AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ
Bugünkü Yeni Şafak
Y A Z A R L A R
Şu Çılgın Türkler

İsim, daha çok, "Kara Murat" filmlerindeki o şablon repliği hatırlatıyor. Hani, Bizans tekfuru rolünde rahmetli Turgut Özatay, tek tabanca savaşan Kara Murat önünde bozguna uğramış askerlerine çıkışır ya... "Ben size dememiş miydim? Bu Türklerle başedilmez!" diye...

O replik işte.

Ben Turgut Özatay'ın yerinde olsaydım bu sahneyi oynamazdım.

Turgut Özakman'ın yerinde olsaydım da, kitabıma "Şu Çılgın Türkler" ismini koymazdım.

Refikimiz Akşam, Özakman'ın beş ayda 38. baskıya ulaşan romanı "Şu Çılgın Türkler"in, Türkiye'de giderek yükselen "ulusalcılık" dalgasının simgesi haline geldiğini yazıyor.

Hiç bu gözle bakmamıştım.

Hemen hemen bütün oyunlarını izledim, "Resimli Osmanlı Tarihi"ne bittim mesela, neredeyse bütün kitaplarını okudum, ama Özakman o kadar da parlak, nasıl derler, bir siyasal mücadelenin idolu olabilecek cesamette bir yazar değil.

Bir yazar sadece.

Üstelik, Ankaralı bir yazar.

Ulusalcıların "başucu kitabı" kitabı olan romanı "Şu Çılgın Türkler" de, evet iyi anlatılmış, iyi kotarılmış, iyi derleştirilmiş ama, sıradan bir kitap.

Refikimizden öğreniyoruz ki, Cumhurbaşkanı Sezer, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli yazarı bizzat arayıp tebriklerini sunmuşlar. CHP Genel Başkanı Deniz Baykal da, "Şu Çılgın Türkler"in ders kitabı olarak okutulması önerisini getirmiş; "Başbakan olsam, hiç düşünmem, bunu yaparım" demiş.

Kitabı okurken tüyleri diken diken olan ATO Başkanı Sinan Aygün, "İyi ki Türk doğmuşum" diyor.

Peki, İlhan Selçuk ne diyor?

Vaktiyle Hitler nasyonalizmine övgüler düzmüş bir gazetede otuz küsur yıldır aynı istikrarla, hiç değişmeden, değişmemeyi marifet belleyerek yazan, çok partili sistemin "Osmanlı gericiliği" olduğunu söyleyen, "irticayı faşizmden daha tehlikeli" bulan, YÖK'ün demokratik bir kurum olduğunu ileri süren, 28 Şubat'ın "dinci darbeyi önlemiş ve yürürlükteki yasaların uygulanmasını sağlamış demokratik bir müdahale" olduğunu savunan İlhan Selçuk? "80 yıldır beklenen kitap, bu kitabı okuyun, çocuklarınıza okutun, dostlarınıza armağan edin" diyor.

Turgut Özakman'ın çabasını küçümsemek için söylemiyorum elbette; temiz dil, temiz Türkçe, akıcı kurgu, İlhan Selçuk'un da belirttiği gibi "roman diline dönüştürülmüş bir belgesel" ama asla roman değil.

Bunu, Özakman'a ve kitabına hayranlığını sunan Hürriyet'in şair-külhan-entelektüel yazarı da itiraf ediyordu: "Turgut Özakman'ın romanını ister klasik, ister modern olsun standart roman olarak okumamız, değerlendirmemiz mümkün değil."

Niçin değil?

Çünkü tarihsel gerçekler, fictif ögelerin önüne geçiyor. Roman, "kurgulanan" bir şey oysa. Özakman kurgulamıyor. Zaten kurgulanmış şeyi, daha doğrusu yaşanmış bitmiş olayları "roman" formu içinde aktarıyor.

Hakkını teslim edelim, iyi aktarıyor.

Baykal Başbakan olunca "Şu Çılgın Türkler"i ders kitabı olarak müfredata soksun, o zaman yazarın "tarih" anlayışını, olaylara nesnel bakıp bakmadığını, niçin rezervli/ideolojik bir tarihçilik olamayacağını tartışırız; kaldı ki yakın geçmişimizi Özakman'dan öğrenecek değiliz...

Ben (bu vesileyle) size Millî Mücadele tarihimizi anlatan bir romandan, en az Özakman kadar Atatürkçü, en az Özakman kadar ulusalcı Bekir Büyükarkın'ın "Bozkırda Sabah" adlı romanından haber vermek istiyorum.

Hem temiz dil, temiz Türkçe ve olanca çıplaklığıyla "tarihsel gerçekler", hem de başarılı bir roman.


11 Ağustos 2005
Perşembe
 
AHMET KEKEÇ


Künye
Temsilcilikler
Abone Formu
Mesaj Formu
Online İlan

ALPORT Trabzon Liman İşletmeciliği

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Sağlık | Arşiv
Bilişim
| Dizi | Çocuk
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED