AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ
Bugünkü Yeni Şafak
S A Ğ L I K
Aşırı yaramazlık
başarısını engelliyor

Hiperaktif çocukların özelliklerini aşırı hareketlilik ve dikkat eksikliği olarak tanımlayan Çocuk Psikoloğu Hande Sinirlioğlu, bu çocukların bilgilerini oturtmakta zorluk çektikleri için zekalarını tam kullanamadıklarını söylüyor.

Evde, arkadaş çevresinde ve okulda yerinden duramayan her türlü yaramazlığı yapan herkesin şikayetçi olduğu çocuklar vardır. Anne ve babalarını yaptıkları aşırı yaramazlıklarla zor duruma düşüren bu tür çocukları uzmanlar 'hiperaktif çocuklar' olarak adlandırıyor. Hiperaktif çocuğun özelliklerini aşırı hareketlilik, dikkat eksikliği ve dürtüselliğin bir arada görüldüğü psikiyatrik bir bozukluk olarak tanımlayan Çocuk Psikoloğu Hande Sinirlioğlu, şu yorumu yapıyor: "Ailelerine, okul arkadaşlarına ve çevrelerindeki diğer kişilere göre hiperaktif çocuklar bitip tükenmek bilmeyen bir enerjiye sahip, aktiviteler arasında kaybolmuş izlenimi verirler. Kimi zaman yaramaz, kimi zaman usandırıcı, kimi zamansa kontrol edilemez olarak değerlendirilen zor çocuklardır onlar. Yerlerinde duramaz, belirli bir konu veya uyarana odaklanamaz, görevlerini sonuna kadar yerine getiremezler." Hiperaktif çocuklarla ilgili tıbbi çalışmaların ilk olarak 19. yüzyılda yapılmaya başlandığını söyleyen Sinirlioğlu, "Yapılan bir araştırmanın sonucunda aşırı hareketlilik, dürtüsellik ve bilişsel yetersizlik saptanan çocukların beyin fonksiyonlarında da farklılık olduğu fark edilmiş, hiperaktivitenin organik boyutu da ortaya çıkmıştır" diyor.

Zekalarını kullanamazlar

Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu olan çocukları Sinirlioğlu şöyle tanımlıyor: "Bu çocuklar, aceleci ve sabırsızdır. Çok konuşur, söz keser, dikkatsizdir, ani tepki gösterir. Durup dururken yola fırlar, istediği şeyin hemen olmasını ister, kurallara uymaz ve başı sık derde girer. Motor takılmış gibi hareketlidir. Az uyur, unutkandır. Arkadaşlarınca dışlanır. Hiperaktif çocukların yaşadığı problemlerin en önemlisi dikkat eksikliğidir. Dikkat süreleri çok kısa olduğundan bilgileri oturtmakta güçlük çekerler. Normal ve normalin üstünde zekaya sahip olmalarına rağmen, başarıları, sosyal ilişkileri, kendilerine güvenini azalır. Dikkatini toplayamadığı için zekasını kullanamaz. Sınıfta birinci olabilecekken 5'inci, 10'uncu olur. Dersten sıkılır, çıkar, sınıfta dolaşır, uzun süre kitap okuyamaz. Ama görsel ve işitsel hafızaları iyidir; televizyonda gördüğü, duyduğu şeyleri daha kolay aklında tutar. Sosyal uyumda da güçlükler yaşarlar; kurallara uymadıkları için sürekli eleştirilirler. Bu yüzden depresyona girerler. Çok fazla kazaya maruz kalırlar."

Erkekte ve ilk çocukta daha fazla rastlanıyor

Hiperaktif çocukların bu hastalıklarının 4-5 yaşlarında belirgin hale geldiğini söyleyen Sinirlioğlu, bu çocukların bebeklilerinde çok ağlayan, huzursuz ve az uyuyan tipler olduğunu ve sonraki yaşlarda da kolay sıkılan, sık oyun değiştiren, hareketli çocuklar oldukları dile getiriyor. Sinirlioğlu, ailelerin öncelikle 'yaramazlık' diye nitelendirdikleri bu belirtilerin çocuk okul çağına geldiğinde okula uyumsuz göstererek soruna dönüştüğünü sözlerine ekliyor. Bu hastalığın görülme sıklığının yüzde 3-5 arasında değiştiğini söyleyen Sinirlioğlu, hiperaktif çocuklara genellikle ilk çocuklarda ve erkek çocuklarda daha sık rastlandığını, kız çocuklarında ise dikkat eksikliği problemiyle görüldüğünü anlatıyor. Sinirlioğlu, hiperaktivitenin nedenini ise bilimsel anlamda şöyle açıklıyor: "Nedenleri araştırılırken biyolojik ve psikososyal etkenler öne çıkıyor. Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğunda beynin ön bölgesinde hücreler arası bağlantıyı sağlayan nörotransmitterlardan Dopamine'nin eksik olduğu ve durumun dikkat problemleri ile aşırı hareketliliğe yol açtığı bilinmektedir. "

Güzel şeyler yaptığında övün

Hastalığın tedavi edilmediğinde ve zamanında müdahale edilmediği taktirde; ileriki yaşlarda; unutkanlık, organize olamama sorunları yanında 12-15 yaşlarından itibaren dürtüsellikte artış, davranış bozuklarının görüldüğünü söyleyen Psikolog Hande Sinirlioğlu, ailelere şunu öneriyor: "Yanlış yaptığında ceza yerine oyundan mahrum etme, güzel şeyler yaptığında da ödüllendirme kullanılmalı: aferin demek, öpmek gibi. İlaçlarla dikkat eksikliği giderilebilir. Şans yüzde 90'dır."

HİPERAKTİF ÇOCUK NASIL ANLAŞILIR

Çocuğunda dikkat eksikliği ve hiperaktivite olduğunu düşünen ailelerinin özellikle şu hususlara dikkat etmesi gerekiyor:

  • Tepkisel davranışları (nedensiz vurma, itme, çelme takma) var

  • Yerinde duramaz, sürekli kıpır kıpır

  • Huzursuz, sürekli ayakta

  • Çok hareketli, tehlikeli davranışları var

  • Başladığı işi bitirmez

  • Ev ödevini yapmaz

  • Tırnak yeme, parmak emme vb. davranışları var

  • Karşılık verir

  • İnatçı, "Hep benim dediğim olsun" ister

  • Arkadaşlık kurma, sürdürmede sorunları var

  • Diğer çocuklara kabadayılık taslar

  • Arkadaşlarına karşı acımasız

  • Yalan söyler, gerçek olmayan öyküler anlatır

  • Başka çocukların yap dediği olumsuz davranışları yapar

  • Kurallara, kısıtlamalara uymaz

  • Kavgacıdır

  • Somurtkan, küskündür

  • Çabuk öfkelenir

  • Çabuk ağlar

  • Huy değişiklikleri çabuk, şiddetlidir

  • Düş kurar, dalar, hayalcidir

  • Duyguları kolayca zedelenir

  • Okulda mutsuz bir çocuktur

  • Diğer çocuklardan daha fazla rahatsız edici

  • Çalma huyu var

  • Bedensel yakınmaları var

  • Başka çocuklar tarafından itilip kakılır, alay konusu olur

  • Dikkati çok çabuk dağılır

  • Düşünmeden konuşur.


