|
AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ |
| |
|
|
|
Bugünkü Yeni Şafak |
|
|
|
|
|
|
Dışişleri Bakanı Abdullah Gül ile tarihi zirve öncesi Brüksel'e gitmeden son durumu konuşuyoruz. Avrupa Birliği ile tarihi buluşmaya saatler kala hangi noktadayız ve 18 Aralık sabahı nasıl bir dünyanın başlangıcında olacağız.... Bakan sözlerine,"çalışmalarımız son dakikaya kadar devam edecek" cümlesiyle başlıyor. Ankara-Brüksel ve dönem başkanlığını yürüten Amsterdam arasındaki trafik de zaten kararın açıklanacağı ana kadar her dakikanın çok önemli olacağını gösteriyor. Türkiye de kendisini tempoya alıştırmış durumda. Gül, sadece birkaç saatlik mesaisini özetliyor. "Bütün AB dışişleri bakanlarına mektup yazdım, büyükelçileri çağırarak sıkıntılı konuları söyledim..." Bakan'ın "sıkıntılı" dediği konular birkaç gündür kamuoyunda tartışılan kritik cümlelerdir. Fransa'nın tam üyeliği destabilize etme niyeti, Rumların bir şekilde tanınma hesapları, Almanların serbest dolaşıma kısıtlama koyma girişimleri vb. Türkiye, birkaç kez bu konulardaki kararlılığını deklare etti; son olarak Gül meslektaşlarına, Erdoğan da görüştüğü başbakanlara ve Ankara'daki büyükelçilere benzer hususları tekrar tekrar hatırlattı. Dışişleri Bakanı'na nihai beklentisinin ne olduğunu sordum. Gül'ün cevabı şöyle: "Bence sonuçta olumlu bir noktada buluşacağız ve istediğimiz gibi bir müzakere kararı çıkacaktır. İstediğimiz gibi olması demek; tam üyelik hedefinin ne olması ve bir alternatif içermemesidir..." Ancak, metinde hâlâ bazı sorunlar olduğunu ve özellikle Fransa'nın tutumunun tatmin edici olmadığını ekliyor. "Fransa'da iç politika Türkiye hakkındaki kararda belirleyici görülüyor. Baskılar artınca da Chirac yalnız kaldı. Ama böyle olunca oyu mu artacak, bilemem..." Problemli konular var ama Türkiye'nin tutumunda bir sapma sözkonusu değildir. Mesela, Güney Kıbrıs'ın bir devlet olarak tanınması... Gül'e göre, "Rum Kesimi'nin tanınması için önce çözüm perspektifinin belirlenmesi lazımdır. Tanınma süreci çözüme paraleldir..." Peki, Türkiye'nin istedikleri olmazsa ne olacak? Dışişleri Bakanı Gül, bu noktada yöntemle ilgili olarak bir tavsiyede bulunuyor: "Tehditle, restle hiçbir şey olmaz. Şık değil bunlar. Böyle davranmak Avrupalılık mantalitesine de uymaz, yadırgatıcı olur. Sonuçta diplomatik bir süreçte olduğumuzu unutmamalıyız. Hak ettiklerimiz belli, taleplerimiz makul. Süreci şık bir şekilde götürmeliyiz" Yani bakan, masaya oturmadan tehdit savrulmasını, rest çekilmesini doğru bulmuyor. Ancak, herşeye rağmen bir pazarlık sözkonusu ve sonuçta tatmin edici bir tablo çıkmama ihtimali az da olsa bulunuyor. O zaman ne olacak? Gül'ün sözleri çok net: "Bizim de kabul edemeyeceğimiz noktalar var, bunları herkes biliyor. Eğer bunda ısrar olursa o zaman, 'teşekkür ederiz almayalım' deriz. İki tarafın da çıkarına olacak bir noktada buluşmayı hedefliyoruz. Ancak mesela, imtiyazlı ortaklık çağrışımları asla kabul edemeyeceğimiz bir şeydir... Dışişleri Bakanı Gül, Brüksel'e giderken son durumu bu sözlerle ve bu tavırla özetliyor. Yarın ve cuma günü yaşanacaklar hem Türkiye'nin 41 yıllık çabasının finali, hem de önümüzdeki dönemin belirleyicisi olacak. Soruların cevabını alabilmek için de kararın açıklandığı dakikaya kadar beklemek gerekecek.
EKONOMİDE B PLANI
Türkiye, IMF ile stand by imzalayacağını çok öncede açıkladı. İmzanın da 17 Aralık sonrasına kalacağı biliniyordu. Devlet Bakanı Ali Babacan dün, tam da Brüksel zirvesi öncesi IMF ile mutabakatı açıklayarak "her ihtimale karşı..." piyasalara güven mesajı göndermiş oldu. Bir anlamda, Brüksel'de işlerin uzaması veya zayıf bir ihtimal de olsa anlaşmazlıkla sonuçlanması halinde IMF faktörünün hazırda olduğunu ilan etti. Aslında, IMF ile mutabakatı sadece iç piyasalar değil Avrupa ekonomisi otoriteleri ve hükümetleri de bekliyordu. Babacan, "AB ile ilişkilerin kesinlikle olumlu sonuçlanacağı" kanaatine sahip ancak, olumsuz çıksa bile ekonominin bundan olumsuz etkileneceğini düşünmüyor. Olumlu çıksa da rehavete kapılmayacaklarını, programdan sapmayacaklarını tekrarlıyor. Bununla birlikte, önce AB ile Katılım Öncesi Ekonomik Program'ı şimdi de stand by mutabakatını açıklayarak en kötü senaryoya karşı tedbir alıyor. Bir tür B Planı...
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Dizi | Çocuk |
© ALL RIGHTS RESERVED |