AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ
Albaraka Türk

K R O N İ K  M E D Y A
Kaliforniya valisine tavsiyeler

Cumhuriyet'in haberine göre, George F. W. Will'in yazısında söz dönüp dolaşıp Atatürk'e de geliyormuş. Gazete bu geçişin kısa bir açıklamasına da yer vermiş ama biz bu açıklamadan doğrusu pek bir şey anlamadık. Newsweek yazarının Atatürk'e atfettiği "Halka rağmen halk için hükümet" formülü de çok incitici doğrusu...

Cumhuriyet gazetesi gururla haber veriyor: "Newsweek: Bize de bir Atatürk gerekiyor".

Enteresan bir haber... Bu zamanda Atatürk kime niçin gerekiyor?

Newsweek dergisinin son sayısında George F. Will imzasıyla yayımlanan bir yazıda, ABD'nin Kaliforniya eyaletinde sekiz ay önce seçilerek işbaşı yapan Vali Gray Davis'ten halkın niçin memnun olmadığı gözden geçiriliyormuş. Anlaşıldığı kadarıyla vali bey bütçe açığı sorununu aşmak için yeni vergileri artırmakta ve hizmet harcamalarını azaltmaktaymış....

Cumhuriyet'in haberine göre, George F. W. Will'in yazısında söz dönüp dolaşıp Atatürk'e de geliyormuş. Gazete bu geçişin kısa bir açıklamasına da yer vermiş ama biz bu açıklamadan doğrusu pek bir şey anlamadık.

Neyse... İşte size Newsweek yazarının Kaliforniya eyaletinin içinde bulunduğu sorunlardan hareketle Atatürk'ü hatırlattığı satırlar:

"Atatürk toplumun tabiatına karşı modern Türkiye'yi kurarken ve isteksiz bir halkı modernliğe doğru sürüklerken şöyle diyordu: 'Halka rağmen halk için hükümet.' Kaliforniyalıların buna benzer bir kişiye ihtiyaçları var. Davis'in (vali bey) karşılaştığı türden zor tercihleri yapan ve halka yaptığı seçim tercihlerine ilişkin sorumluluğu kolayca bir tarafa atamayacağını söyleyecek biri. Kaliforniyalıların bir Atatürk'e ihtiyaçları var. Ancak büyük bir olasılıkla onu görevden alırlardı."

Çok tuhaf bir karşılaştırma ve tavsiye doğrusu... Ne demek istediği tam anlaşılamıyor... Newsweek yazarının Atatürk'e atfettiği "Halka rağmen halk için hükümet" formülü de çok incitici doğrusu...

Biz Cumhuriyet'in yerinde olsaydık, bu tuhaf haberi gazetenin yaptığı gibi "Newsweek: Bize de bir Atatürk gerekiyor" başlığıyla göğsümüzü gere gere değil, tam tersine, "Newsweek'te münasebetsiz bir hatırlatma ve tavsiye" başlığıyla bayağı öfkeli bir tonda verirdik! (K.B.)


'Büyük' gazeteden 'küçük' işler

Bu iki fotoğrafa dikkatlice bakın... Bunlardan biri 30 Haziran tarihli Vatan'da, öbürü de aynı tarihli Hürriyet'te yer aldı... Fotoğrafların bir başka ortak noktası da gazetelerin sürmanşetini işgal etmesiydi... Aslında iki gazete de fotoğrafı, bir gün önceki Dünden Bugüne Tercüman'dan almıştı... Tercüman'a göre bu bir "delil fotoğraf"tı ve fotoğraf altında şu satırlar yer alıyordu: "Prisma tarikatı ile bir ilişkisi olmadığını iddia eden Pınar Altuğ, Laila'nın açılış gecesine tarikatın kurucularından Ceri Behar ile gelmiş, Tercüman objektifine böyle yakalanmıştı..."

Bir gün sonraki (30 Haziran) Vatan'ın haberinin başlığı ve spotu ise şöyleydi: "KİMİNLE GÖRSELER SEVGİLİSİ DİYORLAR... Prisma eğitmeni Ceri Behar'la Laila'da çekilen fotoğrafın 'delil' gibi sunulması Pınar Altuğ'u çıldırttı..."

