|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Amerika, İslam coğrafyasını yeniden dizayn operasyonunda her ülkede bir başka problemli alanı kullanıyor. Afganistan'da "Kuzey İttifakı"nı kullandı. Irak'ta, "Kürt kartı"ndan yola çıktı. Şimdi İran'da "Azeri kartı"nı kullanmak istiyor. Uzun süredir Amerika'da bulunan Azeri lider Mahmut Ali Çöhregani, çok da gizlemeye gerek duymaksızın bu Amerikan planında baş rolü üstlenmeye aday. Çöhregani, Türkiye'yi de, üstelik "Irak'tan ders alarak" bu operasyonda görev üstlenmeye teşvik ediyor. İran olayında Türkiye'nin duruşu belki Irak'tan da daha çok önem kazanıyor. Bunun sebepleri var: Birincisi, Irak operasyonunda Amerikan politikaları karşısında mesafeli duruş, Türk-Amerikan ilişkilerinde ciddi bir gerilime yol açtı. Gerilimde Amerika, Irak'ı kısa süre içinde teslim almanın da sağladığı pozisyonla, adeta Türkiye'yi terbiye eder bir tavır sergiledi. İran olayı, ABD'nin bölgeye ilişkin dizayn operasyonunun bir parçası ve şimdi Amerika Türkiye'ye "Irak'ta sonucu gördün, geliyorum ve yeniyorum. Politikalarıma eklemlenmezsen, açıkta kalacağını da gördün. Öyleyse kararını çabuk ver ve İran operasyonunda benim adımlarıma ayak uydur" diyor. Yani "İran'da da benim dediğim olacak, yanımda yer almazsan orada da açıkta kalırsın" yollu bir tehdit koyuyor. Amerika böyle söylerken, üstelik, İran'ı çökertecek operasyonda Türkiye'yi avlayacak, Türkiye'nin bigane kalamayacağını düşündüğü malzemeler de sunuyor. "Güney Azerbaycan" kozu bu. Öteden beri Türkiye'nin Güney Azerbaycan'la ilgilendiği, İran'ın Türkiye'ye yönelik hesaplarına karşılık, Türkiye'nin de Güney Azerbaycan'ı muhtemel bir dezentegrasyon alanı olarak düşündüğü, Kuzey Azerbaycan'da da, mesela rahmetli Ebulfeyz Elçibey gibi kimi liderlerin iki Azerbaycan'ın birleşmesiyle oluşacak Büyük Azerbaycan projelerinin bulunduğu ifade edilir. İran'da da bu yönde kaygılar beslendiği ve buna mukabil, Türkiye'yi iç problemlerle boğuşmak zorunda bırakmayı, ana politikalar içinde gördüğü biliniyor. Şimdi Amerika, İran'ın ipini çekmek isterken, Azeriler'e en azından bir "federatif yapı" umudu vermek istiyor ve bunu Türkiye için de anlamlı olacağını düşünüyor. Sopa ve havuç! Sopa, Amerika'nın dışlaması. Havuç Güney Azerbaycan'a yeni statü ve İran'ın zayıflatılması... Bu durumda Türkiye, zor bir karar noktasında kaldığını hissediyor. Dikkat edilirse, şu ana kadar İran konusunda Türkiye çok net şeyler söylemedi. İki şey ifade edildi. Birisi, "nükleer faaliyetlerde dünyaya karşı daha şeffaf olmak" çağrısı, diğeri ise Azerbaycan konusunun "İran'ın iç işi" olduğu hususu. Birincide, ABD'nin beklentilerine uygun bir görüntü mevcut, ikincide ise, "tarafsız kalma" çabası... Gene de "kararsızlık" görüntüsünün hakim olduğunu söylemek mümkün. Türkiye, belli ki, Irak'ta olduğu gibi Amerika tarafından "mesafeli" gibi algılanacak bir tavır sergilemek istemiyor. Gene belli ki, son zamanlarda İran'la iyi gelişen ilişkilerin yaralanmasını istemiyor. Irak şu anda, bir