|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Birbirlerini fırtına gibi yaşayıp, her sabah güneşle birlikte aşklarına dönüp bakınca ölecek gibi olan, sonra da kendi hayatlarına çekip giden insanları gördükçe sanki insanın içinde bir şey "çıt" edip kırılıveriyor. Bir anda hayatın camları buğulanıyor ve bir bakıma deliliğin sınırlarında dolaşan aşıkların rüyaları birbirlerinin omuzlarına düşüp kırılıyor. Acaba hâlâ bir şiirin ya da bir "vals"in en dayanılmaz yerinde aşkın mavisine düşen ve birbirini sevmeye zamanları olan insanlar var mıdır bu dünyada? Yoksa modern zamanların insanının yüreğinden hepten umut kesilmiş midir? Doğrusu, aşkların ve ütopyaların "işe yaramaz" değerler olarak algılandığı bu zalim yüzyılda mümkün olsa sokaklara çıkıp, insanların her sabah yeniden âşık olmalarını ve ütopyalarına geri dönmelerini haykırırdım. "Küçük melekler"in beşiklerinden öylesine muhteşem ilahiler yükseliyor ki, bir duyabilseniz, o mavi rüyayı bir görebilseniz her sabah pencerelerinizi sonuna kadar açar ve bütün gücünüzle "İşte hayat ben buradayım ve ütopyalarımı geri istiyorum" diye haykırırsınız... Hayatınızda bir kez olsun "küçük meleklerin sesi"ne bakarak kendinize yeni bir yol bulmaya çalışın, o ses tıpkı karla kaplı bir ovada güneyden esen bir fırtına gibi benliğinizden içeri dolar ve her seferinde yüreğinizin üzerindeki örtülerden birini çekip alıverir... Sokaklar sokak değildir artık, fırtına bulutlarının üzerinde kanat çırpan, gümbürdeyip duran gökyüzünde yol alır gibi olursunuz. Tıpkı bir fırtınayla söyleşiyor gibi... Sonsuz uzaklıklardan sizi büyüleyen o "küçük meleklerin sesi" çın çın öter kulaklarınızda. İnsanlara özgü düşüncelerden ve fırtınalardan tümüyle arınarak muhteşem bir dünyaya karışıverir benliğiniz... Ve sevinçten çığlık çığlığa yanan yüreğinizi işe yaramaz bir nesne gibi kaldırıp bir kenara atmak gelir içinizden. Bundan böyle, "küresel belalar"ın istilasına uğramış hayatınıza veda edip, sadece o sesin ateşinde yanıp kavrulmak istersiniz... Tıpkı İtalyan şairi Dino Campana'nın dizelerinde olduğu gibi "bronz melek sesleri"yle dolu odalarda kendinizle buluşursunuz... "Gecenin morunda bronz şarkılar duyuyorum. Oda beyaz, taşlar beyaz. Oda beyaz, oda melek beşiklerinde ölen seslerin şelalesiyle dolu, bronz melek sesleri beyaz odayla dolu"
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Dizi | Karikatür | Çocuk |
© ALL RIGHTS RESERVED |