AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ

Y A Z A R L A R
Şehirsiz sanayi sanayisiz şehir olmaz

Şehir, ticaret ve sanayinin olduğu kadar eğitim ve kültür faaliyetlerinin de yoğunlaştığı bir yerleşim merkezidir. Sundukları ekonomik, siyasal ve kültürel kaynaklarla şehirler tarihin her döneminde, çevresinde manyetik alan oluşturan bir mıknatıs gibi, geniş çekim alanları oluşturmuşlardır. Her ülkede şehir, ekonomik yapısı ve kültürel dokusuyla toplumsal hayatın dönüştürülmesiyle birlikte zenginleştirilmesinin de ana kaynağıdır.

Şehirsiz sanayi, sanayisiz şehir, hem ekonomik, hem de kültürel açıdan çok yoksul olur. Ürün, hizmet ve bilgi üretim gücünü büyüten şehirlerin etkisi, suya atılan bir taşın yol açtığı dalgalar gibi, halka halka çevresine yayılır. Anadolu'nun odak noktasında, kendisiyle birlikte çevresini de değiştiren şehirlerden biri de Kayseri'dir. Eski Belediye Başkanı Doç. Dr. Şükrü Karatepe'nin "Kendini Kuran Şehir" kitabında dünü ve bugünüyle anlattığı Kayseri, her Orta Anadolu şehiri gibi, özkaynaklarıyla kendini dönüştürmesini başarmıştır.

Zamanı gelince alıp satmaktan, üretip satmaya geçmesini bilen girişimcileriyle Kayseri, Erciyas dağının eteklerinde yaklaşık yirmibeş milyon metrekarelik bir alanı, otuz yıl içinde devasa bir organize sanayi ve yatırım bölgesine dönüştürmesini bilmiş. Geçen hafta sonunda, dar gelirlilere araba kazandırmanın ustası Emin Üstün ile birlikte Kayseri Birinci Organize Sanayi Bölgesi Başkanı Ahmet Hasyüncü ve MÜSİAD Şube Başkanı Celal Hasnalçacı'nın öncülüğünde, bölge yönetim merkezinde düzenlenen toplantıya katıldım.

Ticaret ile sanayiyi birleştiren Mustafa Burhaniyeli, Ali Çiçek ve Mahmut Cıngıllıoğlu başta olmak üzere MÜSİAD üyeleri, girişimci ve yöneticilerin katıldığı toplantıda "Globalleşen Dünyada Girişimciliğin Kazandığı Yeni Boyutlar ve İşletmelerde Yatırım Yönetimi" ele alınarak, katılımcıların katkı ve sorularıyla Avrupa Birliği sürecinde ortaya çıkabilecek fırsatlar ve tehditler tartışıldı. Ayrıca Kayseri'nin Anadolu'da Ankara'dan iş değil, iş kurmanın yolunu açmasını istemesinin kültürel kaynakları vurgulandı.

Sanayisiz şehir olmadığı gibi, yatırımsız da sanayi olmaz. Yatırımlar ayrıntılı olarak hazırlanmış projelerle kalıcı kurum ve kuruluşlara dönüşür. Sanayi işletmelerinin ömrü ve gelecekteki başarısı, geçmişte hazırladıkları yatırım projelerine ve onları gerçekleştirme güçlerine bağlıdır. Gerekli çalışmaları yapmadan, yetersiz bilgilere dayanılarak yapılan yatırımlar, yalnızca işletmelerin değil, şehirlerin de kaynaklarının erimesine sebeb olur.

Yatırım projeleri çoğu zaman bir girişimcinin rüyasında oluşur. Girişimciler rüyaları gerçeğe dönüştürmesini bilen simyacılardır. Nasıl bir simyacı gece ve gündüz bakırı altına dönüştürmeyi düşünürse, girişimci de projeyi fabrikaya dönüştürmeyi düşünür. Girişimci projede ürün ve hizmeti, ürün ve hizmette de yatırımı görür. Girişimcilerin örgütlediği yatırımlarla, akıp giden sular enerjiye, ormanlar ürüne ve sahiller de dinlenme tesislerine dönüşür.

Yatırımlar şehirlerin olduğu kadar ülkelerin de ekonomik, siyasal ve kültürel gücünün en önemli, en etkili ve dinamik unsurunu oluşturur. Yıldan yıla yatırımlarını artırmayan bir şehir ya da ülke, güneşin karşısında eriyen kar gibi, bütün zenginliklerini bir bir yitirerek, yoksullaşmaktan kurtulamaz. Yoksulluk Anadolu şehirlerinin en büyük düşmanıdır. Yoksulluğun üstesinden gelemeyen şehirler, ekonomik bunalımlarla birlikte toplumsal bunalımlara da davetiye çıkarır.

Her şehir, canlıların baharda deri değiştirmesi gibi, bütün kurum ve kuruluşlarıyla süreklilik içinde yenilenmezse, çekim merkezi olma özelliğini koruyamaz.

On yıl arayla gördüğüm Kayseri'yi caddeleri, binaları, kurumları, girişimcileri ve kuruluşlarıyla yenilenmiş gördüm.


19 Aralık 2004
Pazar
 
NAZİF GÜRDOĞAN


Künye
Temsilcilikler
Abone Formu
Mesaj Formu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Dizi | Çocuk
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED