|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
'Düşük Yoğunluklu Demokrasi', Körfez Savaşı sonrası kabul gören ABD gözüyle yeni dünya düzeni anlayışının, Amerika'nın rahminde salt kendi çıkarları ile tortulayarak biçimlendirdiği bir demokrasi mutasyonudur.
MEHTAP GÜR
Manipülasyona dinamit ABD'nin dünya hegemonyasını "insani değerleri yüceltme başarısı" olarak sunan medya ve iletişim aygıtlarını eleştiri bombardımanına tutan bu kitap, ABD'nin gerçekteki bencil, acımasız ve kural tanımaz tarafını, sömürüye dayalı dış politikalarını cesurca gözler önüne sererek adeta halkı manipüle eden iletişim aygıtlarının tekerine dinamit koyuyor. Bu kitaba özel tanımıyla 'Düşük yoğunluklu demokrasi' kavramı özellikle az gelişmiş Üçüncü Dünya Ülkelerinin siyasi arayışları karşısında biraz da savaş sonrası muhalefet akımlarının bastırılması ana fikrinden eklemlenerek ABD tasarımı olarak ortaya çıkarılmış ve tamamıyla ABD çıkar amaçlarına yönelik, demokrasi yükleminde yeni bir dünya düzeni anlayışı oluşturulmuştur. Kozmetik demokratikleşme Kitapta demokrasinin 'Batı'da anlaşıldığı şekliyle demokrasinin servetin küçük bir elitin elinde aşırı derecede yoğunlaştığı toplumlarla bağdaşmadığı' gösteriliyor. "Üçüncü dünya ülkelerinde (uygulanan şekliyle) demokrasi kurulu güç yapısına uşaklık etmezse, onun tehdidi altında kalır. Sonuç olarak ilerici reformlar engellenirken statüko korunur. Demokratikleşme ise seçimlere biçimsel katılım düzeyinde kalır." Bu kozmetik demokrasiden başka bir şey değildir. Her halk hareketinde rimelleri akıp makyajı dağılan işte bu kozmetik demokrasi anlayışıdır. Yani demokrasi açısından reel bir gerçeklik sunmamakla beraber silüet olarak göz doldurur. Bunun dışında, kitapta bazı siyasi anlayışlara düşündürücü göndermeler de dikkati çekmektedir: "Herkes demokrasiyi alkışlıyor; pratikte ona en çok karşı olanlar en şiddetli alkışlıyor" denilerek siyasi kimlik olgunluğuna ulaşamamış bakış açılarının profili çiziliyor. Gerçek anlamı (demokrasi) ve çıkar yüklemli anlamı (Düşük Yoğunluklu Demokrasi) arasında zikzaklar çizen bu kavram karmaşasına "Düşük Yoğunluklu Çalışmanın bir bileşeni" teşhisi konularak bilimsel bir düzeylilikle siyasi bir modelinaltyapısızlığı ustaca özetleniyor. Kırılgan bir sistem 'Düşük Yoğunluklu Demokrasi'yi benimseyen ABD güdümündeki ülkelerde ise "kozmetik demokratikleşme insan haklarına kimi sınırlı değişiklikler getirilse de tanınmış hedef tahtası öğrencilere ve insan hakları savunucularına karşı alışılmış baskı ve insan hakları ihlalleri sürecektir." Çünkü 'Düşük Yoğunluklu Demokrasi' kırılgan bir sistemdir. Bir yanda, yeni demokratik düzen halk hareketlenmesi için alanı genişletir ve dolayısıyla düzeni tehdit eden radikal talepler eklemlenirken diğer yandan toplumsal istikrarsızlığın artma olasılığına neden oluyor. Bu da iç kargaşa ve getirisi olarak karşı müdahale anlamına geliyor. Bu anlamda bir bakış açısıyla kitap, Düşük Yoğunluklu Demokrasi anlayışının özlenen demokrasiyle bağdaşma noktasındaki kırılmaları reel bir tarzda biçimlendirerek okuyucusunu aydınlatıyor. ABD müdahaleciliğinin Irak Operasyonu ile yeniden hareketlilik kazandığı şu günlerde okuyucuya alternatif bir bakış açısı oluşturması bakımından mutlaka okunması gereken anlamlı bir eser. Ayrıca sanal gündemlerle sır edilen gerçeklerin loş yüzüne Amerikalılar tarafından görsellik kazandırması açısından tarihi bir niteliği de olan bu değerli kitap saklanılası bir nitelikte tarihsellik içeriyor. Bilgi Tel: 0212 511 26 00
Amerika'nın kültürel mutasyonu
"ABD yeni demokratik düzenleri sevinçle karşılıyor ve bunları kilometre taşları ve zafer olarak selamlıyor; fakat desteği karşılıksız değil." Diğer sistemleri verdiği her kalem destekle gebe bırakan Amerika çıkar anlayışına göre: "Diğer devletler, ilişkilerini pürüzsüz devam ettirtmek istiyorlarsa, belli koşulları yerine getirmelidirler. ABD bu hükümütlere sürekli denetim ve baskı uyguluyor." Özellikle gelen her yeni yönetime "IMF dayatılarak hükümetler IMF politikalarına yeşil ışık yakmak zorunda bırakılıyor." "...Demokratikleşme dalgasının başarısının, üçüncü dünya'da kalkınma'nın başarısızlığının üzerinde yükseliyor olması onun (bu demokrasi anlayışının) paradoksudur..." Elit demokrasisi denilmesi gereken bu yapılanmalar Amerika'nın kurulu güç yapısına uşaklık etmezse, onun tehdidi altındadır.
|
|
|
|
|
|
|
|