bataklığı andırıyor. Afganistan öyle. İran, bu iki ülkeden daha derin devlet geleneğine sahip bir ülke. İran'a karşı şu veya bu şekilde (yani ister savaş açarak, ister iç karışıklıklarla) yürütülecek bir operasyonun, İran'ı nasıl bir bataklığa dönüştüreceği ise bilinemiyor. Bu durumda Türkiye, sürekli çalkantılarla etrafı bataklığa dönüşecek bir ülke haline gelecek. İran'ın parçalanma sürecinin, Türkiye'yi nasıl etkileyeceği hiç de kolay tahmin edilemeyecek durumlar hasıl edebilir. Türkiye'nin Irak'ta karşılaştığı dışlanmadan sonra İran'da ABD'ye eklemlenmesi, ilk ürünleri bataklık olan bir meçhule doğru adımlar atmış olacak. Bunu tercih etmeli mi? Bir başka konu şu: Türkiye Irak'ta "toprak bütünlüğü" ilkesini savundu. Bu anlaşılabilirdi: Çünkü Türkiye Irak konusuna öncelikle "Kürtler'in ayrı bir devlet kurması" noktasından yaklaştı ve böyle bir olgunun, Türkiye'ye yönelik olumsuz yansımalarını önemsedi. İran olayında, "İran'ın toprak bütünlüğü" gibi genel bir ilke ile, "Azeriler'in durumu" gibi daha özel bir hassasiyet alanı karşı karşıya gelmiş gözüküyor. Tabii bu durumda, Kürtler'e yönelik hassasiyetle, Azeriler'e yönelik hassasiyetin farklılaşması gibi bir riskli duruş da ortaya çıkabilecek. Bunun, Türkiye'nin içerdeki Kürt asıllı insanları nezdindeki yansımalarının olması kuvvetle muhtemel. Türkiye, bu noktada bir başka konuyu daha düşünmek durumunda: İran'da, Azeri kartı kullanılıp, Amerika'nın arzuladığı sonuçlar alınsa bile, Azeriler dışındaki İran halkının, İran'ın bölünmesinde rol almış bir Türkiye'ye hangi duygularla bakacağı sorgulanabilir. Kaldı ki Azeri kartının ne kadar etkin kullanılabileceği sorusu da sorulabilir. Çünkü Çöhregani'nin Azeriler'i ne oranda etkilediği – temsil ettiği, Azeriler'in mevcut sistemle ilişkilerinin tahmin edildiği gibi kötü olup olmadığı, Azeriler'de etnik veya dini ya da vatandaşlık bağlarından hangisinin daha baskın olduğu konuları çok net bilgiler değil. Ayrıca sistem içinde Azeriler'in önemli sorumluluklar üstlendiği, bütün Azeriler'in bir sistem değişikliğinden yana olmayacakları da biliniyor. (Ayetullah Ali Hameney'in Azeri asıllı olması gibi..) Bu durumda Amerika'nın Azeriler'i Kürt kartını kullandığı kolaylıkla devreye sokup sokamayacağı meselesi var. Amerika bölge ile oynuyor. Taşları oynatıyor. Oynayan her taş, her ülkenin başına işler açıyor. Bunda bölgenin taşıdığı zaafların da ciddi etkisi var. Keşke bu zaaflar, Amerika bölge ile oynamadan giderilebilse. Ama oyun başladı bir kere. Bölge ülkeleri kaybediyor. Ama Amerika'nın da kazanacağı bir oyun gibi gözükmüyor ilk hamlelerde ortaya çıkan sonuç. Türkiye, İran, bunlar bölgenin Amerika'dan bile daha çok devlet tecrübesi olan ülkeleri... Bunlar bölgenin ülkeleri... Bunlar kafa kafaya verip, bölgenin daha çok bataklaşmasına mani olacak çözümleri bulmalı, bir anlamda, süper gücü de, bir bataklık imalatçısı olmaktan kurtarmalı...
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Dizi | Karikatür | Çocuk |
© ALL RIGHTS RESERVED |