|
AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ |
| |
|
|
|
Bugünkü Yeni Şafak |
|
|
|
|
|
|
İleride bugünleri yazacaklara bir uyarıyla başlayayım: Türkiye'nin Avrupa Birliği (AB) ile ilişkilerinin müzakere öncesi son aşamasına karmakarışık bir ruh haliyle girildi. AB liderlerinin verecekleri karardan 48 saat önce kötümserlik egemendi ortama, dün ise iyimserlik ortalığı günlük güneşlik hale getirdi. Bir günde her şey bu kadar değişir mi? Değişebildiğine göre yarının da farklı bir gün olmasından korkabiliriz... Bir diplomat, "Lunaparklardaki radarlar gibiyiz; bir yukarıya bir aşağıya savrulup duruyor morallerimiz" dedi bana. Siyasî hayatının en kritik gecesi öncesinde, Başbakan Tayyip Erdoğan'ı, yüzünden güller açarken görmek bende çok farklı hisler uyandırdı. Umarım neşesini bozacak gelişmeler yaşanmaz... Başkaları farklı değerlendirseler bile, ben, o neşeli ruh halinin, AB zirvesinin hakkımızda vereceği nihâi kararın çok olumlu olacağı beklentisinden çok, kendisinin ne yapacağına kesin karar vermekten beslendiğini biliyorum. Başbakan ve kurmayları, aylar süren ikna faaliyetlerinin son gününde, Türkiye'nin nelere "Evet" demeyeceğini muhataplarına bütün açıklığıyla aktardıklarına inanıyorlar; mesaj dolu uyarılara rağmen o noktalarda ısrar edilirse, hükümet, çıkacak kararı kabul etmeyecek... İşte bu kararlılık Tayyip Bey'e ve çevresine rahatlama getirmiş, o da yüzlerine neşe olarak yansıyor... İstanbul belediye başkanlığının siyasî kişiliğinin oluşmasında payı büyük Erdoğan'ın; bu, bazı temel konulara yaklaşımında da kendini belli ediyor. 'Ermeni sorunu' türü muhabbetleri açanların kafasında 1915 tarihi, ya da sınır kapısı bulunabilir; Tayyip Bey ise İstanbul büyükşehir belediye başkanı olduğu dönemde ayırımsız hizmet götürdüğü Türk vatandaşı Ermenileri düşünüyor. "Ayrımcılık bizim defterimizde yazmıyor" derken samimi... Kadir Topbaş İstanbul'un şimdiki belediye başkanı, kendisine aylar öncesinden yapılmış Brüksel dâvetini zirve öncesine denk düşürmüş; görüştüğü muhataplarına Türkiye'nin AB üyeliğinin anlamını bir de o anlatıyor. Brüksel'in büyükşehir belediye başkanı Freddy Thisimans, Brüksel bölge başbakanı ve federal hükümette devlet bakanı Charles Pique ve Belçika kalkınma bakanı Armand de Decker ile görüştükten sonra olumlu izlenimlere sahip olmuş Kadir Bey. Belediye hizmetlerinin doğrudan halka yönelik olması sebebiyle, Kadir Topbaş'ın AB projesine verdiği desteği doğrudan halkın tercihi olarak yorumlamış görüştüğü siyasîler... 'Eurocities' Avrupa kentlerinin üye olduğu bir kuruluş; İstanbul'u da şu yakınlarda üyeliğe kabul etmiş Eurocities... Kadir Topbaş, herkesin kötümser olduğu çarşamba günü, "İstanbul'un üyeliğe kabulü tesadüf olamaz, Türkiye'yi AB'ye alacaklarının işareti sayılabilir bu" dedi bana. Avrupa'nın en kalabalık kenti İstanbul'un belediye başkanlığı AB başkenti Brüksel'de bir büro açacak, önümüzdeki günlerde... Başbakan ve heyetin yerleştiği Conrad Hotel'in lobisi "Türk medyasında kim kimdir?" ansiklopedisinden sayfalar gibi. Hemen her gazete ve televizyon kanalından bildiğiniz isimler yollarını Brüksel'e düşürmüşler. Tayyip Erdoğan'ın son gelişmeler hakkında bilgi vermek ve hislerini paylaşmak için basınla sohbet toplantısına dâvet ettiği meslektaşları Türkiye'de bile biraraya getirmek o kadar zor ki... Dean Acheson İkinci Dünya Savaşı'ndan az sonra önce bakan yardımcısı ardından da bakan olarak Dışişleri Bakanlığı sorumluluğu üstlenmiş bir politikacı. Onu şimdi bile hatırlamamıza yarayan, altüst olmuş dünya dengesinin yeniden oluştuğu ve kendisinin içinden yaşadığı o dönemi anlattığı anı kitabı. 'Present at the Creation' adını taşıyan Acheson'un anılarına benzer bir kitap, eğer şu 24 saati beklentiler istikametinde devirebilirsek, tanığı olduğumuz süreç için de yazılabilir... Gelişmeleri 'içeriden' izleyen ve sayıları hiç de az olmayan Başbakanın eli kalem tutan yakınlarına, bazen durduk yerde, ama sık sık, "Görüp işittiklerinizle ilgili küçük de olsa notlar alıyor musunuz?" sorusunu sorarım. Hemen olmasa bile bir gün şimdilerde yaşananlar mutlaka yazılacak; olayları 'dışarıdan' izleyenlerin yazacakları da önemli elbette, ama asıl 'karargâh' değerlendirmelerini merakla bekleyeceğim ben. Sonuç nasıl gerçekleşirse gerçekleşsin, bugün kararlarını açıklayacak Brüksel Zirvesi, Türkiye için olduğundan daha fazla AB için 'tarihî' sayılabilir. İlgi 41 yıl önce kurulmuş ve tam üyelik başvurusu 14 Nisan 1987'de yapılmış olsa bile, Türkiye'nin birliğe kabulü, Hırvatistan'ın üye yapılmasından çok farklı anlamlar taşıyacak çünkü. Öyle bir günün her ânını kayda geçirmek şart... Avrupalı meslektaşlar bunun bizden fazla farkında gözüktüler gözüme. Hangi köşeye göz atsam, daha önce bir yerlerde yolumun kesiştiği yabancı gazeteciler önümü kesip heyecanlarını aktardılar. Besbelli, hiçbir zaman olacağına ihtimal vermedikleri bir olayın heyecanına kaptırmışlardı kendilerini... Bazılarını ihtimale hâlâ inanmaz gördüm... Bereket, Başbakan Erdoğan'ın sabah sabah düzenlediği bilgilendirme toplantısındaki havası moral takviyesi yerine geçti...
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Dizi | Çocuk |
© ALL RIGHTS RESERVED |