AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ
Albaraka Türk

Y A Z A R L A R
Hayatı kolaylaştırmak çok mu zor?

Hepimizin çabası hayatı daha kolay yaşamak, sıkıntıları daha az duymak ve istediklerimizi gerçekleştirebilmektir. Ama bu her zaman mümkün olmuyor. Önümüze bazen tahmin ettiğimiz, bazen ise hiç aklımıza gelmeyen pek çok engel, zorluk ve problem çıkıyor. Hayatımız çekilmez hale geliyor.

Şehir hayatı hayatı biraz daha kolaylaştırdığı için kitlelerce tercih edilmekte. Şehirlerde kamu otoritelerince üretilen hizmetlerden herkes azami ölçüde istifade etmekte ve hayata ilişkin zorluklar nispeten daha az yaşanmaktadır. Köylük yerlerde ise ortak hizmet üreten otoriteler olmadığı veya daha sınırlı olduğu için hayatın zorluklarıyla baş etmek daha zor ve hereşeyi kendinizin karşılaması söz konusudur. Hayat daha zordur. Meşakkatlerle, sıkıntılarla, zorlukla doludur…

Kamu yönetiminin temel işlevini hayatı kolaylaştırmak şeklinde özetlemek mümkün. Evet idare insanların hayatı kolaylaştırmak için vardır. Bu bakımdan hayatı kolaylaştırmış olanlar başarılı, hayatı kolaşlaştırma noktasında yetersiz olanlarsa başarısızdırlar. Gerçekten de idarenin tüm faaliyetleri toplumun hayatını kolaşlaştırmak, yaşanan sıkıntıları bertaraf etmek, zorlukları ortadan kaldırmak amacına yöneliktir.

Ne var ki idarenin her türlü eylem ve işlemlerin hayatı kolaylaştırdığı, vatandaşların problemlerini en rasyonel şekilde en kısa zamanda çözdüğü ve ilgililere rahat bir nefes aldırdığını söylemek zordur. Toplumdan gelen yoğun hizmet taleplerini karşılamanın zorluğu ortada dururken hayatı kolaşlaştırmanın sağlanması imkansızdır, bunu biliyoruz. Ancak vatandaşların bütün taleplerinin kaynak, yatırım ve büyük emekler gerektirdiğini söylemek de doğru değildir.

Öyle istekler vardır ki kamu bütçesinden kaynak ayırmayı, yeni bir yatırımı ve uzun bir çalışmayı gerektirir. Bu tür istekleri karşılayabilmek bir planlama gerektirmekte ve bir süreç içerisinde karşılanabilmektedir. Ama öyleleri vardır ki ne kaynak gerektirir, ne de bir yatırım. Sadece bir irade, karar ve kararlılık gerektirmektedir. İlgililerin ortaya koyacakları irade, alacakları bir karar ve ortaya koyacakları sağlıklı bir tavır pek çok sorunun hallini gerçekleştirebilir.

Nüfus İdareleri hizmeti para ile satamaz!

Pazar günü Yeni Şafak'ın manşetinde nüfus cüzdanı çıkartılırken Nüfus Dairelerinde yaşanan soygun dile getirilmekteydi. Vatandaşların çeşitli nedenlerle her gün yolunun düştüğü Nüfus İdarelerinde karşılaşılan muamele, kelimenin tam anlamıyla hayatı çekilmez hale getirmekte buraya yolu düşenler insanlıktan utanacakları bir ortamla karşılaşmaktadırlar. İşini bir şekilde yaptırabilen büyük bir "ohh…" çekmekte, lanet okuyarak kendini dışarı atmaktadır.

Bu bile bile hayatı zorlaştırmaktır, vatandaşa işkence etmek, onu düşman hale getirmek, aşağılamak, hakaret etmek, insan yerine koymamaktatır. Bu durumun temelindeki sebep de devletin karşılıksız vermek zorunda olduğu bir hizmeti paraya çevirmek istemesinden başka bir şey değil. Normalde karşılıksız olması gereken bir hizmet, çeşitli yöntemlerle paralı hale getirilmekte ve hayat zorlaştırılmaktadır. Her gün yüzlerce insanın uğradığı bir yerde numaralı bir sıra yöntemi getirilemez mi?

Üç vardıya çalışılamaz mı?

Elbette sadece Nüfus İdarelerindeki muamele değil. Mesela yaşadığımız şehrin muhtelif kavşaklarında, yollarında, yerlerinde pek çok yatırım var. İnşaatlar yapılıyor. Aylar süren bu inşaatlar hayatı kolaylaştırmak, şehir hayatını daha yaşanır kılmak için, ama inşaatin kendisi hayatı çekilmez hale getirmekte, bunun olumsuz etkisini en aza indirmek için hiçbir çaba gösterilmemektedir.

İstanbul'da yaşayanların her gün şahitlik ettikleri şu kavşak inşaatları hayatı çekilmez kılıyor. Belediye yetkilileri "ne yapalım?" diye işin içinden çıkıyorlar. Peki bu inşaatları yirmi dört saat devamlı, vardiya halinde sürdürmek ve bir an önce bitirmek mümkün değil mi? Oturduğum yerin yakınındaki kavşak inşaatı birkaç aydır devam ediyor. Tek vardiya halinde çalışılıyor. Hafta sonu tatil yapılıyor. Böyle bir tempoda inşaat biter mi? Bir yılda bitecek bir iş yıllar sürüyor. Böylece hayat daha da zorlaşıyor! Oysa ki bir kararla kolaylaştırmak mümkündür.

Bir başka örnek vereyim. İki yılda bir araba muayenesi uygulaması var. Başından geçenler bilir, bunun ne kadar sıkıntılı, formaliteli ve meşakkatlı bir iş olduğunu. Bu sıcakta saatlerce kuyrukta bekleyeceksin, ordan oraya koşturacaksın ve sonunda arabanı muayene ettirmiş olacaksın. Bu yetki sadece Karayollarında değil de belli bir donanıma sahip servislerde de olsa olmaz mı? İşte basit bir kararla hayatı kolaylaştırmak mümkün. Araba muayene yetkisi servislere de verildiğinde herkes rahatlıkla ve hiçbir sıkıntı yaşamadan servise gidecek ve muayene işini yaptıracaktır.

Türkiye'de hayat merkeziyetçi idarenin ve toplumu adam etmeye çalışan memurların marifetiyle daha da zorlaşmakta, içinden çıkılmaz hele gelmektedir. Kamu yönetimi reformunun, yeniden yapılanmanın konuşulduğu sırada hayatı kolaylaştırmanın, yaşanabilir bir hayat kurmanın temel amaç olması gerekir.


3 Temmuz 2003
Perşembe
 
DAVUT DURSUN


Künye
Temsilcilikler
AboneFormu
MesajFormu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Dizi | Karikatür | Çocuk
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED