Kafkaslar'da uzun yıllar görev yapan bir uzman gibi siyasi, sosyal ve stratijik alanlarda fizibiletisi yapılmış projelerimiz mevcuttur. Hükümet bunları bir an evvel ehil kadrolar eşliğinde harekete geçirmelidir. Bu hususta eski hatalardan da ders alınması gerekir diye düşünüyorum. Sayın Başbakanımız'ın, Türk dünyasından sorumlu Devlet Bakanı olduğu dönemlerdeki tecrübeleriyle bölgedeki problemleri daha kolay aşacağına inanıyorum.
Ekonomik işbirliği realize edilmeli
Türkiye'nin Kafkasya ve Orta Asya politikalarını yeterli görüyor musunuz? Azerbaycan, Türkiye ile Orta Asya arasında köprü konumunda. Türkiye'nin Azerbaycan ile geliştirdiği işbirliğinin başarılı olması, diğer Türk Cumhuriyetleri'ne de emsal teşkil edecektir. Azerbaycan'ın kalkınmasına yapacağımız katkı, Türk dünyasında, Türkiye'ye karşı azalan güveni yeniden tesis edecektir. Karşılıklı çıkarları maksimum seviyeye çıkaracak bir düzenleme yapılmalıdır. Birinci aşamada Azerbaycan'a temel gıda maddeleri ihracı hızlanmalıdır. İkinci aşamada da Exsimbank kredileri devreye sokularak Azerbaycan'da yatırım yapan işadamlarımıza verilen destek artırılmalı.
BAKÜ-CEYHAN'DAKİ AKSAKLIKLAR DOĞAL Bakü-Ceyhan projesiyle, bölgenin enerji kaynakları dünyanın kullanımına sunulacak. Gerek bölge halkının, gerek Türk halkının, gerekse de dünya halklarının refahı açısından, bölgenin enerji kaynaklarının kullanıma açılması hayati önem taşıyor. Boru hattı herşeyden önce Türkiye için siyasi, ekonomik ve stratejik avantajlar sağlayacak. Ceyhan limanı, önemli bir uluslararası ticaret merkezi olacak. Belki onbinlerce vatandaşımız istihdam edilecek. Ayrıca, petrolünü Türkiye üzerinden alan ülkeler, Türkiye ile ilişkilerinde bu durumu ağırlıklı olarak dikkate alacaklardır. Petrol ve doğalgazını Türkiye üzerinden alan ülkeler Türkiye aleyhinde bir karar almadan önce, eskisine oranla daha çok düşüneceklerdir. Sonra, meseleye Türkiye'nin gelirleri açısından bakarsak birinci olarak kira gelirleri elde edecek, daha sonra petrol ve doğal gaz alımında indirim hakkı kazanılacaktır. Bu proje daha da geliştirilip Türkmenistan ve Kazakistan ile yapılacak anlaşmalarla bu ülkelerin enerji kaynakları Türkiye üzerinden dünyaya pazarlanabilir. Böylece, Türk dünyası ile entegrasyon her sahada hızlanmış olacak. Görüldüğü gibi, projenin önemi çok büyük.
|
|
|
|
|
|
|