|
AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ |
| |
|
|
|
Bugünkü Yeni Şafak |
|
|
|
|
|
|
"Halk Edebiyatı Terimleri Sözlüğü"nü hazırlayan Nurettin Albayrak, Halk Edebiyatı'nın yozlaşmaya rağmen, yeni ürünler vermeye devam ettiğini söylüyor ve ekliyor: "Halkın olduğu yerde Halk Edebiyatı vardır."
HALE KAPLAN ÖZ
Halk Edebiyatı alanında sözlük yoktu bildiğim kadarıyla. Sözlük hazırlama fikri nasıl doğdu, nasıl bir çalışma yaptınız ve ne kadar sürdü? Muhteva benzerliği Yılmaz Öztuna'nın Türk Musikisi Ansiklopedisi'yle var. Sözlük üzerinde çalışmaya başlamam ve bitirmem aşağı yukarı beş yıl sürdü. Öteden beri Halk Edebiyatı ile ciddi olarak ilgileniyorum. Halk Edebiyatı genel anlamda üç bölümden oluşuyor. Folklor dediğimiz Anomim halk edebiyatı, Aşık edebiyatı ve Dini-tasavvufi edebiyat olmak üzere. Ben sözlüğü hazırlarken ele aldığım her maddeyi bu üç yönden değerlendirdim. Terimlerin tanıkları türküler Halk Edebiyatı genel olarak sözlü gelenekle aktarılır. Kayıt altına alınamayan bir çok terimin olduğu gerçek. Bu terimlere ulaşmak zor olmadı mı? Konunun uzmanı arkadaşlarla istişare ettik ve özellikle Halk Edebiyatı'ndan hakkında yazılı metin olan maddelerin alınmasına karar verdik ki benim aslında tespit ettiğim maddeler kitapta yer alan maddelerin üç misliydi. Madde başlarını tespit ettim. Bunu yaptıktan sonra onların gramer özelliklerini verdim. Bu tür eserlerin hazırlanmasında en zor husus, tanıkların bulunmasıdır. Aldığımız her madde ile ilgili en az üç tanık verdik. Daha önce halk şairlerinden yedi tanesi üzerinde çalışmıştım. Bunların içerisinden kullanabileceğim şiirleri aldım. Halk kültürü ile ilgili oldukça geniş bir repertuarım var. Uzun bir süredir halk türküleri ile ilgileniyorum. Bilmeceler, atasözleri ve deyimlerle ilgili kaynakları tarayıp işime yarayacak bölümleri aldım. Öncelikle bu eserin iskeletini hazırladım, ki karşılaştığım en büyük zorluk da buydu. En zor bölümü o bilgilere tanıklık edecek şiirleri bulmaktı. Halk Edebiyatı ile ilgili ilk ciddi çalışmalar ne zaman yapılmış? Tanpınar'ın bir görüşü var. 15. yüzyıldan itibaren aydınlara hitap eden Divan Edebiyatı'nın -bugünkü Divan Edebiyatı uzmanları kabul etmiyorlar ama -Halk Edebiyatı ile ciddi anlamda hiç bir ilgisi yok. Dolayısıyla Halk Edebiyatı hep basit görülmüş ve ikinci üçüncü planda kalmış. İlk çalışmayı Batılılar yapmış Dolayısıyla derlenmemiş üzerinde durulmamış. 19. yüzyılın ikinci yarısından itibaren Batılılar bu işe eğilmişler. Onların çalışması zamanla bizimkilere örnek olmuş. Halk Edebiyatı ile ilgili bizim yaptığımız derli toplu çalışmalar ise Cumhuriyetin ilanından sonra olmuş. 1950'ye kadar gelmiş sonra yine durmuş. Bugün bile Halk Edebiyatı ile ilgili ciddi çalışmaların yapıldığını söylemek mümkün değil. Üniversitelerin çoğunda Halk Edebiyatı ile ilgili kürsüler yok. Geriye dönük ne kadar bilgiye ulaşılmış bu araştırmalarda? Araştırmalarda çok fazla geriye gidebildiklerini söylemek mümkün değil zira Halk Edebiyatı bilindiği gibi sözlü edebiyattır. Derlediklerinden çok fazlası halkın hafızasından silinip gitmiştir. Bugün için de aynı şeyi söylemek mümkün. Bugün atasözleri kullanılmıyor artık. Derlenenden çok çok fazla ulaşılamamış Halk Edebiyatı ürünleri olduğuna inanıyorum ki bugün bile yeni yeni ulaşılanlar var. Bugün halkın yaşayan bir edebiyatı var mı ? Muhakkak. Halk Edebiyatı halk var olduğu sürece var olacaktır. Ama zaman içinde çeşitli değişiklikler gösterecektir varlığını devam ettirirken. Dünya küreselleşiyor. Bugün en ücra köyde dahi televizyon var ve geleneksel özellikler gitgide kayboluyor. Artık köyünde yaşayan genç kız, türküleri, manileri değil de Petek Dinçöz'ü dinliyor. Değişim gerçekten çok büyük, üretimse bununla ters orantılı gibi görünüyor. Dediğiniz doğrudur ama bunların yanında dinleyenlerin de olduğunu unutmamak lazım. Pop müzik dinleyenlerin sesi biraz fazla çıkıyor. Sesi çıkmayan sessiz çoğunluk vardır ki onlar büyük ölçüde Halk Müziği ile Halk Edebiyatı ile beraberdir. Benim annem yarım saat konuştuğumuz zaman beş tane atasözü kullanıyor. Ben burada saatlerce üniversitelerde hocalık yapan arkadaşlarımla konuşuyorum ama hiç atasözü kullanılmıyor. Bu şu demek; halk hala Halk Edebiyatı ile beraberdir. Her hangi bir sanatçının söylediği Türk hafif müziği parçasıyla bir uzun havanın bir ağıtın söylenmesi esnasında lütfen izleyicilerin tavrına bakın. Halk müziği eserleri huşu ile dinlenir. Demek ki Halk Edebiyatı bizim duygu dünyamıza hitap ediyor.
Türkü barlar da, minübüs yazıları da
Duygu dünyamız var olduğu sürece Halk Edebiyatı'mız da var olacaktır. Tabii artık kimse sazını alıp sırtına köy köy dolaşmıyor aşıklık geleneğini devam ettirmek için. Türkü barlar var istanbul'da. Mesela minibüs yazıları. Bunları yazanların bir kısmının tahsili yok. Ama halkımızın felsefesini anlatan o kadar güzel sözler var ki... Tabii değişim de deformasyon da kaçınılmaz.
'Halk edebiyatı markamız olacak'
Daha önce Folklorumuz ve Erzincan, Karacaoğlan, Dadaloğlu, Gevherî, Erzurumlu Emrah, Ruhsatî, Sümmânî, Pir Sultan Abdal adlı kitapları yayınlanan, bunun yanı sıra Türk Dili ve Edebiyatı Ansiklopedisi'nde çeşitli maddeler yazan ve halen Kocaeli Üniversitesi'nde Türkçe okutmanlığı yapan Nurettin Albayrak, genç nesilden de, gelecekten de umutlu konuşuyor: "Kültürsüz bir nesil yetişiyor. Yeni nesil malesef kültüründen; hem Halk Edebiyatı'ndan hem de Divan Edebiyatı'ndan bihaber yetişiyor. Bu alakasızlık sadece Halk Edebiyatı alanında değil de üstelik, her alanda. Türkiye bir geçiş dönemindedir. Ama gelecekte mutlaka bunlara dönülecektir. Halk Edebiyatı toplumun özünü yansıtması bakımından da globalleşen dünya içinde Türk gençlerinin adeta markası olacaktır. Bu kanaatimi hiç yitirmedim. Bu güzellikler bir gün geri dönecektir bize. Şöyle bir söz vardır ben her zaman doğruluğunu savunurum: "Siz eğer iyi bir eser yazmışsanız o, eleştirmenini bir gün mutlaka bulur." İnşallah o günleri de göreceğim. Bu kitap da o günler için yazılmış bir kitaptır. Kitabı özellikle gençlerin okumasını istiyorum."
|
|
|
![]() |
|
|
|
|