AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ
Bugünkü Yeni Şafak
Y A Z A R L A R
Bir de olumlu ihtimal var

Dünya tarihinin dönemeç noktaları sayılabilecek uluslararası antlaşmalar, bugün bizde varolana benzer bir medya yapılanması ve düzeni söz konusu olsaydı, kolay kolay kotarılabilir miydi acaba? Lozan Antlaşması ile ilgili müzakereler sözgelimi; onlarca televizyon kanalı ve bir o kadar gazetenin yakın ilgisi altında götürülse, her yeni gelişme ile tarafların her açıklaması ânında herkese ulaştırılsaydı, ortaya çıkan nihâî metin ülkenin lehine olabilir miydi?

Bu soruyu akla getiren, hiç kuşkusuz anladınız, Avrupa Birliği (AB) ile şu sıralarda yürütülen diplomatik müzakereler... Her kafadan bir ses çıkıyor ve çıkan her ses hiç geciktirilmeksizin herkese ulaştırılıyor... Böylesine bir müzakere ortamından hayırlı bir sonuç elde edilebilecek mi? Türkiye ile sorunu olan her ülke, her çıkar grubu, gelişmeleri etkilemek için veya 'fırsat bu fırsat' düşüncesiyle, ortaya atılıp bir şeyler söylüyor. Kimi doğrudan, kimi de başkası aracılığıyla... Gazete ilânına başvuran bile çıktı...

Türkiye'nin Ermenistan ile sınırı kapalı; herhalde açık olsa ve bir süredir yürütülen komşu ülkelerle iyi geçinme ve bir dostluk çemberi oluşturma gayretleri içerisine Ermenistan da alınsa iyi olur... Ancak, Ermenistan ile sınırımızın kapalı tutulmasının AB konusuyla ve bu sorunu karar metnine geçirme mücadelesi veren küçük ülkeyle ne ilgisi var?

Kıbrıs ve Ege sorunları da öyle... Eğer, başka ülkelerle ihtilâflı olmak AB üyeliğine engelse, şimdi ortaya atılıp karar metnine "Kıbrıs Cumhuriyeti tanınmalı" ve "Ege sorunları Lahey'e götürülmeli" cümlelerini yazdırmak isteyen Kıbrıs ve Yunanistan üyeliğe terfi ederken aynı sorunlar neden engel teşkil etmedi? Bu iki ülke, kendilerini ihtilâflarıyla içlerine kabul eden diğer AB üyelerini şimdi Türkiye'yi zora sokmak için kullanmaya kalkışabiliyorlar...

Bu durumun sebebi belli: Türkiye'nin AB ile müzakereye doğru uzandığı süreç herkesin önünde, apaçık, çırılçıplak bir halde yürütülüyor. Her ülkenin siyasileri, ya da çıkar grupları, tabanlarına mesaj vermek üzere ortadalar. Seçim bölgesinde Ermeni seçmen sayısı fazla olan Fransız bakan o konuyu kaşıyor... Ya da, ihracatını artırmak isteyen bir ülke Ermenistan'ın hâmiliğine soyunuyor... Dediklerine biz kulak vermesek kimsenin dikkat edeceği yok; söz ağızdan çıkar çıkmaz, ya da açıklama bizim medyaya yansır yansımaz, yani burada önem verilmesiyle, haber amaca hizmet eder hale geliyor... Gazeteye verilen ilânın, iç çalkantıda üste çıkma çabasının ürünü olduğu anlaşılmadı mı?

Türk tarafının müzakerede elini zayıflatan da bu zaten. 17 Aralık öncesinde tek bir karar taslağı hazırlayacaklarını bildirmişti AB mercileri; bizim ilk taslağın üzerine aç kurtlar gibi atılıp her satırını herkesin önünde didik didik edişimiz onların da iştahını kabarttı. "Başka çıkmayacak" dedikleri taslaktan şu ana kadar tam beş ayrı versiyonu devreye soktular. Her yeni metin, aldığı tepkiler sebebiyle, diplomasinin manevra alanını biraz daha daralttı. Suskunluk veya aşırı tepki, taslağı hazırlayanlar tarafından, yeni metin için hareket noktası teşkil etti çünkü...

Elbette, bu eleştirinin ortadan kalkmasının yolu haberlere sansür uygulanmasından, ya da gözünü Ankara'ya dikmiş bir medya düzeni arayışından geçmiyor. Ancak, hükümet pekâlâ mevcut duruma uygun bir medya stratejisi geliştirebilirdi; pazarlığın her kademesinde anlık tepkiler yerine etraflı bilgilendirmeler üzerine oturan serinkanlı değerlendirmeler teşvik edilebilirdi. Daha da ötesi, mevcut düzeni, pazarlıklarda Türkiye'nin lehine sonuç alınabilecek bir unsur olarak kullanabilirdi hükümet...

Bu noktada tek umudumuz, kopan bütün yaygaralara rağmen, Türkiye'nin beklediği kadar net ve açık bir "Evet" cevabını zirveden yine de almasıdır. Ne bileyim, belki de, şu anda gözümüzün önünde cereyan eden ve bu yazıda dile getirilen şikâyete konu olan temel yanlışlık, hükümetin o sonucu almak için özel olarak uyguladığı bir taktik de olabilir.

Emin olmak için önce sonucu görmek gerekiyor.


15 Aralık 2004
Çarşamba
 
FEHMİ KORU


Künye
Temsilcilikler
Abone Formu
Mesaj Formu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Dizi | Çocuk
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED