|
AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ |
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Türkiye'de heyecan uyandıran "Avrupalı Türkiye", "Türkler Avrupa'da" manşetlerini taşıyan gazeteler, Brüksel'de de market raflarındaki yerini almıştı. Ama Avrupa hala tam hissetmedi bu haberi. Burada yaşayanların şu andaki en büyük heyecanı yaklaşan Noel ve yeniyıl hazırlıkları. Ama gazetelerde dün sabah Erdoğan'ın fotoğrafını gören ve Türkiye'nin tarih aldığını okuyanların ilk tepkisi "nüfusu çok kalabalık" oluyor. Onlarda bu duyguyu uyandıran elbette Belçika'da 132 bin Türk'ün yaşaması. Üstelik bunun 44 bininin de Afyon'dan gelmiş olması. Grand Plaz Meydanı'nda Hollandalı Rup Hurkmans'la konuşuyoruz. "Avrupa bloğunun güçlü olması lazım elbette" diyor ama kaygıları da var. Serbest dolaşımda Türkiye'den geleceklerin kazancını düşüreceğine inanıyor. Büyük bir şirketin muhasebesinde çalışan Hurkmans, "Türkiye'ye bir kere gittim. O insanlar Avrupalı olmalı. Belki buradakiler olamadılar ama Türkiye modern bir ülke" diyor. Hollandalı Netli John ise endişeli, "10 ülke ile herkes yaşayacağı, kendisine uygun yeri seçti. Şimdi 25 oldu ve şimdi çocuklarımın geleceğini, eğitimini net göremiyorum" diyor. Avrupalı liderlerin kaygısı da buydu aslında. Avrupa halkı genişlemeden rahatsız. Bu yüzden de Türkiye'nin tam üyelik tarihi alsa da entegrasyonunun zaman alacağı gibi, Avrupalıların da bu yeni hayata, genişlemeye entegre olmaları da zaman alacak. Grand Plaz, Avrupalı turistlerin her dilden selamlaştıkları, Noel ağaçları ile süslü, geceleri ışıklı, gündüz müzikli, eğlenceli bir meydan. Buradakilerin "merhaba"yı öğrenmesi çok uzakta değil. İşte birkaç Avrupalı'nın Türkiye'yi ne kadar tanıdığını gösteren sokak röportajları: "Türkiye'nin yaklaşımını iyi buluyoruz. Ancak Kıbrıs ve Kürtlerle ilgili haberler bizde 'biraz erken mi' şüphesi doğuruyor. Belçika'da ırkçı bir blok Türkiye'ye karşı. Liberal ve sosyalistler sizi destekliyor. Belçika'nın yüzde 60'ı Türkiye'nin yanında. Ancak Amerika ile işbirliği bazı Avrupa ülkelerini aleyhinize çevirdi." Gare Centrale'de Bozar sergi Salonu'nda görevli bir memur, Osmanlı sultanlarının portrelerinin, Türkiye'ye ilişkin kitapçıkların sergilendiği salonda çalıştığı için Avrupa'nın bakış açısındaki değişimi daha iyi izliyor ve ekliyor: "Bodrum'da tatil yaptım. Tanımadan bilmiyordum Türkiye'yi. Tek eksiğiniz kendinizi iyi tanıtmıyorsunuz. Bu salonda Türkiye ile ilgili en ufak bir şey öğrenenin bile etkilendiğini gözlüyorum."
Belli ki, bu müzakere sadece AB komisyonları ile değil, halklar arasında da sürecek. Türkiye'nin alması gereken en önemli mesafe de sokağın nabzında saklı.
|
|
|
|
|
|
|