|
AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ |
| |
|
|
|
Bugünkü Yeni Şafak |
|
|
|
|
|
|
PKK'yı önkoşulsuz ve hemen silah bırakmaya çağıran, buna karşılık sorunun çözümü için demokrasinin derinleştirilmesini talep eden bir bildirinin imzacılarından oluşan heyetle Başbakan'ın "buluşması" tek kelimeyle kayda değerdi. Yaklaşık dört saat süren, Kürt sorununun enine boyuna tartışıldığı, Başbakan'ın bakışını ve politikalarını dile getirdiği, sivil heyet tarafından yapılan çeşitli ve derinlemesine önerileri uzun uzun dinlediği ve not ettiği toplantıya siyasi iktidar açıkçası beklediğimden fazla bir önem vermişti. Başbakan Erdoğan dışında, Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Abdullah Gül'ün, Devlet Bakanı Beşir Atalay'ın, Tarım Bakanı ve Diyarbakır milletvekili Mehdi Eker'in, Adana milletvekili Ömer Çelik'in, Diyarbakır milletvekili İhsan Arslan'ın, Başbakanlık müsteşarı Ömer Dinçer'in ve diğer üst düzey bürokratların varlığı bu durumun açık göstergesiydi. Kısacası "katılım düzeyi, süresi, kalitesi ve sonuçları açısından önemli bir toplantı" oldu, başkanlıkta yaşanan karşılaşma. Siyasette sembolik olan en az fiili olan kadar önemlidir. Bu toplantının da sembolik değeri üst düzeydeydi. Bir kere ilk kez bir hükümet, önemli kısmı sivil toplum temsilcilerinden oluşan sivil bir grubu ülkenin en can yakıcı, en müşkül sorunlarından birisinde muhatap aldı, bilgi ve tavır alışverişi içine girdi. Benzer bir şekilde hemen tümü devletin sert asayiş politikalarına mesafeli olan, soruna demokratik çerçevede yaklaşılmasında ısrar eden bir sivil grup, ilke ve fayda arasındaki çizgiyi iyice netleştirerek, şiddet karşıtı ve PKK'ya yönelen bir tavır içine girdi ve bu tavırla kamuoyu önüne çıktı. Her iki tutum, bu tutumların buluşması, hükümetin sorun çözümünde sivil kesimle temas arzusu en azından bu konuda usûl açısından yeni sayfayı ifade etmektedir. Sivil heyet baştan beri arabuluculuk rolüne soyunmamış, teknik önerilerden uzak durmaya karar vermişti. Amaç PKK'ya silah bırak davetini yeniden vurgulamak ve siyasi iktidarı soruna demokrasiden taviz vermeden çözüm bulmaya davet etmek, hatta demokratik adımların derinleştirilmesini talep etmekti. Böyle oldu. Önce Başbakan konuştu. Demokrasiye ve demokrasi kültürüne vurgu yaptı, meseleyi terörden çok "Kürt sorunu" olarak tanımladı, PKK ile bu sorun arasına mesafe koydu ve her sorun gibi bu sorununun çözümünün de demokrasi kuralları ve toplumsal bütünlük içinde olması gerektiğini söyledi. Ardından, heyet ortak görüşlerini Gencay Gürsoy dile getirdi. Toplantının en önemli kısmı ise katılımcıların tek tek söz alıp önerilerini aktardıkları, sonrasında Başbakan'ın bunları tek tek ele alıp yanıtladığı, kimilerini önemsediğini belli ettiği bölüm oldu. Bunları gazetelerde ayrıntılarıyla okuyacaksınız... Biz "esas"a dönelim. İçerik açısından toplantının geneline ilişkin temel noktanın altı şöyle çizilebilir: Hükümet, askerin yetki talebine mesafeli durmakta, bunun askeri vesayet düzenine yol açacağını düşünmekte, sivil toplumla temas ederek bu konuda güç ve meşruiyet arttırmak istemektedir. Nitekim bu çerçevede Başbakan bu görüşmenin Türkiye sathında genişletilmesi gereken bir platformun ilk adımı olması gerektiğini ve hükümet-sivil heyet ilişkisinin süreklilik kazanması talebini dile getirmiştir. Diyarbakır gezisi öncesi ve bu toplantıdan hareketle hükümetin durduğu yere gelince... Onu da şöyle özetlemek mümkün: 1. Güneydoğu'ya uzun süredir önemli bir kaynak aktarılmaktadır, bu pozitif ayrımcılık devam edecektir. 2. Demokratikleşmenin getirdiği yeni yasal hükümlerin uygulaması derinleştirilecektir; örneğin mevcut RTÜK özel Kürtçe televizyonların kurulma sürecini hızlandıracaktır. 3. Hükümetin demokrasiden çark etmeye, eski uygulamalara dönmeye niyeti yoktur. OHAL, eski Terörle Mücadele Yasası gibi düzenlemeler söz konusu değildir. Bu konularda birkaç teknik, makul ve demokrasiyi örselemeyecek düzenleme yapılacaktır. Aksi durumun gündeme gelmemesi, getirilmemesi için siyasi iktidarın basın ve sivil toplumun desteğine ihtiyacı vardır. 4. Buna karşılık hükümetin PKK'yı ya da benzer grupları muhatap kabul etme anlamına gelecek hiçbir adımı, girişimi, söz konusu olmayacaktır. 5. Hükümet, Güneydoğu belediye başkanlarının, Kürt siyasetçilerin yaklaşımlarını uzlaşmaz, demokrasiye uzak duran nitelikte görmektedir. Osman Baydemir'in, Başbakan'ın kendisini ziyarete gelmeyeceğini açıklamasında olduğu gibi yarattıkları fiili durumlardan rahatsızlık duymaktadır. Demokrasiye doğru adımı bu aktörlerin atması gerektiğini düşünmektedir. Evet, işte bir toplantının serencamı...
|
|
![]() |
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Sağlık | Arşiv Bilişim | Dizi | Çocuk |
© ALL RIGHTS RESERVED |