Altuğ, haberde, fotoğrafın öyküsünü şöyle anlatıyordu: "Ceri Behar eşim Umut'un bir arkadaşının kuzeni. Son olarak Laila'nın açılışında kalabalık bir grupla birlikteydik. O gün İzzet Antebi'nin doğum günüydü. Ceri de arkadaşımız olduğu için birlikte görüntülendik."

Gelelim Hürriyet'e... Bu gazetemiz, işe, fotoğrafı yazacağı habere uygun hale getirmekle başlamış ve üç harekette bitirmiş işi: 1. İkilinin tam ortasında, hemen arkalarında görülen genç kadın, içinde "Ceri ile Pınar birlikte" ibaresi bulunan bir patlangaç marifetiyle uçurulmuş... 2. Öndeki öteki genç kadının fotoğrafının üstüne, biraz sonra okuyacağınız haber, kırmızı zemin üzerine bindirilmiş... 3. Solda, arka planda omuzu ve ensesi görülen erkek de kadraj marifetiyle fotoğraf dışında bırakılmış... İşte size "başbaşa" ilk fotoğraf... "Haber"i de okuyalım:"TV yıldızı Pınar Altuğ'un, eşini aldattığı kişiler arasında adı sayılan Prisma'nın kurucularından Ceri Behar'la birlikte fotoğrafı çıktı... Pınar Altuğ, henüz boşanma konusu ortada yokken bir ay önce Laila'nın açılışına Ceri Behar'la birlikte gitti. İkiliyi birlikte Tercüman muhabirleri çekti."

"Büyük gazete"nin "Fotoğraftan adam uçurma" oyununu pek sevdiği anlaşılıyor... Hatırlarsanız, bundan bir süre önce de Devlet Halk Dansları Topluluğu'nun konserini Hüyrünnisa Gül'ün yanındaki koltukta oturarak izleyen Adalet Bakanı Cemil Çiçek'in fotoğrafını da uçurarak "Harem-selamlık değil, helal selamlık" diye uyduruk bir haber yapmışlardı.

O zaman sorduğumuz soruyu tekrar sorarak bitirelim: Acaba bu tür işler Doğan Yayın Grubu yayın ilkelerinin kaç numaralı maddesine göre mümkün olabilmektedir? (A.G.)


Medyada değişen 'Damal şenlikleri' haberleri…

'Atatürk'ün İzinde ve Gölgesinde Damal Şenlikleri' bu yıl da törenle kutlandı… Biliyorsunuz, her yıl haziran ayının son günlerinde Ardahan'ın Damal İlçesi Yukarı Gündeş köyünde, Karadağ sırtlarında Atatürk'ün silüetine benzeyen bir gölge oluşuyor ve bu "mucize" resmi törenlerle kutlanıyor. Her yıl tekrarlanan bu olay sırasında bir hayvan sürüsünün dağdan geçmesi CHP milletvekili Ensar Öğüt'ü kızdırmış. Öğüt, "Bu dağda hayvan otlatmak terbiyesizlik, izin verilmesi de ihanet" demiş. Milletvekili, bölgenin milli park olmasını da istemiş…

Hürriyet, Öğüt'ün sözlerini sürmanşettten "günün haberi" klişesiyle veriyor; ince ince dalgasını geçiyor yani… Bunu görünce, açık söyleyelim, milletvekili için üzüldük biz. Ve bir daha anladık ki bu medyanın arabasına binip hep orada kalacağını düşünenler için hayal kırıklığı kaçınılmazdır… Gene öyle, "medyanın yayınlarıyla delirttiği" ama değişen konjonktürün farkında olmayıp, işi medyadan bile ileri götüren bir "yaya"nın hazin öyküsüyle karşı karşıyayız…

Şimdi "günün haberi" diye dalgasını geçen Hürriyet, 28 Şubat döneminde "Damal Şenlikleri"ni hiç bu tarzda vermezdi örneğin… Hürriyet, özellikle 2000 yılı şenliklerinin tam 28 Şubat'ın güçlü generali Güven Erkaya'nın ölümünün ardına gelmesinin yarattığı "hassasiyet"le belki, tam yarım sayfa ayırmıştı habere… (Sözünü ettiğimiz hassasiyet, o zamanlar yayında olan Akit'in Erkaya'nın ölümüyle ilgili münasebetsiz bir yayını nedeniyle doruğuna çıkmıştı.)

Gerçi Hürriyet son şenliklere de gene yarım sayfa ayırmış ama, "mucize"ye yaklaşımı hiç öyle "Yaa, yapmayın arkadaşlar, ağaç gövdelerinde Arapça 'Allah' yazısı arayanlardan ne farkımız kalıyor" iması hissedilmiyordu haberinde. Şöyle yazmışlar o zaman:

"Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu Ulu Önder Atatürk'ün silueti yine Karadağ yamaçlarına düştü. Bu yıl da mucizevi olay gerçekleşirken askeri bando marşlar çaldı. (...) Vali Ayhan Nasuhbeyoğlu, 'Karadağ'da oluşan Atatürk'ün muhteşem silueti izleyenleri büyülüyor' dedi. DSP Ardahan milletvekili Faruk Demir de 'Atatürk'ün siluetini tüm dünyaya tanıtmak amacında olduklarını' söyledi."

Gördüğünüz gibi o da bir nevi "günün haberi"ymiş… Ne yani, DSP Ardahan milletvekili Faruk Demir"in "Silüeti tüm dünyaya tanıtma" hedefiyle, CHP miletvekili Öğüt'ün öfkesi arasında nitelikçe var mı bir fark? Gazeteleri karıştırırken gördük, meğer o günler, büyük Marmara depremini "ilahi" nedenlere bağlayan Mehmet Kutlular'ı güzelce kodese gönderdiğimiz günlermiş ve o zamanlar Yeni Şafak'ta yazan Nazlı Ilıcak haklı olarak şöyle karşılaştırmış bu iki haberi:

"Militarizm ile şamanizm arası acayip bir durum! Sonra da depremi yorumlayan ve ilahi tesadüfe işaret eden insanlara kızıyoruz…"

Yerimiz dar, hepsini aktaramıyoruz… Ama "medyanın delirttiği" derken tabii ki sadece Hürriyet'in haberinden söz etmiyoruz… Hatta Hürriyet'in haberinin, onların yanında gayet masum kaldığını bile söyleyebiliriz… Bizim burada Hürriyet'ten söz etmemezin sebebi, onun oralardan "günün haberi" noktasına gelmiş olması…

Uzatmayalım ve 2000 şenliklerinin en heyecanlı gazetesi Ortadoğu'nun 27 Haziran 2000 tarihli sayısında "doğa olayı"nı (Akşam öyle diyordu) nasıl aktardığını hatırlatarak bitirelim:

"ATAM SELAM SANA… Karadağ'da oluşan Atatürk silueti hayranlıkla izlendi. (...) Ardahan Valisi Ayhan Nasuhbeyoğlu, 'Şenliklere çok sayıda insanın katılması, hepimizin Atatürk'ün çizdiği yolu takip ettiğimizin bir göstergesidir' dedi."

Valinin sözlerini bir daha okuyun: Görüyorsunuz, haber o zaman da "günün haberi"ymiş aslında… (A.G.)


Utananları kimler utandırıyor?

"Utandıran yardım..." diyor gazete (Milliyet).

Diyarbakır'da fakir ailelere yapılan gıda dağıtımına basın mensupları da çağrılınca, yardım alan kadınlar utanarak yüzlerini saklamışlar...

Gazetede yer alan fotoğraf sayesinde yardım alan kadınların utanarak yüzlerini sakladıklarına biz de şahit oluyoruz.

Ellerinde gıda yardımı çuvalı bulunan kadınlar gerçekten de basın mensuplarının kameralarından kurtulmak için çaba sarfediyorlar...

Bir yardım dağıtımına basın mensuplarını kim niçin çağırır, anlaşılır gibi değil... Bu çağrının insanları çok inciten bir çağrı olduğu açık.

Ama gazetenin (Milliyet) yayını da aynı şekilde inciti değil mi?

Sen tut, "Utandıran yardım..." başlığının altına yardım almalarından dolayı "utanan" iki kadının fotoğrafını yerleştir!

"Bakın, yardım alırken nasıl da utanıyorlar" dercesine... (K.B.)


3 Temmuz 2003
Perşembe
 
YÖNETENLER: Kürşat Bumin
Alper Görmüş


Künye
Temsilcilikler
AboneFormu
MesajFormu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Dizi | Karikatür | Çocuk
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED