AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ

P O L İ T İ K A
İşte Brüksel'de olanlar

Brüksel'deki 'Kıbrıs Krizi' ve Başbakan Erdoğan'ı 'masayı terketme' aşamasına getiren olayların perde arkasını aralıyoruz. Hollanda'nın zayıf tutumu, Rumlar'ın veto tehdidi ve Brüksel'de 'en sıcak 12 saat.'

  • DUYGU GÜVENÇ / BRÜKSEL
    Brüksel'deki "Kıbrıs Krizi" ve Başbakan Tayyip Erdoğan'ı "masayı terketme" aşamasına getiren olayların perde arkası aralanıyor. Erdoğan'ın sabrını taşıranın, AB Dönem Başkanı Hollanda'nın tutumu olduğu öğrenildi.

    Dönem Başkanı Hollanda'nın 16 Aralık günü Türk diplomatlara sunduğu metinde, Türkiye'nin "yeni AB üyelerinin Ankara Anlaşması'na uyumu protokolünü paraf etmesi" istenmiyor, sadece bu konuyu "müzakerelerden önce sonuçlandırması" bekleniyordu. Hollanda'ya "metnin üzerinde müzakere edebiliriz" denildi. Ancak AB Konseyi toplantısı sürerken, Türk heyetine yeni bir taslak gönderildi. Taslakta "Kıbrıs'la ilgili anlaşmanın müzakerelerin başlamasından önce paraf edilmesi" ve müzakerelerin açılması için de "uyum protokolünün imzalanması" isteniyordu.

    'Kendi ipimi kendim çekerim'

    Erdoğan, yeni taslağa ateş püskürüyordu: "Kıbrıs'ı dayatırlarsa bu iş biter, 30-40 yıllık sorunu burada çözmeye çalışıyorlar. Oraya 'anchor' kelimesini koymuşlar kendi ipimi çekeceksem kendim keserim, onlara bırakmam."

    Erdoğan'ın rest çekmeye hazır olduğunu anlayan heyettekiler, karşı çıkamadı ancak bir CHP'li milletvekili, "Çabalarınıza destek veriyorum; Kıbrıs'tan vazgeçelim demiyorum ama AB de çok önemli. Masadan kalkma durumunda karşılaşacağımız sorunları da göze alalım" dedi.

    AB liderlerinin yemeğinin ardından "Türk heyetinin Konsey'e davet edileceği" bilgisi geldi. Ancak, Türk heyeti otelden ayrılmaya hazırlanırken, Hollanda Başbakanı Jan-Peter Balkenende, Türk heyeti ile görüşmeyi beklemeden basın toplantısına başladı ve taslağı açıkladı. Balkenende'nin bu tavrı Türk heyetinde tepkiye neden olurken, heyet, Konsey binasına 23:00 yerine, bir saati aşkın gecikmeyle saat 00:12'de gitti. Erdoğan, Balkenende ile görüşmeye gergin başladı. Erdoğan, Kıbrıs ile ilgili 19. paragraf için "paraf" istenmesini, karara ek getirilmesini kabul edemeyeceğini belirterek, "Demek ki ben size hiçbir şey anlatamamamışım. Siz 600 bin Rum'u 72 milyon Türk'e tercih ediyorsunuz. Ben bunu 72 milyona nasıl anlatırım. Biz protokolü müzakere ederiz diyoruz, siz imzalayın diyorsunuz" dedi.

    Balkenende, "ek bölümün kaldırılacağını, Türk heyetinden de imza istenmeyeceğini" belirtti ve paragraf, "AB, Türkiye'nin protokolü imzalayacağını belirtmesini memnuniyetle karşılar" şeklinde kaldı. Balkenende, "Liderlerin onayını almam gerekiyor" diyerek ayrıldı.

    'Balkenende, siz beni aldatıyorsunuz'

    Ancak sabah Balkanende ve Hollanda Dışişleri Bakanı Bot ile 08:30'da başlayan görüşmede tüm mutabakat yıkıldı. Bot, "Önerinizi kabul ediyoruz" diyor, ancak ardından, karara ek yapılmasının 25 ülkenin kararı olduğunu söylüyordu. Balkanende de, kararda "Uyum protokolü imzalanmasa AB ile müzakerelere başlanmama kararı almıştır" ifadesinin yer alacağını söylüyordu.

    Erdoğan o sırada Balkanende'ye döndü ve sert bir sesle, "Mümkün değil" dedi. Gül de, yüz ifadesiyle "imkansız" olacağını belirtirken, Egemen Bağış bu kısa sözleri tercüme etti. Odaya sessizlik hakimdi. Erdoğan söze yeniden başladı ve "Siz daha önce Türkiye'ye Kopenhag Kriterleri dışında yeni bir şart getirmeyeceğinizi söylüyordunuz. Oysa bu yeni bir şart" diye devam etti.

    Bot, "Bu bir önşart değil" derken, Gül devreye girdi ve "Bunun ön şart olduğu ortada, müzakerelerin başlaması için şart koyuyorsunuz" dedi.

    Erdoğan, "Bu kalkacak. Karara ek konamaz" diyerek tepkisini belirtti. Daha sonra Bot'a dönerek, "Tüm arkadaşlarım hayır diyor. Sabah varılan mutabakatta bu paragraf böyle değildi, ek olmayacaktı. Bu yaptığınız, sabahki mutabakatı delmektir. Siz bizi aldatıyorsunuz" dedi.

    'Anlamadınız galiba, Erdoğan gidiyor'

    Erdoğan'ın sözlerini hayretle karşılayan Bot, kararı birkez daha savunmaya başladı. Erdoğan, Bot'un sözlerini kesti ve koluna dokunarak, "Thank you very much; good bye" dedi.

    Bu sırada Türk heyet üyeleri de ayağa kalktı. Bot, Gül'e dönerek, "görüşmeye sizinle mi devam edeceğiz" diye sordu. Ancak Gül, "Söz konusu değil, gelmiyoruz" yanıtını verdi. Hala ne olduğunu anlamayan Bot'u. Roma Büyükelçimiz Uğur Ziyal uyardı: "Anlamadınız galiba, Erdoğan gidiyor."

    İspanyollar 'rest' tüyosu verdi

    Türk heyeti odasına dönerken, durumdan haberdar olan Portekizli ve İspanyol diplomatlar, Türk heyetine gelerek, "Size, 'AB'ye de lanet olsun' dedirtecekler. Sizin sinirlerinizle oynayacaklar. Sakin olun; o noktada durabilirseniz karar değişir" diyerek destek verdiler.

    Blair'dan sakinleştiren adım

    İngiltere Başbakanı Tony Blair de bu sırada, odaya girdi ve Erdoğan'ı sakinleştirmeye çalıştı. Blair, "alınacak kararın tanıma anlamına gelmediğini" vurgularken, "Bizim Tayvan'la ekonomik ilişkilerimiz var ama tanımıyoruz. AB'nin Filistin ile ekonomik anlaşması var. Burada bir imza atmak zorunda değilsiniz" dedi. Blair, Türk heyeti ile Hollanda'nın odası arasında mekik dokurken, Rumlarla teması da Hollanda sürdürüyordu. İngiltere Dışişleri Bakanı Jack Straw, paraf yerine "Ortak Anlayış Metni" imzalanmasının yeterli olacağını belirterek Hollanda heyetini ikna etti.

    Schröder de kaybedecekti

    Blair'den sonra Alman Başbakanı Schröder odaya gelerek Erdoğan'a destek verdiğini yineledi ve "Buradan gitmenize gerek kalmayacak" diyerek çabalarını sürdüreceğini söyledi. Schröder, Erdoğan'ın masadan kalkmasından korkuyordu. Çünkü Bir Türk yetkilinin ifadesiyle, "Erdoğan kaybederse Schröder de CDU lideri Angela Merkel'e karşı kaybedecekti."

    ABD, devreye girdi

    Erdoğan'ın rest çekerek odada kaldığı sırada Türk heyetine ABD'den bir telefon geldi. Arayan ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı Laura Kennedy idi. ABD'nin AB temsilciliği de Konsey binasında bir kriz masası oluşturmuştu. Telkin ise "AB'den kopulmaması" yönündeydi.

    Kriz 14:00 sularında çözülmeye başladı. "Ortak Anlayış Metni"nin imzalanması kararlaştırıldı. Metni Devlet Bakanı Beşir Atalay'ın imzalaması kararlaştırıldı. Metinde, "Türk hükümetinin ek uyum protokolünü öncelikle müzakere edeceği, uzlaşma sağlandıktan sonra sonuçlandıracağı" ifadeleri yer alıyordu. Metinde Meclis iradesinin önüne set çekilmiyor ve karar yine millete bırakılıyordu. Erdoğan basın toplantısını yapmak için Balkenende'nin yapacağı açıklamaları bekledi. Bu sırada Balkenende'den de, gazetecilerden gelecek sorulara, "varılan mutabakatın Rum Kesimi'ni tanımak anlamına gelmeyeceği" cevabını vereceğine dair sözlü güvence alındı. Sorular Türk gazeteciler tarafından yöneltildi, istenen cevap alındı. Erdoğan: Şımarmayacağız



  • 19 Aralık 2004
    Pazar
     
    Künye
    Temsilcilikler
    Abone Formu
    Mesaj Formu
    Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
    Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
    Bilişim
    | Dizi | Çocuk

    Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
    © ALL RIGHTS RESERVED