  •  
    FITIK OLMAMAK İÇİN SPOR YAPIN
    Spor yapmadığı için bel, boyun, sırt ve karın kasları zayıflayan herkesin, her an bel fıtığı olma riskiyle karşı karşıya olduğu bildirildi. Selçuk Üniversitesi Meram Tıp Fakültesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Osman Acar,bel fıtığının, monoton kent yaşamının beraberinde getirdiği hastalıkların başında geldiğini söyledi. Acar, omurların arasında bulunan disklerin kayması ya da zarar görmesiyle sinirlere uygulanan baskının artmasına bağlı olarak ortaya çıkan bel fıtığının, yol açtığı ağrılar nedeniyle kişinin yaşamını zorlaştırdığını belirtti. Kent yaşamının getirdiği stresin de bel fıtığına neden olan etkenler arasında bulunduğu ifade eden Prof. Dr. Acar, "Bu rahatsızlığın en belirgin nedeni ise spordan uzak yaşamdır. Spor yapmadığı için bel, boyun, sırt ve karın kasları zayıflayan herkes, her an bel fıtığı olma riskiyle karşı karşıyadır'' dedi. Vücudu ayakta tutan omurların işlevlerini sağlıklı olarak yerine getirebilmesi için bağ ve kaslarla desteklendiği vurgulayan Acar, şunları kaydetti: "Kullanılmayan kaslar zamanla eriyip, fonksiyonlarını yitirmektedir. Bu nedenle düzenli olarak egzersiz yapılıp, vücudun ayakta durmasını sağlayan kaslar güçlendirilmezse, bel fıtığına davetiye çıkarılmış olur. Ülkemizde spor faaliyetlerine gerekli önem verilmiyor bu yüzden bel fıtığı vakalarının sayısı, gelişmiş ülkelere göre daha fazla. Egzersiz yaparak iskeleti ayakta tutan kasları güçlendirmeyen kişi, hapşırmakla bile bel fıtığı olur. Bu yüzden yürümek gibi basit egzersizleri yaparak kasları güçlendirin."
    Mikro-cerrahiyle kulak ameliyatı
    Antalya'da bulunan Atatürk Devlet Hastanesi'nde, mikro-cerrahi yöntemiyle kulak ameliyatı yapılmaya başlandı. Hastanenin Kulak-Burun-Boğaz Hastalıkları Uzmanı Operatör Dr. Erdem Çetinkaya, kronik kulak iltihabı nedeniyle kulak zarı tahrip olan Naim Kurt'un mikro-cerrahi yöntemiyle ameliyatını gerçekleştirdi. Ameliyatta, Kurt'un kulak arkasındaki kas yüzeyinden alınan zar, tahrip olan kulak zarının onarımı için kullanıldı. Hastalığın erken teşhis edilmesi halinde ilaçla tedavisinin mümkün olduğuna dikkati çeken Çetinkaya, hastalığın tedavi edilmemesi halinde kulak zarında kalıcı delinmeye neden olabileceğini ifade etti.
    Devletten bebeğe demir takviyesi
    Sağlık Bakanı Recep Akdağ, "Demir Gibi Türkiye" projesi kapsamında, 15 Temmuz 2005 itibariyle, 834 bin bebeğe ücretsiz demir desteği sağlandığını bildirdi. Sağlık Bakanı Akdağ, yaptığı yazılı açıklamada, 1 Mart 2004'te başlatılan, "Demir Gibi Türkiye" projesi kapsamında 4-12 aylık tüm bebeklere ücretsiz demir damlası desteği verilmesinin hedeflendiğini kaydetti. Projenin, Türkiye'de başarıyla sürdüğünü belirten Akdağ, Sağlık Bakanlığı'nca 15 Temmuz 2005 itibariyle, 834 bin bebeğe ücretsiz demir desteği sağlandığını bildirerek, demir eksikliğinin önemli halk sağlığı sorunu olduğunu söyledi.
    10 Ağustos 2005
    Çarşamba
     
    Künye
    Temsilcilikler
    Abone Formu
    Mesaj Formu
    Online İlan

    ALPORT Trabzon Liman İşletmeciliği

    Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
    Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Sağlık | Arşiv
    Bilişim
    | Dizi | Çocuk

    Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
    © ALL RIGHTS RESERVED