|
AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ |
| |
|
|
|
Bugünkü Yeni Şafak |
|
|
|
|
|
|
Pazarın sağlıklı bir pazar olabilmesi için, hem üretici, hem de tüketici olarak, bütün kesimleriyle toplumun, ellerindeki kaynakları yasal ve ahlaki sınırlar içinde, doğru alanlarda, doğru biçimlerde değerlendirmeyi öğrenmeleri gerekir. İnsanların sahip oldukları entellektüel ve parasal sermaye sınırsız olmadığı gibi, dünyanın doğal kaynakları da sonsuz değildir. Sağlıklı bir kültürel ve ekonomik yapının oluşması, kaynakların alternatifler arasında, toplumun temel ihtiyaçlarına uygun olarak, en büyük faydayı sağlayacak bir biçimde dağıtılmasına bağlıdır. Pazarı pazar yapan, kaynakların değerlendirilmesinde, fayda ve maliyet analiz gelirleri ile giderleri arasındaki dengeyi sağlayanlar, haksızlık yapmaktansa, haksızlığa uğramayı göze alan erdemli girişimcilerdir. Ancak pazarı, sermaye ve doğal kaynaklar değil, hem tüketici, hem de üretici olarak, adalet odaklı olmayı her türlü yararın üstünde tutan açık yürekli insanlar oluşturur. Dünyanın her yerinde pazar, sağduyu sahibi üretici ve tüketicilerin rengine boyanır. Etik ilkelerin yerine ekonomik ilkelerin geçtiği, üretici ve tüketici olarak, erdemli insanın azınlıkta kaldığı bir toplumda, yoksullukla birlikte yolsuzluklar da katlanarak artar. Fayda ve maliyetlerin dengelenmesinde ortaya çıkan aksaklıklar, pazarın rengini karartmakla kalmaz, ekonomik, siyasal ve kültürel alandaki kirlenmelere de hız ve yoğunluk kazandırır. Etiksizliğin etik, ilkesizliğin ilke ve erdemsizliğin erdem olduğu bir toplumda, pazarın aydınlığı karanlığa dönüşür. Pazarın ışığını yitirmesi, yatırımların getirisi düşük gerçek ihtiyaçlardan daha çok getirisi yüksek yapay ihtiyaçları karşılayan alanlarda yoğunlaşmasına yol açar. Haksız kazanç sağlama yolunda sürdürülen yarış, üretim ve tüketimde erdemli insanları bütünüyle pazardan uzaklaştırır. Bu gelişme, pazarda alışverişi üretim ve tüketimde olumlulukları büyütme yarışından, olumsuzluklardan getiri sağlama yarışına dönüştürür. Pazardaki kirlenme, eğitimden sağlığa ve tarımdan sanayiye her alanda etkilerini gösterir. Pazar bir güneş gibi olmalıdır. Nasıl güneş ışığında hiçbir kusur gizlenemezse, pazarda da hiç bir ürün ve hizmetin kusuru gizlenmemelidir. Pazarın gücü, kusurları örten karanlık geceye değil, onları gözler önüne seren aydınlık gündüze benzemesinden kaynaklanır. Güneş nasıl bütün doğal kaynaklara canlılık kazandırırsa, pazar da üretim ve tüketime canlılık kazandırır. Denizin büyüklüğü gemilerin, pazarın genişliği de girişimcilerin çalışma alanını genişletir. Pazarın büyümesine paralel olarak yararlar doğru orantılı artarken, maliyetler de ters orantılı azalır. Pazar büyüdükçe, toplumun bütün kesimlerinin gelirleri artarken, giderleri de azalır. Pazarda mükemmelliğe, paylaşılacak nimetten daha çok yüklenilecek külfet olmadığında ulaşılır. Erdemli insanın egemen olduğu pazarda bireysel yararlar toplumsal yararları da büyüterek, bütün kesimler arasında gelir dağılımındaki eşitsizlikleri giderir. Pazar bir terazi gibi, toplumdaki uyum ve düzenin simgesidir. Pazara rengini veren erdemli insan, kusursuzluğu yakalamada pazarda başkalarıyla değil, gönlünün derinliklerinde kendisiyle yarışır. İnsanın gönlünün derinliklerindeki hazineyi gün ışığına çıkarmak için, pazara giden yolun bulunması gerekir. Güneşe doğru dönünce, gölgenin arkada kalması gibi, pazarda da yoksulluk ve yolsuzluklar geride kalır. Açık pazarda kusursuz ürün ve hizmeti olan herkese yer vardır.
|
|
![]() |
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Sağlık | Arşiv Bilişim | Dizi | Çocuk |
© ALL RIGHTS RESERVED |