AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ
Albaraka Türk

Y A Z A R L A R
Aman, denize irtica bulaşmasın!

Yolumuz Esenköy'e düştü geçen gün. Yalova, Çınarcık, Esenköy. Köylükten çoktan çıkmış ama yine de sevimliliğini koruyor.

Üniversite döneminden ev arkadaşım, Millî Eğitim Bakanlığı tarafından düzenlenen Hizmet İçi Eğitim Semineri'ne katılmak için kalkıp ta Denizli'den gelmiş oraya. Haber alır almaz deniz otobüsüne koştum. İki saat dolmadan Esenköy'deydim.

İsmine yaraşır şekilde, bitmeyen bir esinti...

Birkaç yıldır görüşemiyorduk, sanki dün bir aradaymışız gibi, bıraktığımız yerden sohbete daldık.

Yirmi yıl öncesinin Ankara'sını konuştuk. Okul günlerini, kaldığımız evleri, sabahlara kadar süren tartışmaları, oyunları... Seksenlerden yola çıktık, doksanlara ve derken ikibinlere geldik. Çoluk çocuğu, Sergen'i, Kola Turka'yı... Yeni aldığı arabayla, karmaşık gelen İstanbul trafiğinden kurtarıp şehir dışına çıkarmak için direksiyona geçtiğimde Denizli'ye kadar götürüşümü konuştuk tekrar.

İnsanın birçok tanıdığı, birçok arkadaşı olabilir ama, dostların sayısı parmak hesabı. Hem de sadece işaret parmağı.

* * *

Esenköy'den dönüş Yalova üzerindendi. Yalova'ya kadar, minibüsten büyük, otobüsten ufak; ilk bakışta kişilik bunalımına girebileceği izlenimi uyandıran bir midibüsle gittik. Bir saat süren yol, üç milyon, ikiyüzelli bin lira.

O yol için ödediğim ücretin sizi ilgilendirmediğini düşünebilirsiniz. Bence de ilgilendirmez. Fakat bir sebebi var ki bahsediyorum. Az sabır.

Asırlık çınarlarla süslü yol üzerindeki Şenköy'den bir amca el kaldırdı. Şoför durup aldı. Amcamız adeta o yaşlı çınarlarla akran. Bir delikanlı kalkıp yer verdi. Muavin ücretleri önceden toplamıştı. Az sonra yeni yolcunun yanına geldi. Bir kadın, "Amca emekli" dedi, "ondan indirimli al ücreti."

Kasketi yana kaymış vaziyette cebinden para çıkarmaya çalışırken, kadının o uyarısı üzerine muavin delikanlılığını gösterip "Boşver amca" dedi, "sen de bizden git."

Ne olduğunu anlayamadı amcamız, para elinde bakındı.

"Şirketten, şirketten..." dedi yanındaki.

Muavin duruma aktüel bir netlik getirdi:

"Bendensın amca, bendensın..."

Herkesin gülüşmesine amca da gülümsedi.

İnsanlara gülmek ne kadar çok yakışıyor Allahım!

* * *

Esenköy'de önceleri bir kadınlar plajı vardı bildiğim kadarıyla.

Nasıl olduysa, birileri yıkmış korunaklarını.

Halbuki, başkalarına görünmek istemeyen dindar kadınların da denize girmeye hakları olsa gerek.

O birileri, herkes meydanda olacak, ben senin eşini göreceğim, sen benim eşimi diye düşünüyor olabilir.

Eğer böyleyse, yanlış düşünüyorlar demektir.

POLİSE TEŞEKKÜR

Duyarlı vatandaş Mustafa Topaloğlu (şarkıcı olan değil, bu başkası) yolda rastladığı bir olay karşısında kısa bir an için tereddüt geçirir, hemen ardından yavaşlayıp arabasını kenara yanaştırır.

Bir polis memuru, özel bir aracın lastiğini değiştirmektedir.

Lastiği patlayan sürücü, hayatında hiç lastik değiştirmediği için yolda kalmıştır.

Polis de ona yardım etmektedir.

Duyarlı vatandaş Mustafa Bey arabasından inerek, polisi tebrik eder ve yoluna devam eder.

Polis duyarlı, vatandaş duyarlı...

E biz de duyarsız değiliz herhalde; yazalım dedik.

Fena mı oldu?

Ne de olsa Emniyet Genel Müdürlüğünden Feyzullah Bey "sadece eleştirmeyin" ricasında bulunmuştu.

Bu bir borç sayılır.

YAĞMURDA ŞEMSİYE

Üniversite öğrencisi iki yakın arkadaş, Saffet ve Mehmet, okuldan çıkıp otobüse binerler.

Aynı evde kalmaktadırlar.

Otobüsten indikten sonra yağmur başlar.

Birinin elinde şemsiye vardır.

Ancak yağmur o kadar çok fazla yağmaktadır ki, yoldan seller akar; kızlar camdan bakar, Arap kızları.

Dize yaklaşan suyun içinde, paçalar sıvanmış vaziyette ilerlemeye çalışırken, Mehmet elindeki şemsiyeyi kapatır.

"Altı ıslanmış adamın, varsın üstü de ıslansın!" diyerek...

İBİBİK

Amerikan Başkanı Bay Buş, golf oynayarak stres atıyormuş... Golf sopasını kafasına vursa, tüm dünya stres atacak, bilmiyor!..
İbrahim Ormancı

CEKETSİZ ÇIKMA

Yazın abasız, kışın azıksız yola çıkma demiş eskiler.

Abayı ceket anlarsak, deniz otobüslerinin ve feribotların klimasından zarar görmeyiz.

Sanki klimaları o zamandan biliyormuş gibi öğütte bulunmuş atalar.

Ciddiye almak lâzım.

Yoksa yaz ortası üşütmek işten bile değil.

Sonra, tumba yatak.


15 Temmuz 2003
Salı
 
MEHMET ŞEKER


Künye
Temsilcilikler
AboneFormu
MesajFormu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Dizi | Karikatür | Çocuk
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED