AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ
Albaraka Türk

Y A Z A R L A R
Herşeyin bir bedeli var.. İhanetin de!!

Bağdat'ın düşüşünün 105. gününde Saddam'ın iki oğlu öldürüldü.. Kusay ve Uday'ı ihbar eden ise onları evinde saklayan bir akraba.. Amerikalılar Uday ve Kusay'ı sağ ele geçirme yerine evi basarak her ikisini öldürdü.

Oysa Amerikalılar isteseydi ev sahibi, Uday ve Kusay'ın yemek veya içeceklerine uyuşturucu koyabilirdi.. Benzer şekilde Amerikalılar ateş etmeden önce de göz yaşartıcı veya uyutucu bombalar atabilirdi.. Ama Amerikalılar bunu yapmadı ve her ikisini ölü olarak ele geçirmeyi tercih etti..

Oysa sağ olarak yakalansaydılar belki de 'sakladıkları kitle imha silahlarının yerini veya bir zamanlar Amerika'ya nasıl uşaklık ettiklerini' anlatabilirlerdi!!!

Ancak önemli olan, Uday ve Kusay nasıl olur da Kürtler ve Amerikan askerleri ile kaynayan bir şehirde böylece rahat kalıyorlardı.. Üstelik cadde üzerinde her tarafı açık ve herkesin gözünün üzerinde olduğu muhteşem bir villada..

Tüm bunlar bana Amerikalılar'ın Uday ve Kasay'ın bu villada varlığından haberdar olduğunu göstermektedir.

Uday ve Kusay da Amerikalılar'ın bu haberdarlığından haberdarlardı ki bu denli rahat olarak bu villada iki haftadır üstelik birlikte kalıyorlardı..

Tüm bunlardan ben şunu anlıyorum ..

Amerikalılar Uday ve Kusay'dan kurtulma zamanının geldiğine karar vererek ikiliden kurtuldu.. Eğer bu tesbit doğru ise Saddam'ın da pek yakında ele geçirilmesi kaçınılmaz gibi gözüküyor.. Kaldı ki Irak olayı başından beri çok bilinmeyenli bir denkleme benziyor.. Özellikle Saddam'ın fiilen işbaşına geldiği yetmişli yılların sonundan itibaren.. Nitekim Amerika ve Batı ülkeleri İran'a saldıran Saddam'a her türlü desteği verdiler.. Aynı Amerika Saddam'ı Kuveyt'e girmesi için teşvik etti. Irak ordusunu Kuveyt'ten çıkaran Amerikalılar 11 yıl süre ile Saddam'ın işbaşında kalmasına göz yumdular..

Saddam ise, sağcı-solcu, Sünni-Şii ve Kürt-Arap ve Türkmen'i keserken Amerikalılar hep seyirci kaldı. Hatta Halepçe'de kimyasal bomba kullanırken bile!!

Son olaylar ve Amerika'nın Irak'ı işgal etmesi ise Amerikalılar'ın artık Saddam'a ihtiyaçlarının kalmadığını kanıtlıyordu.. Saddam 25 yıllık iktidarı süresince halkına ihanet ederek Amerikalılar'a bilerek veya bilmeyerek, direkt veya dolaysız olarak hizmet etti..

Bu hizmetlerinin en sonuncusu ise ülkesini Amerikalılar'a peşkeş çekmek ve tüm bölgeyi büyük bir bela ile karşı karşıya bırakmak oldu..

İran-Irak savaşında bir milyon insan öldü.. 8 yıl süren bu savaş her iki ülkenin bütçesinden 260 milyar doları alıp götürdü..

Saddam'ın Kuveyt'i işgal etmesi ve bunun sonucu olarak çıkan savaşın maliyeti ise 600 milyar doları aşmıştı.. Tüm bunlar Körfez ülkelerinin bütçlerinden ödenmiştir.. 1991-2001 yılları arasında bölge ülkelerinin silahlanmaya yatırdıkları para ise 320 milyar dolardır..

Özetle Saddam'ın Irak ve bölge ülkelerine maliyeti öldürülen ve işkence gören milyonlarca insan ve Amerikan ve Batı silah tekellerinin kasalarına giden milyarlarca dolar..

Ama yine de Amerika Saddam'dan kurtulma zamanının geldiğine karar vermişti..

Nasıl olsa başkası da bulunabilir!!

İşte Uday ve Kusay bu nedenle vuruldular.. Yarın ya da öbür gün Saddam da yakalanacak veya öldürülecektir.. Üstelik yakalananların da bir kısmı geri bırakılıyor..

Örneğin Enformasyon Bakanı El-Sahhaf sözde hiçbir şey yapmamış ki Amerikalılar onu serbest bıraktı..

Oysa Sahhaf uzun bir süre Irak'ın Dışişleri ile Enformasyon Bakanlığı görevlerini yürüttü. Ayrıca savaş süresince Bush'a ağza alınmayacak küfürler ediyordu.. En azından Başkan'a hakaretten 3 ay yatırılmalıydı.. Ama olmadı.. Üstelik televizyonlara çıkışına izin verildi ama hiçbir şey söylemedi.. Belki de anlaşma böyleydi!!

Özetle tümü düzmece olan bir oyunu seyrediyoruz gibi..

Saddam ve benzerleri iktidarda kalma uğruna ruhlarını şeytana sattılar.. Ruhlarını şeytana satanların ise gerçek siyaset pazarında hiç şansları olmaz, olmamıştır..

Onların sonu hep ara sokaklarda kurulan pazarlarda sona kalan ezik-büzük sebze ve meyvelerden farklı olmaz.. Gece yarısı gelen çöp kamyonları onları alıp götürürken, kokmasın ve iz bırakmasın diye yerlerini de tazyikli ve ilaçlı sularla yıkarlar..

Saddam yalnız halkına değil, Arap ve İslam ulusuna ihanet etmeştir.

Ama acı olan Saddam'a bu bedeli kendi halkının değil, hizmetlerinde kusur etmediği Amerikalılar'ın ödetmiş olmasıdır..

Saddam yanıbaşında bulunan İran Şah'ının başına gelenlerden ders almamıştır..

30 yıl süre ile Amerikalılar'a hizmet eden Şah Pehlevi İran'dan kaçmak zorunda kalınca Amerikalılar ona vize bile vermediler.. Kendisi gibi Amerikan işbirlikçisi olan Enver Sedat olmasaydı Şah gömülecek yer bile bulamayacaktı..

Amerikalılar için bu genel bir kural idi..

Kullanabildiğin kadar kullan, zamanı geldiğinde de at gitsin!!

Amerikalılar için vefa denilen bir duygu yoktur ve hiçbir zaman olmayacaktır..

Türkiye'yi NATO'ya sokan, Kore'ye asker yollayan, ülkenin her tarafını Amerikan üsleri ile donatan ve Amerika'nın her istediğine içte ve dışta evet diyen Menderes'e darbe yapıldığında ve daha sonra da asıldığında Amerikalılar hiç seslerini çıkarmadılar.

Türkiye'nin yakın tarihinde Amerikalılar'ın bu özelliklerini kanıtlayacak onlarca olay yaşandı..

Süleymaniye Vakıası ise bunların en sonuncusudur.. Amerikalılar 1946'dan bu yana müttefik olarak kabul ettikleri Türk askerinin kafasına naylon torba geçirirken aslında çok önemli bir de mesaj vermek istiyorlardı.. 'Bizim sizlere yaptıklarımızı görmeyeceksiniz'!!

Merak ediyorum da bu torbalar başka kimlerin kafasına geçirildi!!


27 Temmuz 2003
Pazar
 
Dr. HÜSNÜ MAHALLİ


Künye
Temsilcilikler
AboneFormu
MesajFormu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Dizi | Karikatür | Çocuk
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED