AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ
Bugünkü Yeni Şafak
K A D I N - A İ L E
Önce okula sonra da nikaha

Hayat Akademi'nin Cağaloğlu'ndaki merkezinde açtığı Evlilik Okulu, çiftlere sağlıklı bir yuva kurup iyi çocuklar yetiştirebilmeleri için ilk eğitimi veriyor.

  • ÜRÜN DİRİER / İSTANBUL
    Hayat Akademi'nin Cağaloğlu'ndaki merkezinde açtığı Evlilik Okulu, sertifikalı eşler yetiştirmeyi hedefliyor. Evlilik Psikolojisi, Ruh Sağlığı, İletişim, Kişilik Analizi, Empati (kendini yerine koyma), Görgü ve Zarafet, Aile İçi Çatışmalar ve Çözüm Yolları, Kişisel Özgüven Geliştirme, Tamamlayıcı Tıp, Sağlıklı Beslenme ve Aile Ekonomisi gibi derslerin verildiği programa genellikle sözlü ve nişanlı çiftler katılıyor. Sertifikalı Nikah Eğitim Programı'nda Evlilik Psikolojisi, Ruh Sağlığı ve İletişim derslerini veren Psikolog Dr. Davut İbrahimoğlu, yanlış evliliğin insanı hasta bile edebileceğini belirterek, "Araba kullanmak için nasıl ehliyet kursuna gitmek mecburiyse, çiftlerin ve ileride dünyaya getirecekleri çocuklarının tüm hayatlarını etkileyecek evlilik kurumuna adım atmadan önce de bir kursa gitmek mecburi olmalı. Devlet bu yönde bir çalışma gerçekleştirmeli" diyor.

    Dayakçı erkeğin nedeni fedakar anne

    Aile Araştırma Kurumu'nun yaptığı anket sonuçlarına göre Türkiye'de her 100 kadından 34'ünün dayak mağduru olduğunu, şiddetin yüzde 57,7'sinin evliliğin ilk günlerinde başladığını, şiddete maruz kalan kadınların yalnızca yüzde 3,4'ünün boşanmayı düşündüğünü belirten İbrahimoğlu, "Sağlıklı çocuklar yetiştirmenin ilk koşulu sağlıklı bir yuva kurmaktır. 9 ay boyunca sıkıntı çeken bir kadının doğan çocuğunun sağlıklı olmasına ihtimal yoktur. Muhakkak fiziki ya da ruhi problemleri olur" diye konuşuyor. Türk annesinin aşırı fedakar tutumunun erkek çocukların paylaşımı öğrenmeden ve her istediğini yaptıracağını bilerek büyümesine yol açtığını söyleyen İbrahimoğlu, "Bu durum ileride erkeğin eşinden de aynı tutumu beklemesine, bulamayınca da şiddete başvurmasına yol açıyor" diyor.

    Televizyon iletişimi engelliyor

    Karşılıklı sevgi, saygı ve hoşgörünün bir evlilikte şart olduğunu da belirten İbrahimoğlu, "Çiftlerin eğitim seviyelerinin, mesleki kariyerlerinin karakter yapılarının da birbirleriyle uyum arzetmesi mutlu bir evlilik için gereklidir" açıklamasında bulunuyor. Evlilikte en büyük problemin ekonomik kaynaklı olduğunu ifade eden İbrahimoğlu, "İletişimsizlik de ekonomik yetersizlikler kadar etkili. İletişim kopukluğu çiftlerin birbirlerine az vakit ayırmaları ve birlikte oldukları zamanı da televizyon başında geçirmelerinden kaynaklanıyor" diyor. Evlilik Okulu Koordinatörü İdris Hızır da, çiftlerin evlenince oturacakları evin kaç oda olacağı veya alacakları televizyonun kaç ekran olacağı gibi ayrıntılara takılarak esas üzerinde durulması gereken 'evlenince ne olacağı' sorusunu es geçtiklerini ve birçok problemin evliliğe henüz hazır olmamaktan kaynaklandığını söyleyerek, "Evliliğin gerçekte ne olduğuyla ilgili bilgi yetersizliği var. Bu okul vasıtasıyla bu bilgisizliği aşmayı ve Evlilik Okulu'nu tüm Türkiye'ye yaymayı planlıyoruz" diyor.

  •  
    KUSURSUZ BOŞANMAK İMKANSIZ
    Yargıtay, boşanmaya karar verilebilmesi için her iki tarafın az da olsa kusurunun bulunması gerektiğini açıkladı. Bir boşanma davasının temyiz incelemesini yapan Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, daha fazla kusurlu olanın boşanma davası açma hakkının olduğunu, ancak boşanmaya karar verilebilmesi için, davalı tarafın az da olsa kusurunun bulunması gerektiğini belirtti. Daire, bu durum gözetilmeden verilen boşanma kararını oybirliği ile bozarken, altın takılarının da davalıya verilmesini istedi. Dairenin kararında, boşanma sebeplerinde eşini döven kocanın tam kusurlu olduğu kaydedilerek, şöyle denildi: "Boşanmak isteyen kişi, karşı tarafın hiçbir eylemi söz konusu olmadan, evlilik birliğini temelinden sarsılmış diyerekten boşanma talep edebilir. Az kusurlu eş boşanmaya karşı çıkarsa, bu halin tespiti dahi tek başına boşanma kararı verebilmesi için yeterli olmaz. Az kusurlu eşin karşı çıkması hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olmalı, eş ve çocuklar için korunmaya değer bir yararın kalmadığı anlaşılmalıdır. Ne var ki, bu sonuca ulaşılması tamamen davacının tutum ve davranışlarından kaynaklanmış olup, davalıya atfı mümkün hiçbir kusur gerçekleşmemiştir."
  • EVİN GÖKTAŞ

  • 15 Aralık 2004
    Çarşamba
     
    Künye
    Temsilcilikler
    Abone Formu
    Mesaj Formu
    Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
    Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
    Bilişim
    | Dizi | Çocuk

    Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
    © ALL RIGHTS RESERVED