|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Osmanlı tarihinin derinliklerine dalmadan İstanbul'un gelecekteki yeri ve işlevi anlaşılmaz. İstanbul'un gelecekteki misyonunu görebilmek için geçmişte yüklendiği misyonu bilmek gerekir. İstanbul Osmanlı döneminde Balkanlar, Ortadoğu ve Kafkaslar'ın başkentiydi. Fatih'in türbesi çok sevdiği Ayasofya'da değil, Fatih'te "Kutsal Havariler Kilisesi"nin harabeleri üzerine yaptırdığı "Fatih Külliyesi"nin bahçesindedir. Fatih bütün "Doğu Roma İmparatorları"nın gömülü olduğu yerdeki türbesiyle, İstanbul'un geleceğe ışık tutan misyonunu açıklamıştır. İstanbul'un fethedilmesiyle "Eski Roma" gitmiş, "Yeni Roma" gelmiştir. "Yeni Roma" Osmanlı Devleti'dir. Osmanlı Devleti'nin uzun ömürlü olması adil yönetiminden kaynaklanır. Adaletinin odak noktasında Sultan'ın gücü ve otoritesi vardır. Onun gücü de kusursuz ürün, hizmet ve bilgi üretmesini bilen Anadolu insanına dayanır. Montaigne denemelerinde Yavuz'un Sina Çölü'nü geçen ordularının disiplinini "Mısır'ı aldığında Şam şehrini bolluk ve güzellikle saran eşsiz bahçelere askerlerinden hiçbirinin eli değmemiş, hem de kapalı değil, açık oldukları halde" diyerek, hayranlıkla anlatır. "Parasını vermeden tek bir yumurta almanın cezası tam elli sopa" demekten de kendini alamaz. Osmanlı Devleti'nin dayandığı hukukta baskı, şiddet ve haksızlığa kesinlikle yer yoktur. Üç kıtada yüzyıllarca devam eden "Osmanlı Barış" süreci 19 ve 20'nci yüzyıllarda bütün Avrupa'yı kaplayan ırkçı ve dayatmacı ideolijierin etkisiyle küçülmek zorunda kaldı. Osmanlı Devlet'i Anadolu'ya çekilince başkentlik görevi Ankara'ya düştü. Cumhuriyet yönetimi, İstanbul'un tekrar başkent olmasının önünü kesmek için Ankara'yı değiştirilmez başkent ilan etti. Ankara Anadolu'nun ortasında, Beyazıt ile Timur arasındaki yersiz, talihsiz ve acı bir savaşın yapıldığı yer olmanın dışında, çok öne çıkmamış, önemsiz bir kentti. Osmanlı tarihinden kalıcı bir iz taşımıyordu. Cumhuriyet dönemi, Ortadoğu, Kafkaslar ve Balkanlar'la olan bağlarını bütünüyle kopardı. Artık Mekke, Medine, Kudüs, Şam, Bağdat, Bakü, Moğaçkale, Selanik, Sofya ve Üsküp Cumhuriyet Türkiyesi'nin sınırları dışında kalmıştı. İsrail'in Filistin'i, Ermenistan'ın Karabağ'ı, Sırbistan'ın Kosova'yı ve Amerika'nın da Irak'ı işgali, İstanbul'u dünyanın "Yeni Roma"sı olan Amerika'ya karşı, "Demokrasi"nin yanında yer almaya zorluyor. Çünkü, yeniden yapılanmak zorunda olan Bağdat, Şam, Kudüs ve Riyad İstanbul'a kulak verir. Ancak onların hiçbiri Ankara'yı kendisinden farklı görmez. Ankara Osmanlı'nın değil, Türkiye'nin başkentidir. Bu yüzden Ankara'nın İstanbul'un misyonunu yüklenmesi mümkün değildir. İstanbul'un yeni misyonu, Türkiye'yi Osmanlı dönemine geri götürmek değil, Osmanlı birimini çağın değerlerine uygun, demokratik ilkelere bağlı, insan hak ve özgürlüklerine saygılı ve pazar ekonomisinin gereklerine açık bir ortamda güncelleştirmektedir. Türkiye Osmanlı tecrübesini bugüne taşımadan, Asya, Avrupa ve Afrika'da kendine saygın bir yer edinemez. Türkiye Churcill'in dediği gibi: "Ne kadar geriye bakarsa, o kadar ileriyi görür." Osmanlı'ya sağır, kör ve dilsiz olan Ankara Bağdat, Şam ve Tahran'da kendisini dinleyecek kimse bulamaz.
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Dizi | Karikatür | Çocuk |
© ALL RIGHTS RESERVED |