|
AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ |
| |
|
|
|
Bugünkü Yeni Şafak |
|
|
|
|
İşler bir kez ters gitmeye görsün. Bir daha toparlamak güç oluyor. Hele bizim gibi eğitimsiz ülkelerde bu daha da güçleşiyor. Tren bir kez raydan çıktı. Onu tekrar raya koyabilmek için çok çalışmak gerekli sanıyorum. Bizdeki spor anlayışı sanıyorum çağın çok gerisinde. Hiç bir şey, batılı insanlara, sporseverlere, futbol sevdalılarına uymuyor. Tribünlerde ayrılan yerlere oturup fair play kuralları içinde bir futbol maçını izlemesini bilmiyoruz henüz. Şu kulüp, bu kulüp mensubunun birlikte futbol maçını izlemesine gerçekten hasretiz. Çocuklarımızı, eşlerimizi maçlara götürmeyeli kaç yıl oldu. Her maçı, "acaba bugün ne olacak, kaç kişi yaralanacak,kaç kişi ölecek" diye bekler hale geldik. Dünyanın tüm yasalarını bu ülkeye getirseniz, yine en iyi hakemi davet etseniz hiç bir şey ifade etmeyecektir. Çünkü bizde bu kafa varken, bizde bu şiddet ve terör anlayışı varken, bir adım bile çağdaşlığa gidemezsiniz.. Futbolcusundan, yönetici ve taraftarına kadar, yerel ve genel yetkili kişilere kadar, yani kısaca söylemek gerekirse, futbolla yakından uzaktan ilgilenen herkes, kesim ya da kuruluş, bu ülkede sporun spor olarak yapılmasından yana değil. Buna kalıbımı bile basarım. Bu şiddeti başlatanlar, devam ettirenler ve bitmemesini isteyenler yine biziz.. Bu şiddetin bitmesini istemiyoruz.. Bunun üzerine basa basa söylüyorum.. Bir Galatasaray- Fenerbahçe maçı oynandı, kıyamet koptu, kopmaya da devam ediyor.. Fenerbahçe başkanı bir sürü suçlamalarda bulundu.. Bir kısmında haklıydı da.. Ama bunu bir savaş haline dönüştürmenin de bir anlamı yoktu. Bir daha Ali Sami Yen stadına gitmeyecekmiş.. Galatasaray'ı Şükrü Saraçoğlu stadında 55 bin kişi ile boğacaklarmış.. mış, mış, mış.. Şimdi düşünün bakalım o maçta olacakları, olabilicekleri.. İşte Türkiye'deki yönetici örneği, kulüp başkanı örneği.. Bu maçta Galatasaray'ın, Futbol Federasyonu'nun, hakemlerin, güvenlik güçlerinin, yani o gün, o statta sorumlu kimse, hepsinin hatası olabiir.. Ki vardı da.. Ama bunun yolu şiddeti körüklemek değil, aksine yumuşak bir üslupla suküneti sağlamak, sonra da, hatası, kusuru ya da suçu olanları hemen cezalandırmaktır. Merdivenlerde mi oturulmuş ver cezayı, küfür mü edilmiş ver cezayı.. Bu ülkenin artık şeddete tahammülü yok.. Eğer hataları, kusurları, yanlışları hep birlikte düzeltirsek bir yere varabiliriz.. Yoksa, "millet gider çağdaşlığa, biz gideriz karanlığa"..
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Dizi | Çocuk |
© ALL RIGHTS RESERVED |