|
AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ |
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
sinema ağı kurmalı
ÖMER ÇAKKAL
Amerikan sinemasının kahramanları 'masal'dan Fransa'da dışarıdan çok iyi gibi görünen bir sinema yasasının olduğunu ve bu yasaya göre her sinema biletinden yüzde 12 oranında vergi alınıp, elde edilen gelirin film yapımı için geri döndüğünü söyleyen Szabo, ülkede yerli sinemaya bu tür bir direkt destek varken bile salon sahiplerinin daha fazla müşteri çekmek için salonlarını Amerikan filmlerine açtıklarını söyledi. Ülkede çekilen film sayısını artırmanın da Hollywood işgalini önlemek için bir çözüm olmadığının altını çizen Szabo, problemin genç neslin Amerikan kahramanlarını perdede görme isteğinden kaynaklandığına işaret etti: "Avrupa'da sinemaya daha çok gençler gidiyor ve onlar da her zaman kazananların tarafında olmak istiyorlar. Amerikan sinemasının karakterleri finalde hep kazanıyorlar, bizimkilerse hep kaybediyor. Bunun nedeni ise basit. 200 yıllık Amerika'nın daha yazılmış tarihi bile yok. Hollywood ürünlerinin karakterleri hep masal dünyasından ihraç ediliyor. Hayatta yaşamayan karakterler. Ve masal kahramanları her zaman kazanırlar. Bu da kimseye sahteymiş gibi gelmez." Avrupa Birliği Hollywood'a karşı bir dağıtım ağı kurmalı Bugüne kadar Avrupa sinemasının kazananları hep yolsuzluk yapanlar, mafya, dahası kötüler olarak gösterdiğini savunan İstvan Szabo, böylesi bir karamsarlıktan vazgeçilirse önemli bir adım atılacağını söyledi. Avrupa sinemasının Avrupalı gençler için cazip hale gelmek zorunda olduğunu anlatan usta yönetmen sözlerine şöyle devam etti: "Genç sinema izleyicisi geçmişi yadetmek yerine geleceğe bakar, cazibe arar. Avrupa Birliği eğer büyük bir film dağıtım ağı kurabilirse Türkiye'nin de aralarında bulunduğu bölgede çekilen filmler tüm ülkelerde izleyici karşısına çıkar. Bu dağıtım ağı kendi sinema salonlarını da açmalı. Tıpkı Amerikan dağıtım şirketlerinin tüm dünyada yaptığı gibi. Avrupa sineması sıkışıp kaldığı üniversitelerin karanlık kampüslerinden, gettolardan dışarıya açılmak zorunda." Yeni Macar sinema akımının habercisi ve Oscar ödüllü Yeni Macar sinema akımının habercilerinden olan İstvan Szabo, 1938'de Budapeşte'de doğdu. Şehrin ünlü Film Sanatı Akademisi'nde film eğitimi aldı, 1960'ların başında adım attığı sinemaya Almanya üçlemesiyle adını yazdırdı. 1981'de çektiği 'Mephisto'yu 85'te 'Oberst Redl', 88'de 'Hanussen' takip etti. Festival kapsamında yine İstanbul'da bulunan Klaus Maria Brandauer'in rol aldığı üçlemenin ilki 'Mephisto' ile yabancı film Oscar'ı heykelciğine uzanan Szabo, 2001'de çektiği 'Taraf Tutmak'ın ardından 2002'de 'Ten Minutes Older: The Cello', 2004'te 'Being Julia' filmlerini çekti.
Eski kuşak pazarla yüzleşmek zorunda!
Macaristan sinemasının dünü ve bugünü üzerine görüşlerini aktaran İstvan Szabo, Macar film endüstrisinin 1990'lara kadar devlet tarafından desteklendiğini ve bir filmin çekilip çekilmeyeceğine karar veren yönetim için projelerin Macar kültürünü yansıtmasının önemli olduğunu anlattı. Komünist rejim döneminde gerçekleri söylemek noktasında çok dikkatli olmak zorunda olduklarını anlatan Szabo, rejimin bir ideolojisi olduğunu ve sansüre takılmamak için sinemacıların akıllıca davranmaları gerektiğini söyledi. Szabo'ya göre bu çemberden kurtulmanın yöntemi oldukça bildik: "Biz sinemacılar 90 öncesinde bir tür çiçek dili oluşturduk. Hükümetle bir sorunumuz olduğunda bundan 200 yıl önce yaşanmış benzer bir olayın öyküsünü anlatıyorduk. İzleyici zaten neyi kastettiğimiz anlıyordu. 1990 öncesinden bugüne çok şey değişti. Bugün 'ülkenin üzerinde kara bulutlar dolaşıyor' dediğinizde genç izleyiciler 'hayrola yağmur mu yağacak' diye tepki veriyor. Biz eski kuşak pazarla yüzleşmek zorundayız. Oysaki yalanlarla yaşamış bizler için bu son derece zor."
|
|
|
|
|
|
|