|
AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ |
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
"Türkiye'de yaşayan Suriyeli bir gazeteci, Erdoğan'a tavsiyede bulunuyor. Özeti şu: 'İsrail'e biraz daha yüklenin, Amerika'ya biraz daha kafa tutun. Arap dünyasının lideri oluyorsunuz'. Bir Türk'ün gururunu okşayacak sözler''.. Bunlar Ertuğrul Özkök'ün Çarşamba günü Hürriyet'teki yazısının giriş bölümü. Sayın Özkök yazının devamında, AB'ye yaklaşan bir Türkiye'nin Irak ve İsrail meselelerinde tarafsızlığını korumasını tavsiye ediyor ve ekliyor: ''Türkiye'de bazı kişiler tam aksi istikametin seçilmesini tavsiye ediyorlar. Mesela 'onurlu efelenmeden' söz ediyorlar. Türkiye'yi, İsrail ve Amerika'ya karşı 'mücadelede' ön saflarda görmek istediklerini yazıyorlar. Hatta, bu tutumun 'Tayyip Erdoğan'ı Arap dünyasının lideri' yapacağını bile söyleyebiliyorlar. Anlayacağınız Türkiye'de 'Araplardan daha fazla çok Arapçı' bir siyaset öneriyorlar. Arap dünyasındaki liderlik eksikliğini Erdoğan'ın doldurmasını bekliyorlar.'' Sayın Özkök'ün bu değerlendirmesini okurken aklıma Nazlı Ilıcak geldi. Sayın Ilıcak da 1 Mart tezkeresi öncesinde bana 'sen nasıl olsa Suriye'lisin ve tuzun kuru. Tezkere çıkmazsa olanlar bize olacak ve Türkiye mahvolacak' demişti. Ben de kendisine: 'Ben Türkiye'yi belki de sizden daha fazla önemsiyorum ama merak etmeyin tezkere çıkamayacak ve Türkiye, mahvolamayacak. Tersine başı dik olarak dünyada prestij kazanacak' demiştim. Merak edenler, bu konuşmanın metnini Kanal 7'den isteyebilir. Dönelim konumuza. Konunun iki boyutu var. Biri teknik diğeri politik. İsterseniz bugün teknik boyutuna bakalım. Sayın Özkök benim Sayın Başbakan'a 'tavsiyelerde bulunduğumu' söylüyor. Birden kendimi MGK gibi hissettim... Hani bir zamanlar hükümete tavsiyelerde bulunuyordu... Tabii bu işin şakası. Ama ben kim, Başbakan'a tavsiyede bulunmak kim! Ben Sayın Erdoğan'ı yaklaşık 17-18 yıldır tanıyorum. Benzer şekilde Abdullah Gül'ü de yaklaşık 10 yıldır tanıyorum. Sayın Arınç ve hükümet üyelerinin de çoğunu yıllardır tanırım. Ancak AK parti hükümeti kurulduktan sonra ve bugüne kadar Sayın Erdoğan ile muhabirliğini yaptığım bir Arap gazetesi için bir kez görüştüm. Onun dışında genel toplantılarda Sayın Başbakan ile birkaç kez karşılaştım. Sayın Başbakan'ın hiçbir dış ve iç gezisine katılmadım ve başkaları gibi çağırılmadım. Başbakan'ın danışmanları ile de yakın ilişkim yok... İran'a giderken bile Sayın Başbakan'dan iki gün önce gittim ve bir gün sonra döndüm. Sayın Başbakan çarşamba günü Şam'a gidiyor ama ben ondan bir gün önce Suriye'de olacağım. Yani Sayın Başbakan'a tavsiyelerde bulunmak için hiçbir fırsatım olmadı ve böyle bir fırsatı yaratmak için hiçbir zaman özel bir çaba içinde olmadım ve olmam. Oysa ben toplam 4 Arap gazetesine yazı yazıyorum ve BBC dahil bir çok radyo ile çalışıyorum. Yani normalde bir gazeteci olarak Sayın Başbakan ile ortalama her ay görüşmem gerekirdi. Muhalefetteyken sık sık görüştüğüm Sayın Gül ile de sanıyorum üç ya da dört kez görüştüm son iki yılda. Hükümet üylerinden ise yalnızca Sayın M.Ali Şahin'i ziyaret ettim, kısa bir süre önce de Enerji Bakanı Sayın Hilmi Güler ile bir kahvaltıda diğer meslekdaşlarla birlikte biraraya geldim. Sayın Arınç'ı ise başkan seçilince kutlamak için ziyaret ettim ve Şam ziyareti sırasında bir grup Türk gazeteci ile orada bulunduğum için kendisi ile görüştüm. Yani Başbakan'a olduğu gibi hükümet üyelerine ve Sayın Arınç'a politik tavsiyelerde bulunacak hiçbir ortamım olmadı. Üstelik 1 Mart tezkeresine ben değil TBMM 'hayır' dedi. Sayın Erdoğan, Sayın Arınç, Sayın Elkatmış ve diğer hükümet üyeleri ya da AK parti yöneticileri Amerika ve İsrail'e yönelik söylemlerde bulunurken ben yanlarında değildim ve ne öncesinde ne de sonrasında onlarla konuşmadım. Yani Sayın Başbakan kendi inançları, değer yargıları ve politik tercihleri içinde Şaron'a, İsrail hükümet ve devletine terörist dediğinde benden tavsiyeler almadı. Sayın Özkök böyle düşünüyorsa ayıp ediyor! Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye Cumhuriyeti'nin Başbakanıdır ve bırakın bir Suriyeliden, ne bir Türk ne başka bir gazeteciden tavsiyeler alacak durumda değildir ve asla olmaz. Ancak Sayın Başbakan sorumluluk mevkiinde ve demokrat bir kişi olarak basını izler ve tüm konularda insanların ne düşündüğüne ve ne dediğine bakıp sonuçlar çıkarabilir. Eğer bu çerçeve içinde Sayın Başbakan yazdıklarımı ya da televizyonlarda anlattılklarımı dinleyip bazı sonuçlar çıkarıyorsa, bu bir gazeteci olarak beni yalnızca sevindirir ve onurlandırır. Çünkü benim Sayın Başbakan, hükümet üyeleri ve AK Parti ile gazetecilik dışınde bir ilişkim olmadı, yok ve asla olmayacaktır. Yarın olayın politik yanına bakacağız.
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Dizi | Çocuk |
© ALL RIGHTS RESERVED |