AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ
Bugünkü Yeni Şafak
Y A Z A R L A R
Mesnevi'de ekonomik boyut

Yunus ve Mevlana sahip oldukları zengin ve derin hikmet kültürüyle, Anadolu insanının ekonomik, siyasal ve kültürel hayatının ışığı olmuştur. Anadolu'nun Malazgird savaşıyla başlayan bin yıllık tarihi onların şiiriyle yoğrulmuştur. Yunus Eskişehir'den Mevlana Konya'dan bütün kurum ve kuruluşlarıyla Türk toplumunun düşünce ve eylem dünyasını zenginleştirmiş. Şiirleriyle biri toplumu tavandan, diğeri de tabandan değiştirmiştir.

Onların şiiri, bir ağacın köklerine bağlı olması gibi, İslam'ın ana kaynaklarına bağlıdır. Türk toplumu Yunus ve Mevlana'nın ateşlediği meşalenin ışığında Anadolu'dan Balkanlar'a açılmıştır. Yeniden Avrupa topraklarında sağlam bir yer edinmenin yol göstericisi yine onlar olacaktır. İster Avrupa'da, isterse Amerika'da olsun, onların şiirlerinin okunduğu her coğrafyada Anadolu insanı vardır.

Hayatın ekonomik boyutunda para nasıl bir fonksiyon yükleniyorsa, kültürel boyutunda da şiir aynı fonksiyonu yüklenir. Güçlü şiir olmadan güçlü insan, güçlü insan olmadan da güçlü para olmaz. Parası güçlü olan toplumların kültürleri gibi, ekonomileri de güçlü olur. Kültür ve ekonomi birleşik kaplara benzer. Toplumların kültürel zenginliklerinin seviyesi, aynı zamanda ekonomik güçlerinin seviyesini de gösterir. Kültür zengin şiirle, ekonomi de üretken parayla ayakta kalır.

Zengin şiirin ustalarından biri Yunus ise, diğeri de Mevlana'dır. Mevlana'nın ötedünyaya yürüyüşünün 731 yılında Marmara FM'in şiir tutkunu yöneticileri Eşref Ziya Terzi ile Saadettin Acar, Prof. Dr. Cihan Okuyucu'dan Prof. Dr. Sadettin Ökten'e onu aşkın akademisyen ve aydının Mesnevi'yi değişik yönleriyle ele alıp yorumladığı konuşmalardan oluşan bir dizi program hazırladı. Önümüzdeki hafta yayınlanacak programda ben de, Mevlana'nın hayatın ekonomik boyutuna bakışını ele aldım.

Konya'ya geldiğinde Anadolu insanının hayatında şiirin büyük bir yer tuttuğunu gören Mevlana, bir arada yaşamanın değişik boyutlarına ilişkin düşünce ve görüşlerini şiir formunda açıklamıştır. O bilimin teknikten, sanatın da bilimden daha zengin, daha kapsayıcı ve daha kuşatıcı olduğunu biliyordu. Bütün dallarıyla zamanının bilim ve tekniğini, sanatın potasında yoğurarak şiire dönüştürdü.

Mevlana ve Mesnevi deyince herkesin aklına Tasavvuf kültürünün zenginlikleri ile gönül dünyasının derinlikleri gelir. Oysa o hayatı ekonomik ve kültürel boyutlarıyla bir bütün olarak ele alır. Dünyada kültür ekonomiyle, ekonomi de kültürle karışmış, birleşmiş ve yoğrulmuştur. Ona benzetilerek söylenirse: "Hiçbir kültürel faaliyet yok ki, onun ekonomik bir boyutu olmasın, hiçbir ekonomik faaliyet yok ki, onun kültürel bir boyutu olmasın" denilmelidir.

Anadolu insanının şiir dünyası, bütün düşüncelerini eyleme dönüştürecek kadar zengindir. Nasıl bir testi içindeki suyu dışına sızdırırsa, insan da aynı şekilde, iç dünyasındaki zenginlikleri dış dünyasına yansıtır. Acı suyun tatlı su içene acı geldiği gibi, yoksulluk, zenginliği bilene yoksulluktur. Şiiriyle kültürünü canlı tutmasını bilen, parasıyla da ekonomisini canlı tutmasını bilir. Bunun için, Anadolu'da işe yaramıyan bilgiden ve üretime katılmayan paradan uzak durulur.

Kültür ile ekonomi, Mevlana'nın Mesnevi'de anlattığı gemi ile denize benzer. Nasıl denizsiz gemi yüzemezse, kültürsüz ekonomi de ayakta kalamaz. Ekonomi büyük bir gemidir. Geminin pusulası da şiirdir. Pusulasız geminin sonu, er ya da geç kayalıklarda parçalanmaktır.

Kültür ile ekonomi arasındaki çatışma, hayatı bütün boyutlarıyla yoksullaştırır.


15 Aralık 2004
Çarşamba
 
NAZİF GÜRDOĞAN


Künye
Temsilcilikler
Abone Formu
Mesaj Formu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Dizi | Çocuk
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED