|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Bu köşede çıkan yazılara yönelik gelen okuyucu mektuplarının önemli bir kısmı, burada yapılan ekonomi eksenli tahlilleri aydınlatıcı ve faydalı bulduklarını ifade etmekte. Okuyucuyla yazar arasında bu tip bir uzlaşmanın oluşmuş olması, şüphesiz ki, memnuniyet verici. Elimden geldiğince yapıcı bir şekilde idame ettirmeye çalıştığım bu iletişim, zaman zaman yol gösterici de oluyor. Akla gelen önemli bir sorunun, işaret edilen bir vakıanın, anlamlı bir eleştirinin bu köşeye taşınıp daha detaylıca irdelenmesi gerekiyor. Okuyucularımın, iktisadi gelişmelere, bu gelişmeleri tohumlayan ve yön veren dinamiklere hayli ilgisinin olduğunu, mekanizmaları, etkileşimleri ve sonuçları kavramak istediğini, işte bu iletişim sayesinde görebiliyorum. İktisadi çerçevede sunduğumuz her tahlili, mümkün olduğunca bu temel dinamikleri ve mekanizmaları açıklayarak vermeye çalışıyoruz. Burada zorluk, dar bir mekanda öncelikle kime hitap edeceğinize karar vermek. Politika yapıcılarına mı, genel kamuoyuna mı, iktisadi mekanizmayı az çok bilenlere mi, profesyonellere mi yoksa ekonomiye yön veren kişi veya kuruluşlara mı? Takdir edersiniz ki, hitap etmeyi umduğunuz bu kitlelerin hepsini daimi müşteriniz kılmak hayli zor. Yine de şimdi olduğu gibi, ekonomi gündeminin biraz hafiflediği dönemlerde, bu konulara ilgisi olanlara da yönelmek gerektiğini düşünüyorum. Bununla birlikte gazete köşesinden temel ekonomi dersleri vermek gibi bir niyetimin olmadığını da baştan belirteyim. Burada daha ziyade yönlendirmeye ve bir bakış açısı sağlamaya gayret edeceğim. İktisatla uğraşan birinin her şeyden önce olaylara ve kavramlara geniş bir perspektiften bakabilme kabiliyetinin olabilmesi gerekir. Kim ne derse desin, ekonomi beşeri bir bilimdir. İnsanla ve toplumla ilgilenir. Evet, iktisatçılar devamlı rakamlarla uğraşır, matematiksel modeller kurar, istatistiki testler yaparlar çoğu zaman. Ortalama bir akademik makale okumak için ciddi bir matematik donanımına ihtiyaç vardır. Türkiye'deki iktisat fakültelerinin çoğunda bu formasyon tam anlamıyla sağlanmadığı için, uluslararası akademik camiadan ciddi bir kopukluk yaşadığımız bir gerçek. Halihazırda tek bir denklem kurmadan, elindeki verileri tek bir teste tâbi tutmadan uluorta ahkam kesen çok "ekonomist" var piyasada. Matematik elzemdir iktisatçı için, ama hiçbir zaman maksat değildir. Zira olayların merkezinde hiçbir modele sığmayan, denklemlerle tam olarak ifade edilemeyen insanoğlu vardır. İyi bir iktisatçı şüphecidir aynı zamanda. Sadece verileri değil, oturmuş kuralları, paradigmaları ve söylemleri de her zaman sorgular. Çünkü iktisadi düşünce tarihini şöyle bir okumuş ise eğer, bilir ki, her düşünce akımı belli bir çerçevede belli problematiklere karşı gelişmiştir. Diğer bilimlerde olduğu gibi, yeni çıkan bir paradigma veya bir okul, hiçbir zaman bir eskisini tam olarak tarihin sayfalarına gömemez. Adam Smith, Keynes, Friedman gibi isimler, farklı tatlarda yeniden yeniden karşımıza çıkarlar. Ekonominin nasıl işlediği ile nasıl olması gerektiği soruları, bir iktisatçının yolunu tayin eder çoğu zaman. Eğer belli bir düşünce okuluna takılıp kalırsanız, ilk sorudan hareketle ikinciyi değil, ikinciden hareketle birinciyi sormaya başlarsınız. Birileri sizin için ilk soruyu halletmiş değildir. Ekonomi, organik bir canlı gibidir. Devamlı değişir, büyür, küçülür, ortama uyum sağlar, bazen sağlayamaz, hasta olur, iyileşir ve hatta ölebilir. Tıpkı her bir insanın genel ortaklıklar dışında, kendine has özellikler taşıdığı gibi, her bir ekonomi de farklı gelişmeler karşısında farklı tepkiler verebilir. Her ekonominin farklı psikolojileri, farklı kabiliyetleri vardır. Zaman gelir belli bir hastalığı atmak için müdahale gerekebilir. Zaman olur, zayıf olan bir bünyeyi sporla güçlendirdiğiniz gibi, zayıf bir ekonomiyi kalkındırmak için bir atılım hamlesi başlatmak ihtiyacı duyabilirsiniz. Bunların hepsi, yeri geldiğinde anlamlı politikalar olabilir. Yersiz uygulandığında ise vücuda zarar verebilir. Her hastaya aynı reçeteyi yazmak kadar tehlikelidir iktisatta sadece belli bir anlayışı kabullenmek. Esas olan vücudun kendine has bir iç ve dış dengesinin olduğubu kabullenmektir. Sosyal bilimciler buna tabii denge diyorlar. Sağlıklı bir ekonomi, tabii dengesinde asgari müdahale ile işleyebilen bir ekonomidir. Önce anlamaya çalışın. Meseleleri sonra çözersiniz.
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Dizi | Karikatür | Çocuk |
© ALL RIGHTS RESERVED |