|
|
|
|
Nasuh Mahruki adını Dünyanın Damına, Everest'e tırmandığında duydum. Sonra doğa felaketlerinde ekibiyle birlikte (AKUT) kazazedelerin yardımına erişmek için koşuşturmalarına tanık oldum. Hepimizin nazarında O, büyük bir sporcu aynı zamanda mükemmel bir insandı. Sadece bu kadar mı? "Yer Yüzü Güncesi" adlı kitabını okuduktan sonra Mahruki'nin bilge bir yanı, olayları inceleyip hükme varma yeteneğine sahip olduğunu da öğrendim. Nasuh Mahruki'nin bu kitabını bir değil, birkaç kez okumak gerekiyor. 352 sayfalık "Yer Yüzü Güncesi"nden alınacak, öğrenilecek pekçok şey var. Sadece Everest'in değil, dünyadaki en önemli zirvelerin hepsini de feth eden 1967 doğumlu bu delikanlı, eserinin 75. sayfasında "İnsan Nasıl İnsan Oldu" başlığı altında ilginç fikirler öne sürmüş. Bu fikirlerin bir bölümü kendisine ait olmasa bile analiz yeteneği beni şaşırttı. Kısa da olsa sizlere sunmadan edemedim: "-Sebat etmenin yerini dünyada hiçbir şey tutamaz. Yetenek tutamaz, dünyada yetenekli ama başarısız insandan daha olağan birşey yoktur. Zeka tutamaz, ödüllendirilmemiş zeka, nerede ise gündelik hayatımıza bile girmiştir. Eğitim tutamaz: Dünya ilgisiz kalınmış eğitimlilerle doludur. Oysa sebat ve kararlılık, tek başına bile her şeye yeter..." Hiçbir zaman ümitsizliğe düşmemek, sebat etmek Nasuh Mahruki'nin hayat tarzı olacak! And dağlarında haftalarca buz cehenneminin ortasında yaşama mücadelesi veren Nando Parrado ve arkadaşlarının sağ kalmalarını sağlayan bir notu da Mahruki eserine kaydetmiş: "-Çaresiz, umutsuz bekleyişin son haddine gelindiğinde Nando, dağları aşmayı denemeğe karar verdi. Önündeki büyük dağı aşmak için günlerce karların-buzların arasından tırmanışa geçti. Yarı aç, donmak üzere iken, önündeki zirvenin arkasında yeşil vadileri ve kendilerini kurtarışa götürecek patikaları göreceği inancıyla gayred ederek zirveye ulaştı. Ancak görebildiği bütün ufuklar karla ve tepelerle kaplıydı. Nando, hayal kırıklığı, acı ve kızgınlık içinde ağlamağa başlar, nerede ise çözülmek üzeredir. Fakat geriye dönüp baktığında aştığı o uzun mesafeyi ve karlı tepeleri görünce, aslında ne kadar çok şey başardığını anladı. Öfkesinin ve umutsuzluğunun yerini gurur ve kararlılık aldı. İçini zafer ve kendini kanıtlama duygusu sardı. Nando böylece yaşamayı, önündeki dağları teker teker aşarak arkadaşlarını da kurtardı..." Büyük sporcu Nasuh Mahruki'yi böyle bir eser meydana getirdiği için bütün kalbimle kutluyorum. DOĞAYI SEVMEK
Nasuh Mahruki, 2 yıl kadar önce bana uğramış ve bu büyük sporcuyu evimde görmüş olmaktan büyük mutluluk duymuştum. Bir kere daha O'nunla karşılaşırsam artık Mahruki'ye çok önemli bir sporcu olduğu kadar çok önemli bir düşünür olduğu görüşüyle bakacağım. Doğayı bu kadar seven, en ümitsiz anlarda dahi sebat ederek yılmayan o kadar az insan var ki.. Bir zamanlar ben de dağ sporlarıyla yazar olarak ilgilendim. Zirvelere tırmananlarla yarı yolda canlarını yitirenlerin öykülerini "İnsan Yutan Dağlar" başlığı altında yazmıştım. And Dağları'nın tepesinde don yüzünden parmaklarını yitiren Herzog, Everest'e ilk tırmanan Edmond Hillary, mihmandarı Tenzig, evet, evet, dünyanın zirvelerine tırmananların hepsi de yabancıydı. Nasuh bir "ilk"i gerçekleştirdi, Tunç Fındık da O'nun izinden giderek Everest'in tepesinde bayrağımızı dalgalandırdı. Her türlü zorluğu aşarak zirvelere tırmanmayı başaranlar, muhakkak ki "yüksek karakter" yapısına sahipler.
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat| Arşiv Bilişim | Dizi | Röportaj | Karikatür |
© ALL RIGHTS RESERVED |