|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Hatırlıyorum. 10 bin liralık banknot 1982 yılında piyasaya ilk kez çıktığında ne büyük paraydı. Bozdurabilirsen bozdur. Taksiciye uzattın mı, küfür etmiş gibi olurdun. -Abi dalga mı geçiyorsun, o kadar para bizde ne gezer! Şimdi bakıyorum. O zamanki kura göre, 10 binlik 56 dolara eşitmiş. Çarpın bugünkü kurla, 80 milyona yakın ediyor. Enflasyon hesabına göre daha da fazla ama, işi uzatmayalım. Sonra yeni paralar doğdu. Bir milyonluk banknot ile ilk kez 1995 yılının ocak ayında tanıştık. Çok da olmamış. Doğduğunda 25 dolara eşit olan bu paramız, şimdilerde 70 cent bile zor ediyor.
Cebimizdeki en büyük kağıt paraya gelince. 20 milyonluk banknotun doğum tarihi eski değil. 5 Kasım 2001 tarihinde dünyaya gelmiş. Aslında piyasaya çıkan en mütevazı banknot. Doğduğunda sadece 13,5 dolar ediyordu. Mütevazı ama, o derece de dirençli çıktı. Enflasyon karşısında yenik düşse de dolar karşısında hâlâ dimdik ayakta. Nasıl mı? Bölün bugünkü kura. 20 milyonluk yaklaşık 14 dolar ediyor. Doğumundan bu yana dolar karşısında 50 cent dolayında değer kazanmış. Dolar son aylarda çok düştü de ondan diyeceksiniz. Öyle ya da böyle. Dolar karşısında 1,5 yıl hiç değer kaybetmeyen hatta az da olsa değer kazanan başka bir banknotumuz olmamıştı. Buna da şükür. Ancak bu teselli tabii ki bizi kurtarmıyor. 20 milyonluk artık kardeş bekliyor. Milyarlık nakit ödemelerde sorunlar büyük. Para desteleri çantalara sığmıyor. Say say bitmiyor. Geçmişe bakınca görüyoruz ki, ortalama iki yılda bir piyasaya yeni bir banknot sürülmüş. Bu hesapla 20 milyonluğun kardeşinin doğmasına az kaldı. Bu yılın sonlarında olabilir. Ya da 2004'ün ilk aylarında... Kardeşinin adı da büyük bir ihtimalle 50 milyonluk olacak. Ne diyelim, hayırlısı. Sağlıklı doğsun da 50 mi 60 mı olması önemli değil.
Spor basını gazetecilik yapmıyor
Yazınca kızıyorlar. "Sen spor basınına düşmansın!" diyorlar. Hiç de değil. Ben sıradan bir spor izleyecisiyim. Aynı zamanda iyi bir spor sayfası okuruyum. Spor programlarını da kaçırmam. O zaman sorun ne? Şu: -Spor basını kolaycı. Spor haberleri yüzeysel. Muhabirler ve yazarlar araştırma, inceleme sevmiyor. Örnek mi? İşte buyurun. Bir sürü asparagas ya da aslı astarı olmayan transfer haberlerinden sonra, dün Galatasaray daha önce anlaştığı 4 futbolcu ile sözleşme imzaladı. (Olay taze olduğu için Galatasaray'dan örnek veriyorum.) Şimdi ben bir taraftar ya da okuyucu olarak hemen hemen her gazeteyi inceledim. Aradım-taradım şu soruların cevaplarını bulamadım. -Nedir bu futbolcuların özellikleri? Örneğin, teknikleri nasıldır? Hızlı mıdırlar? Golcülükleri var mı? Hangi mevkide oynarlar. Daha önceki takımlarında nasıl bir performans göstermişler? Hiçbir gazedete hiçbirinin cevabı yok. Diyebilirler ki: -Biz de bilmiyoruz ki. İşte gazetecilik burada başlıyor. Bilmiyorsan sor öğren. Bütün kaynaklar elinin altında. Bir kulüp yöneticisine ya da Fatih Terim'e sorsan bunları sana tek tek anlatır. Sayın spor yazarı, muhabiri ve yönetici kardeşlerim, meslektaşlarım. Derdimi anladınız mı?
SORU HATTI
Osmanlı ve cumhuriyet döneminde ilk kağıt para ne zaman basıldı?
Padişah Abdülmecit döneminde ilk kağıt para basıldı. 1840 yılında basılan bu paraya kaime deniyordu. 50-100-500-1000 kuruşluk kupürler halinde piyasaya çıkarılan kaime kısa sürede değer yitirdi. Halk daha güvenilir olduğu kanısıyla madeni paraları tercih etti. Cumhuriyet döneminde ilk para basımı 1927 yılında yapıldı. Türkçe harflerle ilk banknot ise 15 Ekim 1937 tarihinde tedavüle çıktı. Halkın ilk kez gördüğü bu banknot 5 lira değerindeydi ve İngiltere'de bastırılmıştı.
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Dizi | Karikatür | Çocuk |
© ALL RIGHTS RESERVED |