AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ
Albaraka Türk

Y A Z A R L A R
Kamu yönetimi reformu ve güvenlik sendromu

Türkiye'de kamu yönetimi merkeziyetçi yapıda örgütlenmiştir. Bunun çeşitli sebepleri var. Merkeziyetçi bir imparatorluğun bakiyesi olmamızdan tutun da Türkiye Cumhuriyetinin devrimci bir misyonla ve sosyal-siyasal mühendislik temelinde örgütlenmiş olmasına kadar pek çok sebep sayılabilir. Şimdiki tartışmamız bu değil.

Merkeziyetçi kamu yönetiminin, gelişmeler ve toplumsal talepler temelinde yeniden örgütlendirilmesi acil ihtiyaçların başında geliyor. Bundan dolayıdır ki bütün siyasal partilerin programlarında, seçim beyannamelerinde ve halka ulaştırılan vaatlerde kamu yönetimi reformu baş sırada yer alıyor. Bunu yerel yönetimler reformu takip ediyor. Bu bakımdan kamu yönetimi reformu ile yerel yönetimler reformu, aslında bir bütünü oluşturmaktadır.

İktidar reform üzerinde çalışıyor...

Yıllardır pek çok iktidarın üzerinde çalıştığı fakat bir türlü sonuçlandıramadığı kamu yönetimi reformunu gerçekleştirmek için mevcut iktidar bir kararlılık içerisinde gözüküyor. Bu amaçla uzmanlardan oluşan bir komisyon teşkil edildi ve mevcut kamu yönetimini yeniden örgütlendirmek için reform niteliğinde bir çerçeve yasa hazırlığına girişildi. Aylardır üzerinde çalışılan yasa hazırlığının sonuçlanmak üzere olduğu ve gerçekten de kamu yönetiminde ciddi bir reform gerçekleştireceği haberleri yansımaktadır.

İlk edindiğimiz izlenimlere göre pek çok bakanlığın taşra teşkilatları kaldırılmakta ve bu yetkiler yerel yönetimlere bırakılmaktadır. Merkeziyetçi kamu yönetimi yapısı adem-i merkeziyetçi bir yapıya doğru evrilmektedir. Sistemin merkezinde yönetimin temel görevleri ve koordinasyon yetkileri toplanırken mahallilik öne çıkmakta ve pek çok kamusal hizmetin mahallinde çözümlenmesi, mahalli halkın yönetim sürecine aktif katılımının sağlanması, yerel yönetimlerin güçlendirilerek işlevsel hale getirilmesi gibi devrim niteliğinde yenilikler getirilmek istenmektedir.

Kamu yönetimi reformunu yerel yönetimler reformunun izlemesi gerekmektedir.

Yerel yönetimler denince akla çoğu kez belediyeler gelmekte ise de İl Özel İdarelerinin de aktif hale getirilmesi ve geçen asrın başında Osmanlı Devletinin son dönemlerinde bu idareler kurulurken oluşturulan yapıya kavuşturulması durumunda pek çok zorluğun ve tıkanmışlığın aşılmasının mümkün olacağı açıktır. Yıllardır bütün hükümetler ve partiler yerel yönetimler reformundan söz ederler ama bir türlü bu reformu gerçekleştiremezler. Hatta bu konuyla ilgili artık sayısını unuttuğumuz yasa tasarı ve teklifi hazırlanmış Meclisin belli merhalelerine kadar gelmiş fakat bir türlü yasalaşmaları mümkün olmamıştır.

İster istemez niçin bu reform gerçekleşemiyor sorusunu sormamız gerekiyor.

Herkes istiyor, ama bir türlü olmuyor.

Çünkü konu idarenin rasyonelliği, hızlı ve ucuz hizmet üretmesi sorunu, sorunların yerinde ve halkın geniş katılımı ile halledilmesi meselesi olarak algılanmıyor. Partiler ve hükümetler sorunu bu anlaşılabilir saikler temelinde anlarken devlet elitleri ve bürokrasi sorunu bir güvenlik meselesi olarak ele alıyor ve güvenlik temelinde çözümlemek istiyor. İşler de işte bu noktada tıkanıp kalıyor ve bir türlü ileri gidilemiyor.

Şayet tartışılan konu bir güvenlik meselesi ise, yani ülkenin güvenliğini ilgilendiriyorsa ve güvenliğini tehlikeye sokacaksa orada bütün diğer öncelikler anlamını kaybediyor ve herkes tezini geri çekerek mevcut statükonun korunmasına rıza gösteriyor.

Elbette kamu yönetiminin de yerel yönetimlerin de güvenlikle ilgili bir boyutu vardır ve bunu kimsenin inkar etmesi düşünülemez. Ancak rasyonel, hızlı, ucuz ve halkın katılımı olmaksızın bir türlü hizmet üretemeyen, halkı her gün canından bezdiren, idare kapısında nalet okutan bir idarenin güvenlik sorununa katkıda bulunduğu söylenebilir mi? Tam tersine hızlı, ucuz, rasyonel ve katılımlı bir hizmet üretemeyen kamu yönetiminin kendisi güvenlik sorununun temel sebebi olmaktadır.

Kaygımız, yıllardır olduğu gibi yine kamu yönetimi reformunun bu türden reflekslere kurban edilerek statükonun kendini devam ettirebilmesinin önünün açılmasıdır. Kamu yönetiminde statükonun devamı demek irrasyonelliğin, çözümsüzlüğün, katılımsızlığın, hantal ve pahalı hizmet üretmenin devam etmesi demektir. Buna kimsenin tahammülü yoktur.


15 Temmuz 2003
Salı
 
DAVUT DURSUN


Künye
Temsilcilikler
AboneFormu
MesajFormu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Dizi | Karikatür | Çocuk
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED