|
AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ |
| |
|
|
|
Bugünkü Yeni Şafak |
|
|
|
|
|
|
Londra saldırılarının ardından terörle mücadele önlemlerini sıkılaştıran Avrupa hükümetlerinde, "terör tehdidi oluşturan yabancı uyruklu Müslümanları" sınır dışı etme politikası yaygınlık kazanıyor. Fransa ve İtalya'nın ardından İngiltere de, radikal söyleme sahip radikal cemaat liderlerini sınır dışı edeceğini açıkladı. Ancak, İnsan Hakları İzleme Komitesi ve Uluslararası Af Örgütü gibi insan hakları örgütleri, bireysel ve toplu sınır dışı faaliyetlerinin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ne (AİHS) aykırı olduğunu belirtiyor. Uygulamaya başvuran Avrupa ülkelerinin AİHM'de çok sayıda hak ihlali davasıyla karşı karşıya kalabileceğini belirtiyor. 7 Temmuz'da gerçekleşen Londra patlamalarının ardından birçok Avrupa hükümeti, "terörü destekleyen ya da teşvik eden" kişileri kendi ülkelerine geri göndereceğini açıkladı. Avrupa Birliği (AB) Komisyonu, Londra saldırılarının hemen ardından, radikal kanaat önderlerinin ülkelerine entegrasyonuna yönelik bir proje açıkladı. Ancak, Komisyon'un çağrısı AB'de ilgi görmedi. Fransa, geçtiğimiz ay Fransız vatandaşı olmasına rağmen 12 imamı sınır dışı etti. Fransa İçişleri Bakanı Nicolas Sarkozy, "nefreti körükleyen bu imamların, genç Müslümanların zihnini bulandırmasına izin veremeyeceklerini" söyledi. İngiltere Başbakanı Tony Blair, geçen hafta açıkladığı terörle mücadele planında aşırı dinci internet siteleri, kitapçılar ve örgütlerin listesini çıkaracağını ve bunlarla bağlantılı olan yabancıların sınır dışı edilebileceğini söyledi. İtalya ise, radikalleri sınır dışı etmek için 200 kişiyi kapsayan bir arama başlattı.
AİHM'de sayısız ihlal davası
Ancak, sınır dışı operasyonlarının Avrupa ülkelerine AİHM'de sayısız ihlal davası ve milyonlarca euro tazminat cezası olarak geri dönme tehlikesi bulunuyor. Nitekim, gönderilen kişilerin, ülkelerinde işkence veya kötü muameleye maruz kalması, AİHS'nin 3. maddesini ihlali anlamına geliyor. İngiltere'nin sınır dışı ettiği Singh Chahal isimli Hint vatandaşının AİHM'de açtığı dava 1996 yılında İngiltere aleyhine sonuçlanmıştı. İnsan hakları örgütleri, bu kararın diğerlerine de örnek gösterileceğini belirtiyor. AİHM'de en çok davası görülen ülkelerden biri olan Türkiye de, işkence ve kötü muameleyi yasaklayan 3. maddeden dolayı bir çok kez tazminat cezasına mahkum olmuştu. Uluslararası Af Örgütü, İnsan Hakları İzleme Örgütü ve Liberty gibi insan hakları örgütleri, özellikle sınır dışı edilecek yabancıların Afganistan, Suudi Arabistan ve Cezayir gibi henüz idam cezasının dahi kaldırılmadığı ülkelere gönderilmesine tepki gösteriyor. İngiltere Hükümeti, sorunu çözmek için ilginç bir yönteme başvuruyor. Blair, sınır dışı edilenlerin gönderildikleri ülkelerde işkence ve kötü muameleye maruz kalmaması için 10'a yakın ülkeyle görüştüğünü açıkladı. İngiltere, ilk adım olarak Ürdün yönetimiyle anlaşmaya vardı. Blair, ayrıca, İngiliz mahkemelerin sınır dışı etme kararını yasa dışı bulması halinde, AİHS'ye uyumlu hazırlanan İnsan Hakları Yasası'nı değiştireceklerini açıkladı.
Toplu sınırdışı AİHS'ye aykırı Ayrıca, terörle mücadele kapsamında yasadışı göçmenleri ortak bir havayolu şirketi kurarak sınır dışı etmeyi kararlaştıran 5 AB ülkesinin, "toplu sınırdışı etme" kararı da tartışılıyor. AİHS'nin 4. maddesinin 4. protokolü, yabancıların toplu olarak sınır dışı edilmesini yasaklıyor. Geçtiğimiz hafta, Fransa ve İngiltere, G-5 toplantısında alınan kararlar doğrultusunda 40 Afgan vatandaşını Kabil'e sınır dışı etti. Fransız polisi, konuyla ilgili yaptığı açıklamada, bunun "toplu bir sınır dışı girişimi" olmadığını savunmuştu. Fransa İçişleri Bakanı Sarkozy, toplu sınır dışı operasyonlarının sürdürüleceğini belirterek, bu yıl sınır dışıların 2004'e oranla yüzde 50 arttırılacağı açıklamasında bulunmuştu. Bu da 25 bin kişiye denk geliyor. STRASBOURG
|
|
![]() |
|
|
|
|