T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

K Ü L T Ü R
Makyaj artık akıyor

'Düşük Yoğunluklu Demokrasi', Körfez Savaşı sonrası kabul gören ABD gözüyle yeni dünya düzeni anlayışının, Amerika'nın rahminde salt kendi çıkarları ile tortulayarak biçimlendirdiği bir demokrasi mutasyonudur.

  • MEHTAP GÜR
    "Düşük Yoğunluklu Demokrasi / Yeni Dünya Düzeni Ve Yeni Politik Güçler" Alan Yayınları'ndan çıkmış, Noam Chomsky, Samir Amin, Andre G. Frank ve beş yazarın daha katkılarıyla oluşturulmuş bir kitap. ABD müdahalesine bakışlarını benzer yaklaşımlarla anlamlandırıyor olmaları ise bu eserde mükemmel bir fikir mozaiği oluşturmalarına ilham kaynağı olmuştur.

    Manipülasyona dinamit

    ABD'nin dünya hegemonyasını "insani değerleri yüceltme başarısı" olarak sunan medya ve iletişim aygıtlarını eleştiri bombardımanına tutan bu kitap, ABD'nin gerçekteki bencil, acımasız ve kural tanımaz tarafını, sömürüye dayalı dış politikalarını cesurca gözler önüne sererek adeta halkı manipüle eden iletişim aygıtlarının tekerine dinamit koyuyor. Bu kitaba özel tanımıyla 'Düşük yoğunluklu demokrasi' kavramı özellikle az gelişmiş Üçüncü Dünya Ülkelerinin siyasi arayışları karşısında biraz da savaş sonrası muhalefet akımlarının bastırılması ana fikrinden eklemlenerek ABD tasarımı olarak ortaya çıkarılmış ve tamamıyla ABD çıkar amaçlarına yönelik, demokrasi yükleminde yeni bir dünya düzeni anlayışı oluşturulmuştur.

    Kozmetik demokratikleşme

    Kitapta demokrasinin 'Batı'da anlaşıldığı şekliyle demokrasinin servetin küçük bir elitin elinde aşırı derecede yoğunlaştığı toplumlarla bağdaşmadığı' gösteriliyor. "Üçüncü dünya ülkelerinde (uygulanan şekliyle) demokrasi kurulu güç yapısına uşaklık etmezse, onun tehdidi altında kalır. Sonuç olarak ilerici reformlar engellenirken statüko korunur. Demokratikleşme ise seçimlere biçimsel katılım düzeyinde kalır." Bu kozmetik demokrasiden başka bir şey değildir. Her halk hareketinde rimelleri akıp makyajı dağılan işte bu kozmetik demokrasi anlayışıdır. Yani demokrasi açısından reel bir gerçeklik sunmamakla beraber silüet olarak göz doldurur.

    Bunun dışında, kitapta bazı siyasi anlayışlara düşündürücü göndermeler de dikkati çekmektedir: "Herkes demokrasiyi alkışlıyor; pratikte ona en çok karşı olanlar en şiddetli alkışlıyor" denilerek siyasi kimlik olgunluğuna ulaşamamış bakış açılarının profili çiziliyor. Gerçek anlamı (demokrasi) ve çıkar yüklemli anlamı (Düşük Yoğunluklu Demokrasi) arasında zikzaklar çizen bu kavram karmaşasına "Düşük Yoğunluklu Çalışmanın bir bileşeni" teşhisi konularak bilimsel bir düzeylilikle siyasi bir modelinaltyapısızlığı ustaca özetleniyor.

    Kırılgan bir sistem

    'Düşük Yoğunluklu Demokrasi'yi benimseyen ABD güdümündeki ülkelerde ise "kozmetik demokratikleşme insan haklarına kimi sınırlı değişiklikler getirilse de tanınmış hedef tahtası öğrencilere ve insan hakları savunucularına karşı alışılmış baskı ve insan hakları ihlalleri sürecektir." Çünkü 'Düşük Yoğunluklu Demokrasi' kırılgan bir sistemdir. Bir yanda, yeni demokratik düzen halk hareketlenmesi için alanı genişletir ve dolayısıyla düzeni tehdit eden radikal talepler eklemlenirken diğer yandan toplumsal istikrarsızlığın artma olasılığına neden oluyor. Bu da iç kargaşa ve getirisi olarak karşı müdahale anlamına geliyor. Bu anlamda bir bakış açısıyla kitap, Düşük Yoğunluklu Demokrasi anlayışının özlenen demokrasiyle bağdaşma noktasındaki kırılmaları reel bir tarzda biçimlendirerek okuyucusunu aydınlatıyor.

    ABD müdahaleciliğinin Irak Operasyonu ile yeniden hareketlilik kazandığı şu günlerde okuyucuya alternatif bir bakış açısı oluşturması bakımından mutlaka okunması gereken anlamlı bir eser. Ayrıca sanal gündemlerle sır edilen gerçeklerin loş yüzüne Amerikalılar tarafından görsellik kazandırması açısından tarihi bir niteliği de olan bu değerli kitap saklanılası bir nitelikte tarihsellik içeriyor. Bilgi Tel: 0212 511 26 00

    Amerika'nın kültürel mutasyonu

    "ABD yeni demokratik düzenleri sevinçle karşılıyor ve bunları kilometre taşları ve zafer olarak selamlıyor; fakat desteği karşılıksız değil." Diğer sistemleri verdiği her kalem destekle gebe bırakan Amerika çıkar anlayışına göre: "Diğer devletler, ilişkilerini pürüzsüz devam ettirtmek istiyorlarsa, belli koşulları yerine getirmelidirler. ABD bu hükümütlere sürekli denetim ve baskı uyguluyor." Özellikle gelen her yeni yönetime "IMF dayatılarak hükümetler IMF politikalarına yeşil ışık yakmak zorunda bırakılıyor." "...Demokratikleşme dalgasının başarısının, üçüncü dünya'da kalkınma'nın başarısızlığının üzerinde yükseliyor olması onun (bu demokrasi anlayışının) paradoksudur..." Elit demokrasisi denilmesi gereken bu yapılanmalar Amerika'nın kurulu güç yapısına uşaklık etmezse, onun tehdidi altındadır.

  •  
    Ünlü Alman İslam Bilimcisi Annemarie Schimmel öldü
    SİYAD 'Uzak'a gitti
    Sinema Yazarları Derneği'nin (SİYAD) 2002 Yılı Ödülleri törenle sahiplerini buldu. En İyi Film ödülüne, Nuri Bilge Ceylan'ın yönettiği Uzak değer görüldü. Uzak'la En İyi Yönetmen ve Görüntü Yönetmeni ödüllerini de kazanan Ceylan, bu film için aldığı ve alacağı tüm ödülleri, bir süre önce trafik kazasında ölen filmin başrol oyuncusu ve yeğeni Mehmet Emin Toprak'a adadığını belirtti. 1979'da SİYAD ödülü verilen ilk kişi olan ünlü oyuncu Cahide Sonku'ya adanan En İyi Kadın Oyuncu ödülüne Hiçbiryerde'deki rolüyle Zuhal Olcay, En İyi Erkek Oyuncu ödülüne ise İtiraf'taki rolüyle Taner Birsel değer görüldü. En İyi Yardımcı Kadın ve Erkek Oyuncu ödüllerini Hiçbiryerde'deki rolleriyle Meral Okay ve Ruhi Sarı kazandı. En İyi Senaryo ödülünü İtiraf ile Zeki Demirkubuz, Fatma Girik, Memduh Ün ve Fikret Hakan'a da Onur Ödülü sunuldu.
    İstanbul'da 'Barok Günleri'
    Cemal Reşit Rey Konser Salonu'nca düzenlenen, 'III. Uluslararası Barok Günleri' İtalyan dini müziği yapan 'Chamber Collegium' adlı topluluğun 'Tutti Soli" açılış konseriyle dün akşam başladı. 2 Şubat'a kadar sürecek olan Barok Günleri'nde, Kara Karayev Azerbaycan Devlet Oda Orkestrası'nın konseri bugün, Luc de Bernardi & Stefano Intrieri konseri 30 Ocak'ta, Ensemble Barocco Italiano topluluğunun konseri 31 Ocak'ta izlenebilecek. Bilgi tel: 0 212 232 98 30
    Kerkük Türkleri'nin sesi Türkmen Bohçası'nda
    Olası ABD saldırısı ile bir kez daha öne çıkan Irak Türkleri seslerini, Türkmen Bohçası adlı dergi ile duyuruyor. Deniz Musa'nın editörlüğünde çıkan dergide kalem zenginliğini göze çarpıyor. Kerkük Vakfı Genel Başkanı ve Irak Türkleri Derneği kurucusu İzzettin Kerkük'le yapılan röportaj ve Bağdat Radyosu'nun ilk kadın ses sanatçısı olan 'Kerkük Kızı Selime Hanım'ın portresi dikkat çekiyor. Tel: 0 212 534 88 29
    29 Ocak 2003
    Çarşamba
     
    Künye
    Temsilcilikler
    ReklamTarifesi
    AboneFormu
    MesajFormu
    Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
    Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
    Bilişim
    | Dizi | Röportaj | Karikatür

    Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
    © ALL RIGHTS RESERVED