|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Bakın ne yapmışlar? Türkiye'de vergi ödememek için, off-shore hisselerinin yüzde 86'lık bölümünü Liechtenstein'daki şirketlerine aktarmışlar. Liechtenstein futbolda geri, ama bankacılıkta terakki etmiş bir ülke. Aynı zamanda kara para aklama yurdu... İmar Off-Shore'un yüzde 86'sına sahip "Parkar Finance And Trade Corp." adlı Liechtenstein şirketinin ortaklarından bazıları şunlar: Kemal Uzan, Hakan Uzan, Melahat Uzan... Soru şu: İmar Off-Shore, mudilerine parasını ödeyecek mi? BDDK raporunun ortaya çıkardığı acı gerçeğe göre, bu oldukça zor. Çünkü banka, müşterilerinden topladığı paraların büyük kısmını grup-içi şirketlere kullandırmış. Diğer kısmının nereye harcandığı belli değil. El konulan İmar Bankası'nda da benzeri bir belirsizlik yaşanıyor aslında. Hayır, elbette hesaplar devlet güvencesinde. Hazine, İmar Bankası'nın neden olduğu "zararı" ödeyecek. Yani mudi parasını son kuruşuna kadar alacak, ama bunu neye göre alacak? Dün Fatih Altaylı da yazdı: "Banka kayıtları yok. Kim para yatırmış, kim para çekmiş belli değil. Kim bu banka aracılığıyla Hazine Bonosu almış, kim repo yapmış belli değil. Kime kredi verilmiş, kim kredi almış belli değil. Her şey keşmekeş." Demek ki BDDK görevini yapmadı. Demek ki BDDK, şirket kayıtlarının yokedilmesine göz yumdu. Daha da vahimi şu: Banka kayıtlarını göz göre göre yokeden şirket sahiplerinin "bankacılık izni" aynen devam ediyor; Uzanlar dilerse yeniden banka sahibi olabilir, mevduat toplayabilir, toplanan paraların üzerine yatıp devleti yeniden zarara sokabilir. İmar Bankası'yla ilgili karar, geçtiğimiz hükümet döneminde alınmıştı. Uzanlar'ın bankayı zarara soktuğu bir yıldır biliniyordu. Biliniyordu ama, bugüne kadar herhangi bir işlem yapılmadı. Neden? Neden bir yıl daha bankanın talan edilmesine seyirci kalındı? Talanın açığa çıkması için neden Uzanlar'ın bırakıp kaçması beklendi? Hadi siyasi irade korktu, bir de Uzanlar'la uğraşmak istemedi diyelim... Ya da opsiyon tanındı ve "şirket nasılsa süreç içinde toparlanır, devlete ve ortaklarına olan borçlarını öder" diye düşünüldü. Peki, kayıtların yokedilmesine niçin göz yumuldu? BDDK niçin görevini yapmadı? İşlemleri denetlemekle görevli Hazine murakıbı niçin yapılanlara seyirci kaldı? Grubun yayın organı, her gün manşetten hükümete sesleniyor ve "İmar Bankası mağdurlarına ne zaman ödeme yapılacağını" soruyor, sanki "görev zararı"nın sorumlusu kendileri, kendi şirketleri, kendi gazeteleri, kendi televizyonları, kendi partileri değilmiş gibi... Ödeme yapılacak ama, yapılamıyor. Çünkü kayıt yok. Altaylı'nın da altını çizdiği gibi, "Kovboy filmlerinde gördüğümüz Vahşi Batı'da bile bankaların kaydı kuydu olurdu", ama yirmibirinci yüzyılda, "modern bankacılık" esaslarına göre kurulmuş ve devlet denetiminde faaliyet yapan İmar Bankası'nın kaydı yok. Belki İmar Bankası diye bir şey de yok... Herşey Uzanlar'ın insafına kalmış; kayıtları ibraz ederlerse mudilerin mağduriyetine son verilecek. Ama 'off-shore'cular havasını alacak. Onlara ödeme yok. Malum parti iktidara gelirse belki bir iyilik düşünülebilir. Tabii para ve gönül verdikleri genç lider "yargı safahatını" başarıyla atlatıp demir parmaklıkların arkasını boylamazsa.
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Dizi | Karikatür | Çocuk |
© ALL RIGHTS RESERVED |