AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ
Bugünkü Yeni Şafak
Y A Z A R L A R
Bankalar, bankacılık yapmaya başladı

2001 krizden en çok etkilenen sektörlerin başında, hiç şüphesiz, finans sektörü geliyordu. Aradan geçen yıllara ve bilânçolarda açıklanan kârlara rağmen, sektör hala ciddi sıkıntılar yaşıyor. Bu sıkıntıların temel sebebi, henüz krizden çıkan bankacılık sisteminin bir anda yeni bir yapılanmaya doğru sevk edilmiş olması. Düşen enflasyon ortamında ekonominin reel sektörlerinde olduğu gibi, burada da ekmek artık aslanın ağzında.

Özellikle 1990'dan itibaren devletin, temel iktisat politikalarından biri olan iç borç politikasını, bir rant aktarma mekanizması olarak kullanmaya başlaması ile birlikte, bu mekanizmanın temel aracı unsuru olan bankacılık sektörünün aslî faaliyet sahasından uzaklaşmaya başladığını görmüştük. Kamunun devasa açıklarının bu şekilde finanse edilmeye başlanmasıyla zaten kıt olan özel tasarruflar, ülke ekonomisine hiçbir katma değer kazandırmayan ve birkaç dönem sonra enflasyonun başlıca müsebbibi olan kısır bir döngünün içine çekilmiş, reel sektörün finansman imkânları hayli daraltılmıştı. Bankalar da, bu kolay ve garantili plasman yönteminden hayli nemalanmış, kredi pazarından büyük ölçüde çekilmeye başlamıştı. Reel sektör kuruluşları bile bir şekilde bu kısır döngünün içine çekilmiş, oluşturulan furyadan nasiplenmeye çalışmışlardı. Türkiye'de tasarrufların önemli bir kısmı döviz cinsinden olduğu ve Türkiye'deki bu muazzam nemalardan yabancılar da nasiplenmek istediği için bankacılık sektörü açık pozisyona girmiş, 2001 krizinde olduğu gibi bu yüzden zaman zaman ofsaytta kalmışlardı.

Ancak düşen enflasyon ve aynı nispette olmasa da düşen faizler, kamunun kendini düzenleme çabalarıyla birleşince artık bu süreç eskisi gibi kârlı olmamaya başladı. Kamunun azalan finansman ihtiyacı, buna karşılık bankacılık sisteminde artan mevduatlar sonucu biriken fonlar, bankaları yeniden kredi pazarlarına dönmeye zorluyor. Geçtiğimiz yıl, büyük ölçüde ellerinde tuttukları kamu kâğıtlarının, düşen faizler neticesinde, değerlenmesi ile kâr sağlayan bankalar, bu sene kâr arayışlarını farklı mecralarda ilerleyerek sürdürmeye çalışıyor. Bu çerçevede bankaların başta bireysel finansman olmak üzere yeniden kredi pazarlayıcısı ve bankacılık hizmetleri komisyoncusu olarak faaliyetlerini öncelediklerini gözlemliyoruz. Sözgelimi, 2004 yılının ilk dokuz ayında kârlarını açıklayan bankaların hesaplarına baktığımızda, ücret ve komisyon gelirlerinin geçen yılın üçüncü çeyreğine nispetle % 66 oranında arttığını görüyoruz.

Son dönemlerde kimi kesimler, bankaların havale, çek provizyon ve tahsilat, EFT, ATM ve internet işlemlerinden aldıkları komisyonları arttırmasından şikayetçi olsa da, esasında bu durum bankaların aslî işlevine dönüşünün bir işareti. Sonuç itibariyle her hizmetin belli bir bedeli var ve bu bedel bir fiyat olarak karşımıza çıkıyor. Eğer bankalar belli hizmetlerinin karşılığını almıyorlarsa, bu hizmetleri sübvanse ediyorlar demektir. Sübvansiyonlar da fiyat mekanizmasını bozduğu için gerek müşteriler, gerekse bankalar nezdinde kaynak dağılımını menfi yönde etkiliyor. Sözgelimi Türkiye'deki aşırı fazla sayıdaki şubelerin bir nedeni de bu yanlış fiyatlama ve değerleme politikalarıdır. Bu hizmetler karşılığında gerçekçi bir fiyat politikası, bankaların hangi hizmetlere yoğunlaşması gerektiği hususunda ciddi sinyaller verecektir.

Bankaların aslî faaliyetlerine döndüğünün bir başka göstergesi de bu kurumların kredi pazarında daha aktif bir rol oynamaya başlamaları. Bankacılık sisteminin toplam mevduatının % 23 civarında arttığı ilk 11 ayda, toplam kredi hacminin % 54 oranında artmış olması bu duruma işaret ediyor. Mali kesim dışına verilen TL krediler aynı dönemde % 99 artmış. Bu kredilerin önemli bir kısmı ticari krediler.

Ancak yıllardır bu faaliyetten uzak durmuş olan bankaların doğrudan reel sektör finansmanına yönelemeyeceği, bunu gerçekleştirmek için gerekli olan tahlilleri ve takipleri yapabilecek altyapıdan uzak oldukları anlaşılıyor. Tabiatıyla artan krediler içinde ağırlık bireysel kredilerde. Bunların hem riski az, hem de takibi kolay. İlk 11 ayda başını kamu ve yabancı bankaların çektiği bir furya ile bireysel kredilerdeki artış % 103'e ulaşmış durumda. Konut kredilerindeki artış % 191; taşıtta ise bu oran % 98. Bireysel kredinin başlıca unsuru olan kredi kartları aracılığıyla kredilendirme de bu dönemde % 98 oranında artmış.

İstikrar süreci devam ettiği sürece, kredi pazarında artan bir rekabete şahit olacağımız bir gerçek. 2005 yılı, daralan kar marjlarına rağmen ortalama banka müşterisine yönelik hizmet kalitesinin arttığı bir yıl olacak.


15 Aralık 2004
Çarşamba
 
MELİKŞAH UTKU


Künye
Temsilcilikler
Abone Formu
Mesaj Formu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Dizi | Çocuk
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED