|
AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ |
| |
|
|
|
Bugünkü Yeni Şafak |
|
|
|
|
|
|
Kadının Seçme ve Seçilme Hakkına Kavuşmasının 70. yılı münasebetiyle pazartesi günü akşamı AK Parti Kadın Kolları Genel Başkanlığı bir resepsiyon düzenlemişti. Eşlerimizle birlikte biz de davetliydik. Resepsiyonun ağırlık noktası Başbakan ve vereceği mesajdı. Başbakan hem içe hem dışa yönelik mesajlar verdi. Başbakan yaptığı kısa konuşmada haklar konusunda geri adım atılmayacağının altını çizerek genel bir tespitten sonra günün politik gelişmelerine paralel olarak AB'ye ve özellikle Fransa, Belçika, İsviçre ve Yunanistan'a gönderme yaptı. Fransa'nın kadına seçme ve seçilme hakkını 1944'te yani Türkiye'den 10 sene sonra verdiğini, Yunanistan'ın 1952 yılında yani Türkiye'den 18 sene sonra verdiğini, Belçika'nın 1960 yılında yani Türkiye'den 26 yıl sonra verdiğini, İsviçre'nin 1971'de yani Türkiye'den 37 yıl sonra verdiğini vurgulaması 17 Aralık öncesi için yerinde bir mesajdı. İç kamuoyuna verdiği mesaj daha da anlamlıydı. Testiyi kırmadan ülkeye hizmet etmenin zor olduğunu, testiyi kırmadan hizmet yapmak için zaman zaman baldıran zehirini içmek durumunda kaldığını söylerken ne demek istediğini anlayanlar anladı. Doğru, kadının seçme ve seçilme hakkına kavuşmasının 70. yılındaydık ama kadına karşı uygulanan ayrımcılık yüzünden maalesef kadınlarımız seçme hakkını kullandıkları gibi seçilme hakkını kullanamamışlar ve hâlâ da kullanamamaktadırlar. Mesela başörtülü kadınlarımız seçme haklarını kullanırken seçilme haklarını kullanamamaktadırlar. Başbakan'ın deyimiyle ırkçılıktan daha ilkel bir anlayış insanların en temel vatandaşlık haklarını engelleme hususunda testiyi kırma çabasındadır. Irkçılıktan daha ilkel anlayışın Türkiye'deki kalıntıları bu nedenle demokratikleşmeden ciddi rahatsızlıklar duymaktadır. Aynı sorun eğitim alanında daha ağır bir şekilde yaşanmaktadır. Bir taraftan "haydi kızlar okula" derken öte yandan onbinlerce kızımıza inançları gereği başlarını örttükleri için "haydi kızlar okuldan" gerçeğiyle yüz yüzeyiz. Geçen hafta perşembe günü Şanlıurfa'dan Ankara'ya protesto amaçlı yürüyen ve Sıhhiye'de çadır kuran başörtülü kızlarımızı ziyaret ettik. Çocuklar uzlaşmadan falan bahsettiler, kendilerine insan haklarının uzlaşma konusu olmayacağını ve evrensel hakların sahiplerine tanınması gereğini vurguladık ama fiili durumun bizim düşüncemizden farklı olması onların mağduriyetini gidermediği için ziyaretimiz yeterli değildi. Evet testiyi kırmadan hizmet(!) için gerektiğinde baldıran zehirini yudumlamak mecburiyeti. Önemli ve hassas bir konu.
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Dizi | Çocuk |
© ALL RIGHTS RESERVED |