AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ
Bugünkü Yeni Şafak
Y A Z A R L A R
Fransa, soykırım, AB

Kritik tarihe, 17 Aralık'a üç gün kala izlenen yol beklenmedik virajlara girip çıkıyor. Ama virajlar ne denli beklenmedik olursa olsun, yol iyi ve doğru seyrediyor. Nihai istasyona yaklaşılıyor.

Türkiye'nin AB üyeliği konusunda en sorunlu ülke Fransa'da bile en nihayet olumsuz hava ve bakış değişmeye başladı.

Le Monde gazetesi dün birinci sayfa haberine "Avrupa, Türkiye'ye kapılarını açmaya hazır" manşetini atıyordu. Haber şöyle devam ediyordu: "Türkiye'yle üyelik görüşmelerinin başlamasının önünde hiç bir engel kalmadı..."

Nitekim önceki gün Fransa karar metnine yönelik olarak "ayrıcalıklı ya da özel statü alternatifi" ısrarından vazgeçiyor, Fransa Dışişleri Bakanı Michel Barnier Türkiye'nin tam üyelik görüşmelerine başlaması için koşul kalmadığını, tam üyelik altenatifi dışında alternatif bulunmadığını açıklıyordu.

Bu sözler, temel olarak Fransa'nın Türkiye'ye yönelik "politik duruşunu olumlu bir şekilde netleştirdiğini" göstermektedir.

Ve Türkiye'nin tam üyelik görüşmeleri açısından bu aşamada önündeki son ve büyük engelin kalktığını ifade etmektedir.

İlginçtir; Türk basını Fransa Dışişleri Bakanı'nın açıklamasındaki ikinci ve bizce tali yönü öne çıkarmayı tercih etti.

Barnier'in "Türkiye gibi büyük bir gücün bellek görevini yerine getirmesi gerekir, Ermeni soykırımını tanıması arzu edilir; bu tanıma görüşmelerin başlaması için bir ön koşul değildir, ancak görüşmeler esnasında Fransa bu konuda talepkar olacaktır..." sözleri neredeyse bir koşul gibi tanımlandı.

Bu konuda dikkat edilmesi gereken hususlar şunlardır:

1. Soykırımın tanınmasının Fransa tarafından telaffuz edilmesi, Türkiye'nin önündeki ilk hedefi, tarih alarak müzakerelere başlama hedefini hiçbir şekilde etkilememektedir.

2. Soykırım tartışmaları siyasi olmaktan daha çok toplumsal ve tarihi niteliklidir. Bu konuda yol alınması için zaman gerekmektedir. Sorunun çözülmesi için Türk kamuoyunun hassasiyeti, geçmişle yüzleşmesi, bu yüzleşmenin yapılabilmesi için objektif, sağlıklı kanallarının üretilmesi "olmazsa olmaz" koşuldur.

3. Fransız Dışişleri Bakanı'nın bu sözleri soykırım meselesi ve talepleriyle ilgili olmaktan çok, Fransa iç siyasetiyle ilgilidir. Fransa bu yolla Ermeni lobisinin direnişi kırmak, dahası Türkiye'nin üyeliği konusunda desteğini almak şıkkını seçmiştir. Daha doğrusu politika ekseni değiştirmenin ve bunu kamuoyuna anlatmanın akılcı yolu olarak bu şıkkı tercih etmiştir.

Fransa'nın diğer bir hassasiyeti, görüşmelerin başlama tarihi konusundadır. Yine iç politik mülahazalardan hareketle görüşme tarihinin, 2005 Haziran'ında yapılacak Avrupa Anayasası referandumundan sonra olması konusunda Fransa hala ısrarcıdır. Nitekim Dışişleri Bakanı Barnier, "görüşmelerin en geç 2005'in ikinci yarısında başlayacağını" söylemektedir.

Görüşmelerin 2005 Temmuz'unda başlamasının kanımızca Türkiye açısından sakıncası yoktur.

Sık sık söylüyoruz. Türkiye AB için her yönüyle büyük lokmadır. Bu lokmanın sindirilmesi gerekmektedir.

Bu konuda adım adım ilerliyoruz.
17 Aralık yeni bir adımı ifade edecek...
Bekleyelim görelim...


15 Aralık 2004
Çarşamba
 
ALİ BAYRAMOĞLU
ALİ BAYRAMOĞLU


Künye
Temsilcilikler
Abone Formu
Mesaj Formu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Dizi | Çocuk
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED